27 Haziran 2019 04:32

Gezi geçmişte kalan mıdır?

Paylaş

Gezi davası yeniden açıldı. Osman Kavala ile başlamışlardı, Yiğit Aksakoğlu’yu da eklediler tutuklu olarak dosyaya. Sonra da daha önce yargılanıp beraat etmiş insanları da katarak 16 kişilik bir dava oluşturdular. Bianet’in haberine göre,  iddianamede, ikisi tutuklu 16 kişiye “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme (TCK 312/2)” suçlaması yöneltildi.

O 16 kişinin adları şöyle: Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu, Ali Hakan Altınay, Mücella Yapıcı, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi, Mehmet Ali Alabora, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi.

Bu kişilere atılı diğer suçlar ise, mala zarar verme, nitelikli mala zarar verme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun’a muhalefet, nitelikli yağma (TCK 149), nitelikli yaralama (TCK 86), 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet şeklinde sayılıyor.

Geziden kalan, kendiliğinden, sayıları 10 milyona yaklaşan insanın 80 kentteki barışçıl itirazıdır. Ethem Sarısülük almış omuzlarına Ali İsmail Korkmaz’ı, Berkin Elvan’ı, dünyayı dolaşmaktadır. Devletin şiddetine maruz kalan ve yaşamını yitirenleri hatırlayınız…

Gezide, devlet dışı bazı aktörlerin uyguladığı şiddet yok mudur? Vardır. Birkaç küçük grubun gerçekleştirdiği eylemlerdir ama Gezi’nin genel karakteri şiddet değil, demokratik, barışçıl itirazlardır. Milyonlarca insanın katıldığı ve genel olarak barışçıl eylemliliklerden söz ediyoruz, istisnalardan değil.

Gezi davası nedeniyle Gezi günlerine döndük.

Fotoğrafa bakınız ve hatırlayınız. Ağaçları korumak için gövdesini buldozere siper etmiş bir milletvekili vardı. Bir hak savunucusu, zeki, cesur bir barış elçisi insan: Sırrı Süreyya Önder!

Salı günü kızı Ceren Önder babasıyla ilgili bir mesaj paylaşmıştı. Evrensel de yayımlanmıştı bu mesajı. Şöyle:

“Yarın salı, kapalı görüş salısı. Ben babama yazlık gömlek, ince çorap götüreceğim. Kara kış günü girdiği Kandıra’da yazı karşılayan, dün yaşadığımız hisleri çok daha önce yaşayalım diye denemediği çözüm, gitmediği yol, çalmadığı kapı, duymadığı küfür, almadığı tehdit kalmayan, haftada bir saatten fazla göremediğim, kendimi bildim bileli bir tatile çıkmamış, bir mülk almamış, kendinden başka her yere koşan, 7 aydır Kandıra’da tek başına hapis yatan babama. Neden orada biliyor musunuz. 12 Eylül’de tüm gençliğini neden yıllarca hapiste tükettiyse ondan. Kendi deyimiyle ‘O tozların getirdiği çamurdan’. Bir de mutsuzluğa karşı hissettiği borcundan.

Niyetim keyif kaçırmak değil, hepimiz umutla doluyuz ne güzel. Gülistanı kabristana çeviren, okunan mektupları istediği zaman suç, istediği zaman oy unsuru yapan ve hepimizin çok alıştığı o zifiri karanlıkla savaşını da aynı umutla verdi babam. Ömrü yettikçe de verecektir, gururluyuz. Dediğim gibi bizim hep borcumuz var.

Çünkü babamdan çok duyduğum cümle ‘Mutlunun mutsuza borcu var’ oldu hayatım boyunca. Biz yüzyıllardır bu mutsuz, sevmek nedir, hiç tanımadığı birinin hakkı için mücadele etmek nedir bilmeyen, hiç çıkar yokken verilen emeği anlayamayan zalim, sağır, kör karanlığa umudumuzla, mutluluğumuzla, beraberliğimizle borcumuzu ödüyoruz. Şu özlem olmasa. Hep dediği gibi, sevene de sövene de selam olsun”

Gezi günlerindeyiz!

Ve aleyküm selam, Sırrı Bey!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa