22 Nisan 2019 03:58

Almanya’da Türkiyeli işçiler, Türkiye’de Suriyeli işçiler

Paylaş

Kamil Gömleksiz 35 yıllık metal işçisi. Almanya’nın Salzgitter kentinde yaşıyor. 100 bin nüfuslu şehirde İG Metal Şubesinin 32 bin üyesi var. Tam bir sanayi kenti şu Salzgitter.

Kamil Usta anlatıyor: 1961’den itibaren, Almanya’ya çalışmaya gelen “misafir işçiler”denmiş babası. 12 Eylül darbesinin ardından bu kez kendisi gelmiş. “Aile birleşim hakkı”ndan yararlanmış. Aynı dönem Türkiye’den yoğun politik göç var tabii. “Bugünden geriye bakınca Türkiye’deki Suriyeli işçileri en iyi biz anlarız” diyor.

İkinci Dünya Savaşından sonra, Almanya’nın yeniden ayağa kalkma sürecinde, Alman işçilerle birlikte göçmen işçiler de önemli rol oynamışlar. Zaman içinde seçme ve seçilme hakkı istemişler. Vatandaşlık gündeme gelmiş. Dışlanma eksik olmamış hayatlarından. Ama gerek sendikalarda gerekse politik haklarda mücadele ederek önemli kazanımlar elde etmişler.

Peki ya sendikalar?

“Yabancı işçilere demokrasi, başından beri esasen sendikalarda vardı” diyor Kamil Usta. Devamında anlatımı şöyle: “Çünkü vatandaş olsun olmasın bütün işçiler, işe başladığı andan itibaren sendikaya üye yapılıyor. Sendikada seçme ve seçilme hakları var. Almanya’da sendikalaşma oranı Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar yüksek. Grev, hak alma eylemlerinde yabancı işçiler de aktif şekilde yer alıyorlar.”

Kamil Usta’nın çalıştığı MAN fabrikasında 2 bin 700 işçi çalışıyor. Fabrikadaki sendikal yapı, durumu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Dinleyelim: “Bizim fabrikada 21 işyeri temsilcisi var. 6’sı yabancı kökenlidir. Biri de benim. Mesela işçi temsilciliğinin ikinci başkanı Türkiyelidir. Yanıbaşımızdaki demir çelik fabrikasının birinci başkanı da Türkiye kökenlidir. Diğer fabrikalarda da durum böyledir. Bizim fabrikaya her yıl 50 ile 100 arasında çırak alınır. Bunların da büyük bölümü sendikaya üye olur. Kısa süre öncesine kadar işçi temsilcilik seçimlerinde, yabancı işçilere kota uygulanırdı. Fabrika içindeki azınlık grupların (kadın, yabancı vs) hakları güvence altına alınsın diye...”

Şu sıralar Almanya’da (bizde olduğu gibi) yeni bir göç dalgası yaşanıyor: Suriyeliler, Afganistanlılar, Iraklılar ve diğerleri geliyorlar. Kamil Gömleksiz, 5 yıl boyunca kentin belediye meclis üyeliğini yapmış. Entegrasyon programlarında çalışmış. Şu an meclis üyesi değil. Ama işçi temsilciliğinin yanında göçmenler için gönüllü çalışmalara da katılıyor.

Peki, ya 1 Mayıs?

Şöyle anlatıyor Kamil Usta: “Misal Bursa’da, 1 Mayıs alanında Suriyeli bir işçi konuşsa nasıl olur? İşte Salzgitter’de, 1 Mayıs’larda Türkiyeli işçiler de konuşma yaparlar. Alanda yerli-yabancı işçi ayrımı söz konusu değildir. İyi değil mi?” 

***

Gelelim bize, Türkiye’ye....

Makine Mühendisi Suriyeli Abdulhalim ile konuşuyorum. Fabrikada kuyumcu kalıbı döküyorlar. İki işçi kadar çalıştığı halde aldığı para 3 bin TL. Zammı yeni almış üstelik! Sigortası yok, kıdem tazminatı nedir bilmiyor. Dört yıldır çalıştığı işyerinde Türk işçisi sigorta, tazminat hakkına sahip, ama o değil! Sendikadır, 1 Mayıs’tır kapıdan bile geçmemiş.

Gazetemize bir mektup geldi. 22 yaşında, Suriyeli bir tekstil işçisinden. Şöyle diyor: “6 yıldır Türkiye’de çalışıyorum. Emeği de burada öğrendim, sömürüyü de. 1 Mayıs Dünya Emekçi Bayramı’nı öğrendim. Müslümanlar bütün bayramlarda çalışmıyorken neden işçi bayramında çalıştığımızı düşündüm. Türk, Arap, Kürt, Moğol, Afgan, Türkmen birlik olmak zorunda. İşçinin milleti yokmuş...” 

Türkiye’de sadece Suriyeliler çalışmıyor. Birçok ülkeden mülteci/göçmen işçi kuralsızca sömürülüyor. Geçen yıl Denizli’de 1 Mayıs’a katılan İranlı İşçi İlbars, 1 Mayıs için şunları söylüyor: “Tabii ki bu sene de katılacağım. Geçtiğimiz yıl 3 dilde afişler yapmıştık. Yine elimden geldiğince 1 Mayıs’ı anlatmaya çalışacağım. Tekstilde mülteciysen 15 saat çalışır 50 lira alırsın. En önemlisi ırkçılığa, ayrımcılığa maruz kalıyoruz...”  (Hilmi Mıynat arkadaşımızın haberi)

***

Kıssadan hisse...

Bizde, her fırsat bulduğunda dönüp Suriyeli, Afgan, İranlı işçilere dil uzatanlar; önce dönüp Almanya’daki Türkiyeli işçilere baksınlar. (Metal İşçisi Kemal Gömleksiz’in söylediklerini hatırlasınlar)

İşçiler, mülteci düşmanlığının aslında sınıfı bölen, ayrıştıran bir sermaye politikası olduğunun farkına varsınlar. 

Sendikalar, yerli-yabancı ayrımını bir kenara bırakıp artık bütün işçileri örgütlesinler, üye yapsınlar. Göçmen, mülteci demeden işçilerin sendika, sigorta, sosyal güvence ve tazminat haklarını savunsunlar.

Din, dil, ırk, milliyet ayrımını bir kenara bırakan işçiler, 1 Mayıs’ı özüne uygun kutlasınlar. 1 Mayıs  birlik, mücadele ve dayanışma ruhuyla enternasyonal kardeşlik içinde kutlansın.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa