16 Mayıs 2019 04:01

Dolandırıcılık organizasyonu!..

Paylaş

Fikret Orman, Beşiktaş Genel Kurulunda muhalifler için, “Delikanlı gibi çıkın konuşun, onlar ancak karı gibi arkadan konuşurlar” diyor. Salondan tepki gelince “Özür dilerim, oruçlu olmama verin” diyerek adeta tüy dikiyor!.. Orucu mazeret göstererek yediği haltı düzeltebileceğini sanması başlı başına bir garabet. Erkek yoğunluklu salondan yükselen tepkilerin sebebi ise elbette kadınların aşağılanması değil, kadına benzetilmek... Eril tahakkümün yılmaz neferleri için kadına benzetilmekten daha alçaltıcı bir durum olabilir mi? Fikret Orman devam ediyor, “Özür diliyorum beyler” diyor. Bu kez de kadınları yok sayıyor. Kadınları aşağılıyor ama özrü erkeklerden dileyerek bir garabete daha imza atıyor. Bir erkeğin, üstelik de statü sahibi bir erkeğin kadınlardan özür dilediği nerede görülmüş ki zaten?

Cinsiyetçilik örnekleriyle “süslü” macera burada bitmiyor. Fikret Orman ertesi günü bir kez daha basın mensuplarıyla bir araya geliyor. Beşiktaş’a yeniden başkan seçilmenin rahatlığı ve sakinliği içinde. Genel kurulda ortam gerginleşince ağzından istemediği bir laf çıktığını söylüyor ve “Benim iki tane kızım var. Bütün bayanlardan özür diliyorum” diye devam ediyor. Sonunda kadınlardan özür dilemeye niyetlenmiş ama “bayan” diyerek onu da eline yüzüne bulaştırıyor.

Aynı konuşmada Futbol Federasyonuyla ilgili olarak şikayetini dile getirirken de ettiği laf şu: “Federasyonu yönetenler de adam gibi yönetecek.”

“Delikanlı gibi çıkıp konuşmak”, “Karı gibi arkadan konuşmak”,  “Bayanlardan özür dilemek”, “Adam gibi yönetmek”… Her ağzını açtığında kadını dışlayan ya da aşağılayan eril dilden örnekler sunuyor!.. Ne seviye ama…

Rizespor Başkanı Hasan Kartal ise Galatasaray’a hakem hataları yüzünden yenildiklerini söylerken, “Silahım olsaydı hakemi vururdum” ifadesini kullandı. Bu ancak, mafya özentisi magandaların ağzından çıkabilecek bir söz…

Kulüp başkanları cinsiyetçi ifadeler kullanırken ya da hakemi vurmaktan söz ederken, statlarda küfre ve şiddete karşı inandırıcı bir mücadele verilebilir mi?

Fenerbahçe Başkan Vekili Semih Özsoy da, Ç.Rizespor-Galatasaray maçıyla ilgili olarak hakem hatalarına gönderme yaparak, “20 yıldır oynanan tiyatronun son perdesiydi” yorumunu yaptı. Kurulduğuna inandığı kirli tezgahları insanlığın en kadim sanatları arasında yer alan tiyatroyla özdeşleştirerek o da göz kamaştırıcı bilinç ve entelektüel seviyesini ortaya koydu!.. Hak mücadelesi işte böyle işin içine çarpıcı benzetmeler sokarak verilir!.. Lakin söz konusu ettiği son 20 yılda Fenerbahçe’nin tam 6 şampiyonluk kazandığından haberi yok herhalde… O yıllarda tiyatronun hangi perdeleri oynanıyormuş, onu da söyleyiverseydi keşke yeri gelmişken…

Başkanı, yöneticisi, teknik direktörü kendi maçını bırakmış başkasının maçıyla ilgili konuşuyor. Buna da yeni tanık olmaya başladık. Parlak vaatlerle başladıkları görevlerinin ilk senesinde, kulüp tarihinin en sefil tablosunu yaratmayı başarınca(!) tabii dikkatleri başka taraflara çekmek lazım…

Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman da hakemlere yüklenenlerden!.. Hakemlerin utanma duygularının ne olduğunu ve maçlardan sonra analarının, babalarının, çocuklarının yüzüne nasıl bakabildiklerini sorguluyor… O zaman biz de Aykut Kocaman’a soralım:  “Yılda 2 milyon avro alıyorsun, buna karşılık takımının oynadığı demode futboldan ve ligde son 13 haftada sadece 1 galibiyet almasından hiç utanmıyor musun?”

Her sene olduğu gibi, sezon sonu yaklaştıkça seviye iyice düşüyor. Spor kültürü yoksunu çapsız yöneticiler, teknik direktörler adeta lümpenlik ve magandalık yarışına girişmişler…

Hakemlerle ya da diğer kulüplerle ilgili kışkırtıcı açıklamalarda, paranoyakça suçlamalarda bulunanlar kuşkusuz, dikkatleri kendi pisliklerinden, yetersizliklerinden ya da acizliklerinden kaçırmak isteyenlerdir. Ranta dayalı futbol düzeninde hiçbir kulüp temiz değildir, olması da mümkün değildir!.. Hepsi, hep birlikte yarattıkları pisliğin/ortamın içinde debelenip duruyor... Başkalarını pisliğe bulaşmakla suçlayarak kendilerini işin içinden sıyırmaya çalışan uyanık(!) yöneticiler ve teknik direktörler ise bu organizasyonun en pespaye figürleridir…

Bütün bu tabloya baktığımızda, ülkemizdeki futbol organizasyonunu, cahillerin, çapsızların muazzam paralar kazandığı devasa bir tür dolandırıcılık faaliyeti olarak nitelemek mümkün… Değişim için, özellikle taraftarlık kimliğine sarılmış insanların bu organizasyonda kendilerine biçilen rolü sorgulaması şart…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa