19 Nisan 2019 04:27

"Atı alanın Üsküdar'ı geçememesi"nin sonrasındayız

Paylaş

Seçimden 17 gün sonra olsa da Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı ve resmen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

Böylece AKP’nin Ankara’dan sonra “İstanbul dukalığı” da ölümcül bir yara almış oldu.

İl Seçim Kurulu, İmamoğlu’ya mazbatasını verdi ama Cumhurbaşkanından başlayarak AKP-MHP ittifakının sözcülerinden ve “Mazbatasını alsın ilk tebrik edecek olan benim” diyen Yıldırım’dan, bu yazının yazıldığı saatlere kadar henüz bir kutlama mesajı duyulmamıştı.

Oysa böyle zamanlarda “Zamanında kutlama” ya da “Kutlamama”nın, “Geç kutlama”nın bile kendi başına siyasi anlamı vardır.

Seçim sonrasındaki günlerde, İstanbul seçimini geri döndürmek için AKP’nin giriştiği kirli manevralar, devletin olanakları kullanılarak yapılan baskılar, “havuz medyası” ve AKP-MHP üstünden yürütülen kara propaganda gösterdi ki, İstanbul’u kaybetmemek için AKP’nin yapmayacağı şey yoktur. Ama AKP’nin bütün gayretlerine karşın, önceki seçimlerin tersine bu sefer “Atı alan Üsküdar’ı geçti” katakullisine gelinmedi.

AKP’NİN "OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ"ININ DAYANAKLARI YOK

Çünkü İmamoğlu başta olmak üzere demokratik kamuoyumuz ve halk, oylarıyla belirttiği kendi iradesine sahip çıkma konusunda son derece kararlı davrandı. Ki AKP ve Erdoğan yönetiminin baskısı ile halkın “İmamoğlu’ya mazbatasını ver” baskısı arasında kalan İl Seçim Kurulu, halk tarafından gelen talebi dikkate almak zorunda kaldı.

İmamoğlu mazbatasını aldı ama AKP’nin, İstanbul seçimini geri döndürme hamleleri bitmiş değil. Tersine sandıkları yeniden yeniden saydırarak sonuç alamayan AKP, “Tam kanunsuzluk durumu” olduğu iddiasıyla İstanbul’da seçimin yenilenmesi için YSK’ye “olağanüstü itiraz” başvurusu yaptı.

Elbette ki bu talep sadece AKP’nin değil; AKP Genel Başkanı Erdoğan ve Hükümeti, MHP ve Cumhur İttifakının İBB Adayı Yıldırım da seçimin yenilenmesini istiyor. Ve elbette ki, YSK’den böyle bir kararın çıkması için, “havuz medyası”yla, AKP-MHP ittifakıyla, AKP propagandasıyla bastıracaklar.

Ancak İmamoğlu’nun mazbatasını almasından sonra artık işleri daha zordur.

“YSK’ye seçimin yenilenmesi için üç valiz dolusu belge getirdik” havasında sunulan belgelerin hiçbir iler tutar yanı olmadığı da ortaya çıktı. Bu, İstanbul seçiminde AKP’nin sözcülüğünü yapan Ali İhsan Yavuz’un önceki günkü açıklamalarıyla da adeta kanıtlandı. Ki, “Hiç bir şey olmasa bile eminim ki kötü bir şeyler oldu!” biçimindeki “vecizesi” ile Yavuz, bundan sonraki seçimlerde “Çamura yatma” amaçlı itirazlar için hep hatırlanacaktır!

HALK SEÇİM TARTIŞMASININ BİTMESİNİ İSTİYOR

Kaldı ki, gerek İstanbul gerekse Türkiye, hatta dünya kamuoyunda oluşan ortam da, İstanbul’da seçimin yenilenmesine dair bir kararın hiçbir şekilde kabul edilmeyeceği yönündedir.

Nitekim “havuz medyası”nda AKP’yi koşulsuz destekleyen önemli kalemler de artık bu sürecin bitmesi gerektiğini, AKP itirazlarının bir değerinin olmadığını açıkça yazmaya başladı. Kuşkusuz, AKP tabanında az çok kendi aklıyla düşünen yöneticiler de artık bu sürecin bitmesinden yana. Bir hafta önce yapılan kamuoyu yoklamaları da AKP’ye oy veren seçmenlerin çoğunluğunun, artık sürecin uzatılmamasından yana olduğunu ortaya koymuştu.

Dün bir açıklama yapan Binali Yıldırım, İmamoğlu’nun mazbatasını aldığına değindi ama “olağanüstü itiraz”ı hatırlatıp “Son söz YSK’de” diyerek, itirazın sonucunu beklediklerini de söylemiş oldu.

Seçim tartışmalarının bitmesini elbette en başta Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu istiyor. Çünkü AKP’nin yalanlarına inanmayanlar ve İmamoğlu “Artık bu seçim tartışması bitsin de işimize bakalım” diye düşünüyor.

AKP’DE İÇ KAVGA GÜNLERİNE DOĞRU!

AKP yöneticileri ise seçim tartışmasının bitmesini istemiyor. Her kademeden AKP yöneticisi, seçim kaybedilmesinin sembol isimleri olan ve bizzat Erdoğan’ın görev verdiği Özhaseki ve Yıldırım gibi adaylar, “Seçimin neden kaybedildiği” tartışmasını mümkün olduğu kadar geciktirmek istiyorlar.

Çünkü herkesten önce onlar biliyor ki, Erdoğan, partide (Hükümette de yapılacağı söyleniyor) büyük bir operasyona hazırlanmaktadır. Üstelik Erdoğan’ın bu operasyonu, kendi sorumluluğunu tartışmaya açtırmadan bir “cezalandırma operasyonu” olarak gerçekleştireceğinin ciddi belirtileri çoktan beri ortaya çıkmıştır.

Bu da AKP’nin yukarıdan aşağı bir hesaplaşmaya sahne olması demektir. Havuz medyasında bunun işaretleri şimdiden vardır ve günbegün çoğalmaktadır.

AKP’de iç kavga günleri yaklaşmaktadır; ama gerek Erdoğan’ın hışmından korkan AKP bürokrasisi gerekse de parti içinde Erdoğan etrafında kümelenen hizip kendi açılarından seçim tartışmasını bir süre daha gündemde tutmaya devam etmek istiyorlar. Elbette ki “yeniden seçim” kararını aldırmak için devlet ve hükümetin tüm imkanlarını da sonuna kadar kullanarak!

Bugüne kadar “Atı alan Üsküdar’ı geçti” tarzında seçim kazanmaya alışmış olan AKP, bu sefer Üsküdar’ı geçemediği gibi attan da düşmüştür! Bu yüzden gelişmeler AKP için acılı bir sürece işaret etmektedir. Ve eninde sonunda o, “Nasıl oldu da bu çeyrek yüz yıllık dukalığımız yıkıldı? Bunun sorumlusu kim?” sorusunun sorulacağı günler gelecektir.

Korkunun ecele faydası yoktur!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa