26 Ağustos 2019 07:10

“Erkeklik” ve ikiyüzlülüğün futboldaki yansımaları

Paylaş

Galatasaray’ın transfer etmeye çalıştığı Falcao, sarı-kırmızılı kulüple prensipte vardığı anlaşmayı “Karımı ve kızlarımı da düşünerek kararımı verdim” ifadesiyle gerekçelendirmişti. 33 yaşındaki Kolombiyalı golcü, kariyerinin son sözleşmesini yapmak istediğini, Galatasaray’ın da bunun için kendisine 3 yıllık cömert bir sözleşme önerdiğini, ailesini düşünerek böyle bir karar aldığını ima ediyordu. Bu açıklama pek çok Galatasaraylıyı sevindirmişti ancak futbol taraftarlığında sevinci ortaya koymanın yolları çeşit çeşit olmakla birlikte birçoğu maalesef futbolun dibine kadar batırıldığı cinsiyetçilikle malul durumda. Bu yüzden Twitter’daki çok takipçili taraftar hesaplarından birinin Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Başakşehir kulüplerinin hesaplarını etiketleyerek yaptığı “Sizi düşünüyor” paylaşımı beni hiç şaşırtmadı. Binlerce kişiden etkileşim alan (retweet, like), epey beğenilen bu paylaşım, futboldaki egemen erkekliğin düşünme biçimini yansıtması bakımından önemliydi.

Rakip takıma gol atan futbolcusunu, o takımın “kocası” ilan eden bu anlayış, Falcao’nun büyük bir sevgiyle bahsettiği eşi ve kızlarını, kendisi (egemen taraftarlık kültürü) için nefret özneleri olan rakip kulüplerle eşleştiriyor ve böylece nasıl oluyorsa onları aşağıladığına inanıyor. Bu “aşağılama harekatı” söz konusu anlayışın kadına bakışının saf halini özetliyor ki bu hal tribünlerde tecavüz göndermeli tezahüratlarla, futbol jargonuna yerleşen sayısız “koymalı, çakmalı” ifadeyle kendisini gösteriyor.

Şimdi aynı hesabın Emine Bulut cinayeti sonrası yaptığı paylaşıma bakalım: 

“Taraftar grupları ortak bir bildiri altında toplanıp büyük bir tepki gösterelim. İnsanlar bu ülkeye dair umutlarını yitirmek üzere. Kini, nefreti bir kenara bırakalım. En azından bir süreliğine.”

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bu ne ikiyüzlülük!

Bir yanda Emine Bulut’u katleden o rezil, utanç verici “erkeklik” zihniyetinin sözde kıvrak zekalı yılmaz savunuculuğu… Diğer yanda cinayet sonrası oluşan atmosferde daha önce “kadın” olmakla suçladığı (Evet, tam olarak böyle, bu anlayışta kadınlık bir suçlama, en büyük hakaretlerle eş değer, kanıtı da yukarıda) rakip kulüplere “ortak tepki gösterme” çağrısı…

Bu ikiyüzlülüğü başka nerelerde görüyoruz biliyor musunuz?

  • Aylardır İstanbul Sözleşmesi’ni, 6284 sayılı yasayı, nafaka hakkını diline dolayan, boşanmaları dünyanın sonu gibi gösteren iktidarın Emine Bulut cinayeti sonrası yaptığı açıklamalarda,
  • Nafaka hakkına karşı yürütülen mücadelenin sözcüsü olan medya organlarında… Onların “namus cinayeti”, “aşk cinayeti”, “nafaka cinneti” gibi haberlerinde,
  • Ve elbette futbolu yönetenlerde. Ardı ardına kulüplerden yapılan açıklamalarda, TFF’nin aldığı maçları 1 dakika geç başlatma kararında.

Kulüpler ve TFF bu tepkileri göstermeseydi daha mı iyiydi? Elbette değildi, iyi ki bu refleks gösterildi ama sadece infial anlarında ortaya çıkıp geri kalan dönemlerde Emine Bulut’u katleden hakim erkeklik zihniyetini güçlendirmek için çaba sarf ediyorsanız kimse sizi inandırıcı bulmaz. Neticede bir adım ileri gidilmez, sadece cinayet haberleri bir şekilde gündem olmayı “başarırsa” açıklama yapıldığıyla kalır.

16 Temmuz tarihli “Kadın futbolunun hakkı” yazısında 1921 yılında İngiltere’de kadınların futboldan federasyon eliyle nasıl dışlandığına ve kadınlardan arındırılan futbolun bugünkü “maço” karakterinin nasıl inşa edildiğine vurgu yapmıştım. Erkekler, futbolu kadınlara karşı iktidarlarını güçlendirmenin araçlarından ve alanlarından biri olarak görüyor. Küfürleri, hakaretleri, erkekliği ve kadınlığı tanımlayış biçimleri, tezahüratları ve jargonlarıyla bu “kazanılmış mevzi” üzerindeki egemenliklerini kaybetmemek için her şeyi yaptıkları gibi, burada elde ettikleri gücü toplumun diğer alanlarına da yansıtmaya çalışıyorlar. Bu, itiraf edilmese de bilinçli ve sistemli bir operasyon. O yüzden ortadan kaldırılması ya da geriletilmesi için bu gerçekliğin kabullenilmesine ve samimi bir özeleştiri sürecine ihtiyaç duyuluyor. Şu an bunun çok uzağındayız ama tüm dünyada “eşit haklar” mücadelesi yürüten kadın futbolunun sesleri, umudun da taşıyıcısı konumunda.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa