24 Ağustos 2019 07:55

Usul esası önceler

Paylaş

Sayın Feyzioğlu bu oyunu yanlış oynuyorsunuz. Ve bu yanlış oyun ne ülkeye ne de bizzat size bir yarar sağlayabilir.

Sarayda, bir yanı ile cumhurbaşkanı olmakla beraber, özellikle diğer yanı ile de bir parti başkanının himayesinde yapılacak toplantıya katılma gerekçesini sorularla meşrulaştırmaya çalışmanız ülkenin içinde bulunduğu şartlar göz önüne alındığı zaman inandırıcı olmaktan çok uzaktır.

Madem sorularla ilerliyoruz ben de aynı yöntemle size bir soru sorayım. Hukukun en temel prensibi usulün esası öncelemesi değil midir, sayın başkan?  Evet, usul esası önceler, yani usul esastan önce gelir. Sizin de hukukçu kimliğinizle, yönelimlerinizi hukukun bu çok temel ilkesiyle belirlemeniz gerekmez mi? Siz tabii hukukçu olarak bu prensibi esnetmeye çalışabilir ve görece başarabilirsiniz de. Ama unutmayın ki reform yapılabilmesi için öncelikle yönetimin demokratik bir yapı üzerine oturtulması gerekir. Demokratik olmayan bir yapı, sizin karşılıklı görüşme ile varılacağını söylediğiniz ya da umduğunuz reformist açılıma olanak sağlayacağı söyleyebilir. Ama geçmişte de çok görüldüğü üzere, bu bir vaattir ve denetimi yoktur.

İşte tam da bu noktada iki açıdan sizi uyarıyorum. Birincisi, halka yönelik önerdiğiniz kurgulu ankete halktan önce kesinlikle siyasi lider olumlu yanıt verir, çünkü bu yolla duruma hâkim olacağını bilir. Hatta sizin kafanızdaki şekli de enine boyuna tartışır. Peki, ürünün aynı şekilde olacağının garantisi var mı? Sonucu kim denetleyecek? Çalışan bir parlamentomuz, bağımsız bir yargı organımız, özgür medyamız ve özgür akademik dünyamız var mı? Hukuk reformu önce bunların özgürleştirilmelerini gerektirir ki, sürece ve sonuca toplum olarak hâkim olalım. Tartışılsın peki, ama sonucu kim denetleyecek!

Ayrıca, sürece ve sonuca toplum olarak hâkim olmak bir demokratik yürüyüş teamülüdür. Siz siyasi lider ve çevrelerle konuşularak sonuç alınabileceğini ifade ederken, farkında olmadan ya da olarak, devreye sokmaya yeltendiğiniz sürecin demokratik olmadığını söylemiş oluyorsunuz. Size sormazlar mı, sürecin demokratik işlemediği bir ortamda sonucu nasıl garanti edebilirsiniz? Kaldı ki, görüşme ve diyalogunuzla sonuç görüşmede ileri sürülen önerilerin kabul edilmiş şekli ile de oluşsa, toplum niçin ve hangi gerekçe ile sizin kişisel ya da dar çerçevede geliştirmiş olduğunuz ve sizin çok değerli görebileceğiniz fikirlerinizi makbul addetsin ki? O nedenle, lütfen kendinize olağanüstü nitelik vehmetmeyin ve enerjinizi çok daha ufak kişisel sorunlarınızın çözümüne saklayın.

Sürecin demokratik olması ve işletilmesi salt önümüzdeki hukuk reformunda değil, her alan ve konuda çok değerlidir ve yaşamsaldır. Son AYM kararlarına karşı üniversitelerimizin rektörlüklerinin hukuk dışı ve üniversiteyi bağlayamaması gereken bildirilerinin nasıl tetiklendiği herkesin tanık olduğu bir antidemokratik tutumdur. Halkın oyları ile işbaşına gelmiş olan üç belediye başkanının görevden alınması sizce hukuki süreç dâhilinde mi gerçekleşmiştir? Hukukçu olmasına da gerek olmadan, herkesin düz mantıkla dahi bildiği ve dillendirdiği üzere, bu kişiler için bir yargı kararı olmadan ve suçlulukları kendilerine oy vermiş olan halk nezdinde kanıtlanmadan görevden azilleri sizin vicdanınıza sığıyor mu da, önce süreci demokratikleştirmeden müzakere ile tam bir felaket haline gelmiş olan sistemin ıslah edilebileceğini düşünme gafletine savrulabiliyorsunuz?

Sayın Feyzioğlu siz çok önemli bir kurumun başkanısınız. Bu sıfatınızın olaylar ve çeşitli kararlar karşısındaki tutum ve durumunuz bizzat sizin ve çevrenizin hukuk anlayışının aynasıdır. Dâhil olduğunuz kurum siz ve tüm arkadaşlarınızla, hangi görüşte olursa olsun, önce ve kesinlikle hukuk kuralı olarak usule uygun davranılmasında önayak olmalı ve aksi davranışlarda tepki koymalıdır. Diğer sivil ya da yarı kamusal oda veya birlikler kararlarında kendi gruplarının çıkarı doğrultusunda hareket ederken genel toplumsal çıkara bazen ters dahi düşebilirler. Ancak, sizler grupları değil, bir sistemi, hukuk sisteminin namusunu temsil ediyorsunuz. Sizler birinci derecede avukatların kişisel çıkarlarını değil, hukuk sistemini temsil ve koruyor olmalısınız. Çünkü hukuk sistemi çökerse avukatlık mesleğinin de, münferiden kişilerin de çıkarı çiğnenmiş olur. Hal böyle olunca, lütfen hukuk sistemi dendiğinde salt mevzuat ya da uygulama değil de, daha geniş perspektiften meseleye yaklaşım yaparak, hukuk sisteminin oluşturulduğu ve uygulandığı siyasi-yönetsel yapıyı dikkate alarak, hukuk reformu yapacak olan organın bizzat kendisinin hukukiliğini sağlamaya çalışmalıyız, şeklinde düşünseniz, lütfen!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa