12 Temmuz 2019 03:20

Doğu Akdeniz’i paylaşım planları

Paylaş

Doğu Akdeniz’de doğal gaz sahalarının denetlenmesi için bölge ülkeleri ve enerji tekelleri arasında süren rekabet kızışıyor. Dünyanın büyük enerji tekellerinin tümünün gözlerini diktiği bu bölgede, Türkiye’nin de Kuzey Kıbrıs’ın talebi üzerine doğal gaz arayışına çıkması AB, Rusya ve ABD’nin tepkisine neden oldu. Karşı çıkan bütün ülkeler ortada bir “Kıbrıs sorunu” olmadığından hareket ediyor.

BÖLGESEL GERİLİM ARTIYOR

Son birkaç yıldır bölgede olup bitenlere bakıldığında Türkiye, izlediği neo-Osmanlıcı yayılmacı politikalar nedeniyle Doğu Akdeniz'deki paylaşımda tek başına kalmış görünüyor. Farklı konularda birlikte hareket ettiği AB, ABD ve Rusya son haftalarda sürekli Türkiye'yi Kıbrıs'ın egemenlik haklarınsa saygı duymaya çağırarak, doğal gaz aramalarına son vermesini istiyorlar. Türkiye'nin, bölgedeki zenginliklerin bölgede kalması gerektiği ve uluslararası hukuk yerine yayılmacı tarzda gemileri bölgeye göndermeye devam etmede ısrarcı olması durumunda Doğu Akdeniz'de dosttan çok düşman kazanacağı görülüyor. Zira, bölgenin yeraltı kaynaklarını üzerinde egemenlik kurmak için harekete geçen emperyalist devletler ve onların enerji tekelleri de, bölgenin doğal zenginliklerini sömürüp, kasalarına kâr olarak aktarmak istiyorlar.

Hal böyle olunca, Türkiye-Kıbrıs gerilimi bölgedeki gelişmelerin sadece küçük bir boyutunu oluşturuyor. Asıl büyük fotoğrafta, Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler arasındaki rekabet, büyük bir gerilimi bünyesinde taşıyor. İsrail ile Lübnan arasında bitmek bilmeyen gerilime şimdi de Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarının paylaşımı eklenmiş durumda. İsrail ile Mısır arasında her ne kadar bugün doğal gazın kullanım ve aktarımı konunda “bahar havası” yaşansa da rekabetin keskinleşmesiyle gerilim de artacak.

BÜYÜK FOTOĞRAFTA NELER VAR?

Büyük fotoğrafta, Doğu Akdeniz’in yakın gelecekte dünyanın önemli enerji havzalarından birine dönüşeceği görülüyor. Kimi kaynaklar, Suriye’nin asıl olarak Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle batılı emperyalist devletler tarafından işgal edilmek istendiğini yazıyor. Suriye’ye ait olan Doğu Akdeniz’deki parsellerde en az 700 milyar metreküp doğal gazın olduğu tahmin ediliyor.

Bernd Schröder’in “Telepolis.de” için kaleme aldığı değerli araştırmada, Levant bölgesi ülkelerinin yakın gelecekte Ortadoğu’nun yeni “enerji tankeri”ne dönüşeceğine dikkat çekilerek şöyle deniliyor: “Mısır, İsrail, Suriye, Lübnan, Kıbrıs ve Gazze-Şeridi’ni kapsayan alanda 2010 yılında toplam 3,5 trilyon metreküp doğal gaz rezervi keşfedilmiş durumda. Bu miktar bugüne kadar tespit edilen en büyük ikinci rezerv.”
Oliver Eberhardt’ın Neues Deutschland’da kaleme aldığı makalede de Rusya’dan sonra ikinci büyük rezerv olduğu ifade ediliyor. (26.02.2018)

Bu rezervlerden en fazla yararlanacak ülkelerin başında İsrail ve Mısır geliyor. Her iki ülke arasında politik açıdan pek çok anlaşmazlık bulunmasında rağmen, doğal gazın çıkarılıp pazarlanması için 2018’de anlaşmalar yapılmış. Dünyanın sayılı enerji tekelleri de bu anlaşmaların gereğini yerine getirmek için kolları sıvamış durumda.

AVRUPA PAZARINA ULAŞTIRMA PLANLARI

Bölgenin yanı sıra Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacını karşılamak üzere değişik planlar da hazırlanmış. Mısır’ın kontrol ettiği Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğal gazın Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya üzerinden ve Akdeniz’in altından Avrupa pazarına ulaştırmak için tam 2,2 bin km uzunluğunda bir boru hattının planları yapılmış durumda. Bu elbette uzun bir süredir Avrupa ile Asya arasında “enerji koridoru” olma planları yapan Türkiye’nin devre dışında kalması anlamına geliyor. Dışişleri Bakanlığı tarafından sondaj araştırmalarına tepki üzerine yapılan açıklamada amacın “Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminden dışlanma” olduğuna dikkat çekiliyor.
Keza İsrail de elde ettiği doğal gazı Avrupa’ya pazarlamak için bir rota arıyor. Bu rotanın da Mısır ve Yunanistan üzerinden olması istimali çok yüksek. Bu temelde görüşmelerin yapıldığı biliniyor.

Yunanistan’ın bazı adalarının etrafında da doğal gaz kaynaklarının bulunduğu Avrupa basınında yer aldı. Bütün bunları birleştiren eski Başbakan Aleksis Çipras, ülkesinin “Akdeniz’in Norveç’i olacağını” ileri sürmüştü. 

Yazılanlara bakılırsa emperyalist devletler ve uluslararası tekeller şimdilik Türkiye, Suriye ve Gazze-Şeridi’ni devre dışına itmiş görünüyor. İsrail’in itirazı üzerine Gazze-Şeridi açıklarında bulunan doğal gaz kanyakları pazarlanamıyor.
Güney Kıbrıs’ın ise yakın gelecekte bölgenin en önemli enerji ihraç eden ülkelerden biri haline gelmesi bekleniyor. Henüz kesin olarak tespit edilmemesine rağmen adanın etrafında büyük doğal gaz rezervlerinin olduğu tahmin ediliyor. 2010 yılında Afrodit bölgesinde 200 milyar metreküplük, 2018 yılında ise Calypso bölgesinde 170 milyar metreküplük doğal gaz rezervi bulunmuştu.

TÜRKİYE’NİN DEZAVANTAJLARI VE ÇARE

Öyle görünüyor ki; yakın gelecekte Güney Kıbrıs’ın yanı sıra İsrail ve Mısır bölgenin en önemli doğal gaz tedarikçisi ülkeleri haline gelecek. Elbette bölge üzerinde egemenlik kuran ülkelerin izin verdiği ölçüde. Uluslararası enerji tekellerinin tümü bölge üzerinde hesaplar yapıyor. Bu da bölge üzerine paylaşımın gelecekte sertleşeceğini gösteriyor. Akdeniz’de bir “enerji savaşı” hiç de ihtimal dışı değil. Bu süreçte Mısır ve İsrail’in bölgenin belirleyen ülkesi olmak için kıyasıya bir rekabet içinde olacak. Sahaya inmek için mücadele eden Türkiye ise pek çok dezavantaja sahip. Güney Kıbrıs şimdiden ABD, İngiltere ve Fransa’nın askeri üssü haline getirilmiş durumda. Bu nedenle Güney Kıbrıs ile muhtemel bir askeri gerilim, bu ülkelerin Türkiye’ye karşı harekete geçeceği anlamına geliyor. Özellikle AB, doğal gaz ihtiyacı konusunda Rusya’ya bağımlı olmaktan kurtulma ya da yeni bir seçeneğin ortaya çıkması nedeniyle Türkiye’ye karşı daha sert bir tutum içinde girebilir. Verilen mesajlar da bu yönde. Güney Kıbrıs’ta en büyük doğrudan yatırımcı ülke olan Rusya’yı da bunlara eklediğinde, Türkiye’nin dezavantajları daha iyi anlaşılacaktır.

Rekabet ve savaş planları yerine; Doğu Akdeniz gibi stratejik bölgede çıkan doğal gaz kanyaklarının, öncelikli olarak kıyıdaş ülkeler arasında nüfus oranlarına göre paylaştırılması en doğru olanıdır. Bölgede çıkan doğal zenginlikler öncelikle bölge halklarının hizmetine sunulmalı, refahı yükseltmek için kullanılmalı. Bu yapılmadığı sürece, daha fazla kâr ve nüfuza sahip olmak isteyen emperyalist devletler ve onların tekelleri süreçten kârlı çıkacaktır. Kaybeden ise bölge halkları olacak.

Enerji kaynaklarının savaşla paylaşılmasının sonunun felaket olduğunu yakın dönemdeki savaşlar ve işgaller gösterdi. Zira Doğu Akdeniz’de sınır ülkelerinin tümünün ihtiyacını karşılayacak yeteri kadar doğal gaz mevcut.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa