31 Temmuz 2019 04:22

Fırat'ın doğusuna Rusya destekli operasyon olabilir mi?

Paylaş

Rusya Genelkurmay Başkanlığından yapılan “Türkiye’yle Suriye’deki hedeflere karşı ortak operasyonlar düzenliyoruz” açıklaması, iktidar ve destekçisi medya organlarında Fırat’ın doğusuna olası operasyona Rusya’nın destek verebileceği konusunda bir beklenti yaratmış görünüyor. Dün bu yazı yazıldığında daha toplanmamış olan MGK’nin de en önemli gündemini Fırat’ın doğusuna operasyon konusu oluşturuyordu.

Öyleyse uzatmadan soralım: Rusya’dan yapılan açıklama ne anlama geliyor?

Daha da önemlisi bu açıklamadan Rusya’nın Fırat’ın doğusuna olası operasyonu destekleyebileceği sonucu çıkarılabilir mi?

Sputnik’te yer alan habere göre, Rus Genelkurmay Yetkilisi Rudskoy, “Türk meslektaşlarımızın yardımıyla teröristlerin ateş güçlerinin, askeri araçlarının, silahlarının ve teçhizat depolarının yerlerini belirlemek ve bunlara nokta atışı operasyonlar düzenlemek adına tedbirler almaktayız” açıklamasını yapıyor ve bu kapsamda “Hama’nın kuzeyindeki bir köye roket saldırısı düzenlemeye hazırlanan militanlara, alınan istihbarat üzerine operasyon düzenlendiğini” belirtiyor.

Öncelikle burada Hama üzerinden verilen örnek bize Rusya’nın “terörist güçler” olarak tanımladığı hedeflerin radikal İslamcı gruplar olduğunu gösteriyor. Ancak yine de özellikle İdlib konusunda Türkiye’nin Soçi’deki zirvede verdiği taahhütleri yerine getirmediğine dair çokça eleştirinin yapıldığı bir dönemde bu açıklama, Rusya’nın Türkiye ile iş birliğini sürdürme tutumunu ortaya koyması bakımından önem taşıyor.

Peki, Rusya’nın bu tutumu Fırat’ın doğusuna operasyon için desteğe dönüşebilir mi?

Türkiye’deki kimi “strateji uzmanları” Erdoğan iktidarının ağustos ayında yapılacak toplantıda Astana’daki ortaklarını-Rusya ve İran’ı- ikna ederek Suriye Demokratik Güçlerinin yönetiminde bulunan bölgelere operasyon düzenlemesi beklentisini ortaya koyuyorlar.

Özellikle Rusya’nın Afrin sürecinde verdiği destek, iktidar ve destekçisi çevrelerde Fırat’ın doğusu konusunda da beklentileri yükseltmiş olabilir. Ancak Afrin’e bakarak Fırat’ın doğusu için sonuçlar çıkarmaya çalışmak yanıltıcı olacaktır.

Yanıltıcı olacaktır, çünkü Afrin sınır güvenliği Rus birlikleri tarafından sağlanan, dolayısıyla Kürtlerin ABD ile iş birliği yaptığı alanların dışında kalan bir bölgeydi. Ve zaten Afrin operasyonuna Rus ‘olur’unun arka planında Türkiye ve ABD’nin askeri olarak karşı karşıya gelebileceği bir sürecin önünü açma hesabı yatıyordu. Yoksa Suriye rejimi ve İran’ın, Türkiye’nin ve desteklediği radikal İslamcı güçlerin bölgede kalıcı olacağı kaygısıyla ciddi itirazlarına rağmen Rusya’nın Afrin operasyonuna yeşil ışık yakması mümkün değildi.

Burada Türkiye’yi ABD ve NATO ile karşı karşıya getiren Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alınması anlaşmasının da Afrin operasyonundan sonra yapıldığını hatırlatmak gerekiyor. Dolayısıyla Rusya’nın bölgede NATO üyesi Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirip ABD stratejisini geriletmek için Suriye rejimi ve İran’a rağmen Afrin’i verdiğini söyleyebiliriz.

Rusya’nın Fırat’ın doğusuna operasyona destek vermesinin mümkün olup olmadığına geçmeden önce, bugünkü koşullarda Rusya tarafından desteklense bile, ABD ikna edilmeden böylesi bir operasyona girişmenin sonuçlarının Afrin’den çok farklı olacağı vurgulanmalıdır. Çünkü böylesi bir girişim ABD ile askeri olarak karşı karşıya gelme, aradaki gerilimi daha üst bir boyuta taşıma anlamına gelecektir. Elbette bunu ABD de istememektedir, bu nedenle Trump yönetimi, Erdoğan iktidarını Kürtleri sınırdan uzaklaştıracak ve güçlerini sınırlayacak bir ‘güvenli bölge’ konusunda ikna etmeye çalışmaktadır-ki, ABD’nin Rusya’nın hesaplarını bozmak ve İran’ı kuşatma stratejisinin başarısı için Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu unutmamak gerekiyor.

Rusya’nın Fırat’ın doğusuna operasyona dair nasıl bir politika izlediği ya da izleyebileceği konusunda ABD’nin Suriye’den çekileceği açıklamasından sonra ortaya koyduğu tutuma bakmak fikir verici olacaktır. Putin, ABD’nin çekilme açıklaması sonrasında operasyona hazırlanan Erdoğan iktidarına ‘Adana Mutabakatı’nı hatırlatmıştı. Yani, ABD çekildikten sonra Suriye’nin sınır güvenliğinin Suriye rejimi tarafından sağlanması gerektiğini söyleyerek operasyona karşı çıkmış ve bu temelde SDG ile kimi görüşmelerin yapılmasına da önayak olmuştu.

Burada söylenenlerden Rusya’nın, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon girişimleri üzerinden bir baskı ve tehdit oluşturmasına karşı olduğu sonucu çıkarılabilir mi? Hayır. Aksine Rusya, Türkiye’nin operasyon tehdidini ABD’nin hesaplarını bozmak ve Kürt güçleri üzerinde Suriye rejimi ile uzlaşma konusunda bir baskı oluşturmak için kullanmak istiyor. Bu bakımdan önümüzdeki dönem bu tehdidin devamı için Türkiye’nin sınırlı müdahalelerine destek vermesi de mümkündür. Ancak ABD ile askeri olarak karşı karşıya gelineceği de göz ardı edilmeden bu konuda olası destek gündeme gelse bile bu desteğin oldukça sınırlı kalacağı aşikârdır.

Toparlamak gerekirse, Rusya, Türkiye’nin Fırat’ın doğusu üzerinde baskı ve tehdit oluşturmasını istese de bunun Türkiye ve desteklediği cihatçı grupların Fırat’ın doğusunu ele geçireceği ve dolayısıyla Suriye’de çözümü zorlaştıracağı bir noktaya evrilmesini istemeyecektir.  Ötesinde bu kez Rusya istese bile, bu operasyona karşı olan Suriye rejimi ve İran’ı Afrin’deki gibi durdurması da kolay olmayacaktır.

Bugün ülkedeki iktidarın, hiçbir sorununu çözmeyeceği ortada olan ve dahası Türkiye’yi emperyalistler arası egemenlik mücadelesi ve bölgesel savaş tehdidinin içine çeken bu politikada neden ısrar ettiği de bilinmez değildir. Çünkü başlayan çözülmeyi durdurmak ve egemenliğini devam ettirebilmek için savaştan başka çıkar yol görmüyor!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa