25 Temmuz 2019 07:48

Özgürlük, daha fazla özgürlük

Paylaş

1789 Fransız Devrimi’nin “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganını hatırlayalım.

Sonra da, Avrupa Konseyinin, çoğulcu demokrasiyi anlatan “Herkes Farklı, Herkes Eşit” sloganını…

Yangın var ve nefes almakta zorlanıyoruz, memlekette.

Yangın, özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve barış yokluğunu ifade ediyor.

Gelin bu konuyu konuşalım bu hafta.

1. Dünya Savaşı bitiminde, 1919 yılında kurulan, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın (ILO) ilk cümlesinde, barışın temelinin sosyal adalet ilkesi olduğu vurgulanıyordu: “Evrensel ve kalıcı bir barışın ancak sosyal adalet temeline dayalı olması nedeniyle…”

Bu açıdan bakalım, önce.

Yangın yerindeki ilk durum şudur: Avrupa İstatistik Ofisinin 2017 yılına ait gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçları, Türkiye’nin 34 Avrupa ülkesi içerisinde, gelir dağılımı eşitsizliğinde ikinci sırada bulunduğunu gösteriyor. Buna göre, TÜİK verileri, 2017’de Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik kesimin, gelirin yüzde 47.4’ünü, en yoksul yüzde 40’lık kesimin ise  toplam gelirden yüzde 17 pay aldığını gösteriyor.

İoanna Kucuradi Hocam’dan ödünç ile, “Sosyal adalet bir ilkedir, gelir dağılımı adaletsizliği ise bir durumdur.” hatırlatmasında bulunuyorum sadece. Öyle vahim bir durumdur ki sevgili okuyucular, İLO, barışın yokluğu olarak ve savaşların nedeni olarak bu durumu vurguluyor.

Eşitlik ilkesini bir kez daha hatırlayalım.

İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin de 1. maddesini birlikte okuyalım. Haklarda ve onurda eşitlik ve kardeşçe davranma vurgusuna bakalım… “Başlangıç” bölümündeki barış için haklara ve özgürlüklere yapılan vurguya… 28. maddedeki hak ve özgürlüklere dayalı bir düzenin insan hakkı olarak nitelendirilişine…

İkinci bir boyut var ve insan haklarının evrensellik, bütünsellik, birbiriyle irtibatlı oluş ilkesiyle birlikte düşünülmesi gerekiyor:

Eşitliğin yanında, özgürlük ilkesini hatırlayalım.

Bu alanın da temelinde ana özgürlük olarak ifade özgürlüğü var. AİHM, ifade özgürlüğünün demokrasi ile ilişkisini kurduğu Handyside/Birleşik Krallık kararında (başvuru no: 5493/72, 7 aralık 1976), paragraf 49’da, “İfade özgürlüğü toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan, (demokratik toplumun) ana temellerinden birini oluşturur.” demektedir. 

Ama aynı zamanda BM İnsan Hakları Komitesinin 10’nolu genel yorum yerine kabul ettiği 12 Eylül 2011 tarihli 34’No’lu genel yorum paragraf 2’de vurgulandığı gibi, özel yaşama saygı (17), din ve vicdan özgürlüğü (18), yönetime katılma (25), kültürel haklara sahip olma (27) gibi her türlü insan haklarının kullanılması için de bir ön koşuldur ifade özgürlüğü… Görüldüğü gibi, ifade özgürlüğünün temel değer olma ve ön koşul olma özelliği vardır.

İlgili paragraf şöyledir:

“2. görüş oluşturma ve ifade etme özgürlüğü, kişinin eksiksiz gelişimi için vazgeçilmez koşullardır. Bunlar, her toplum için temel önemdedir. Söz konusu özgürlükler özgür ve demokratik her toplumun temel taşlarıdır. Bu iki özgürlük birbiriyle yakından ilişkili olup, ifade özgürlüğü, görüş oluşturulmasında ve alışverişinde gerekli aracı sağlamaktadır.

3. ifade özgürlüğü, saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerinin yaşama geçirilmesinde gerekli koşuldur; saydamlık ve hesap verebilirlik ise, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi açısından zorunludur.

4. görüş ve/veya ifade özgürlüğü açısından güvenceler içeren diğer maddeler arasında 17, 18, 25 ve 27’inci maddeler de yer almaktadır. Görüş ve ifade özgürlükleri, geniş bir alana yayılan diğer insan haklarından eksiksiz yararlanılmasının zeminini oluşturur.

Örneğin, ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile oy hakkını yaşama geçirmenin ayrılmaz bir parçasıdır” (ihop.org.tr, ç. Metin Çulhaoğlu).

Sonuç yerine: Barış akademisyenleri kürsülerinden koparılıyor ve hapse atılıyor bu yangın yerinde.

Yazarlar, gazeteciler, siyasetçiler, avukatlar, öğrenciler, hak savunucuları düşünceleri nedeniyle hapiste…

Belirtilen durumda, düşüncemize göre, çözüm de, insan hakları, barış ve demokrasidedir.

O nedenle, selam olsun, barış için, “Bir arpa boyu yol gidebilmişim diyebilirsem, ne mutlu bana” diyebilenlere…

Selam olsun, barış için, “Sözün bittiği yerde değiliz, henüz sözün başladığı yerdeyiz. Vatandaş olarak, birey olarak haklarımızı, barış içinde yaşam talebimizi yükselteceğiz” diyebilenlere…

Selam olsun, “Çalıyorum kapınızı, / teyze, amca, bir imza ver. /Çocuklar öldürülmesin/şeker de yiyebilsinler...” diyebilenlere…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa