05 Ekim 2019 00:00

Torku’yla Hamidiye arasında çok acul durumlar

Paylaş

Tunç Soyer’in 9 Eylül- İzmir’in kurtuluşu kutlaması sırasında yaptığı dansı “200 yıllık acul batıcılaşma hikâyemizin bütün paçozluğunu özetleyen bir sahne” diye yorumlayan AKP’li vekil Markar Esayan’dan, Kısıklı’daki bir markette sepetini Torku mamulleriyle doldururken görüntülenen, takım elbiseli aile babasını batılılaşma-modernleşme hakkındaki nezih yorumlarıyla analiz etmesini bekleyemeyiz. O bir iktidar partisi üyesi ve iktidarla ilgili hiçbir analiz nesnesine mesafe koyabilecek durumda değil. Ama biz koyabiliriz. Tunç Soyer’in bisikletle işe gitmek veya dans etmekle göstermeye çalıştığı şeyde de, Erdoğan’ın İmamoğlu’nu taklit ederek markette, evet özellikle markette "halkçılaşma” mesajı vermeye çalışırken Torku mamulü üzerinden yürüyor olmasında da bir sakillik bulmakta serbestiz. Biri kültürel kodlu bir özgürleşme profili çıkarmaya çalışırken diğeri kendi kültürel normlarıyla kalkınma modeli arasında kopmaz bir bağ varmış gibi davranmaya çalışmaktadır. Kravat iğnesi yolları, köprüleri nereye tutturuyorsa Torku metasını da oraya iliştiriyor. 

Acul batıcılaşmadan tiksinti duyan taraf daha önemli şimdi. Kendisi dışındaki herkese ‘algı yapmayı’ yasaklayan ama Türk siyasi literatürüne armağan ettiği bu tanımın suyunu çıkaran taraf iktidarda çünkü. Memleketi birkaç yıldır Başkanlık sistemini, tek adam rejimini inşa edebileyim diye referandumlarla, ardı ardına gelen seçimlerle, günde bilmem kaç nutukla yorayım derken nihayet kendisi de tükenmişlik sendromu alarmı veren iktidar gücü için, kimsenin aşamayacağını sandığı çıta, ayağa dolanan şart haline geldi. Muhalefet bu çıtayı yüzde 40 artı 1’e indirsin, beni yeniden başkan yapsın, ben ayrılamıyorum ama küçük ortak benden gitsin temennisi Bilal’in babası olarak görünmekten daha fazlasını gerektiriyor. Öyle ki yakında ‘acul batılılaşma’nın yüzer gezer kodları bile ilk yardım hizmeti görebilir. Güvenlik sorun edilmezse bisikletle işe gitmeler, alışverişe kotla çıkmalar filan! ‘Biz bu kente ihanet ettik’ten dikey mimari eleştirisine kadar neler duydu, gördü bu kulaklar ve gözler. O halde neden olmasın? Huylu huyundan o kadar kolay vazgeçmiyor. 

Siyasi ve mahrem akrabalık ilişkileri sapasağlam kalmak suretiyle nesnelere özel güçler vehmedebilir bu huy. Hatta bütün bu nesneler bu amaç için hizaya girer; giremeyenler elenir. MEB 10 öğrenciden dördünün okuduğunu anlamadığını tespit etmişti. Durumu okuduğunu anlamayan çocuklarınınkinden daha vahim ana babalara ‘bu Torku sütü alın’. Bisküviyi, yoğurdu hepsini, Torku olan ne varsa alın pozuyla seslenmenin muhtemel getirisi ile yüzde 40 artı 1 temennisinin harmanlanmasından ortaya çıkan manzaranın ne olduğunu sanıyoruz ki? Her zamanki gibi gibi. Markette sepet dolduran bir aile babası halka yakındır nihayetinde. Sepetteki Torku da cana yakın.  

Torku ambalajlarıyla poz verdiği sırada THY’nin İBB’nin malı Hamidiye Su’yu uçaklarda servis etmeyeceği haberi yer aldı. Gerçi THY uçaklarda değil yer hizmetlerinde bir değişiklik olduğu yolunda bir açıklama yaptı ama Hamidiye Su’ya mesafe koyan birkaç şirketin daha adı çıktı. Kinimiz siyasetimizdir kayırmacılığının nesnelere hınçlanmakla teselli bulan bir acullük bu. Doğrusu bunun yanında Tunç Soyer’in ne kadar moderniz, Avrupaiyiz nispeti kimseye zararı olmayan bir masumiyet düzeyinde kalıyor. O da bu ‘paçozluğu’ yapmasa iyiydi de yapıyor işte. 

Paçozluk demişken yine… Pelin Cengiz’in Artı Gerçek’te anlattığı gibi  Karbon emisyonu salımı konusunda hile ve hurda yaptığı ortaya çıktığı için Avrupa’nın hiçbir ülkesinde barınamayan Volkswagen firmasının 40 bin araçlık garanti ve 400 milyon euroluk teşvikle Manisa’da konumlanmasının yolu açıldı. Markar Esayan’ın batılılaşmanın paçoz hikayesine ne gibi ek yapacağı da merak konusu olur artık. AB 2030 yılı karbon emisyon hedeflerini tutturmak için, yüksek karbon salımına yol açan endüstrileri Avrupa dışına atmaya çalışırken kötü ünlü şirkete Türkiye’de yer ve taahhüt göstermenin yerli milli, nezih; “tekniğini alalım da kültürü kalsın” türünden bir batılılaşmaya uyup uymadığını sormayalım mı? Tanzimat’tan bu yana teknik ve kültürün jiletle kesilip atılabileceğini veya metaların, ortamda, alıcısının profilini yontarak dolaşmayacaklarını zannedenler, üzerine tesettür geçirilmiş ne Torkular hayal ettiler. Ancak eloğluna vardı diye paçoz muamelesi çekilen Belediyeler, Hamidiye’ler olmamıştı hiç. AKP türü kalkınmacılıkta geçmişinde ve şimdisinde Nazi destekçiliği olan bir firmanın Türkiye’de ağırlanması da, Orman Bakanı’nın bindiği uçaktaki gamalı haç da sorun teşkil etmez. Ama amblemine baktıkça tek adam rejiminin tutmadığını hatırlatan bir Hamidiye… işte o batar. Daha bir yerli millidir halbuki!

Ne paçozluklara kaldık.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa