05 Nisan 2019 23:47

Seçmen kime topal ördek dedi?

Paylaş

Balkon konuşmasında seçim sonucunu sindirmiş gibi görünse de “Yönetsinler bakalım, yönetemeyecekler” demeden de duramadı Cumhurbaşkanı. İstanbul’da çeyrek yüzyıl, Ankara’da epey sonra, muhalefete geçen belediyelerde meclis çoğunluğunun Cumhur İttifakında kalmasından hareket ediyordu belli ki. Bu kuşatma tablosu kendisini 2014’de belediye meclis üyeliği seçim kriterlerinin değiştirilmesine borçludur. Hiçbir şeyi riske atmayan, her şeyi sağlama almaya çalışan iktidar onaylamadığı adayların seçilmesi durumunda onları nasıl etkisizleştireceğini önceden düşünmüştü. Erdoğan’ın, biz şimdi bunlara mı hizmet edeceğiz diyen belediye çalışanı bir yandaşını “Onlar topal ördek oldu” diye teselli etmesi boşuna değil.  

Yerel yönetimleri merkezi idareye kayıtsız koşulsuz bağlama süreci, mümkün kaçakları ve açıkları önleyen yasaların çıkarılması yerel yönetimlerin kısmi özerkliklerini bile bir hayli törpülemiş durumda. İktisadi kaynak ve imkanların biriktiği büyük kentlerde para ve pazar hareketlerini, ihale ihyalarını ve rant trafiğini düzenleyen mekanizmalar tek adama doğrudan bağlandı. Şimdi belediye ihalelerini saray onayına bağlama çalışmasının da yapıldığını da öğrenmiş bulunuyoruz. Eski belediyeler düzeninde yaşıyormuşuz gibi davranamayız. Çünkü artık iktidar partilerinden olmayan yerel yöneticilerin hareket alanını daraltan zemin bir hayli genişledi.

Ancak bütün bu yasal değişiklikleri, kılıfına uydurmaları bir yana bırakarak rasyonel ve ne yaptığını bilen mistik bir seçmen figürünü varsayarak seçimden çıkan mesajı okursak şu söylenebilir: Halk; bütün adayların propagandasını kendisi yapan, her yerin tek adayı gibi davranan Cumhurbaşkanı’nı da sınırlamayı tercih etmiş ve bizzat onu da topal ördek olma hissiyatıyla baş başa bırakmıştır. Muhalif belediyelerin yönetemez duruma sıkışması için elinden geleni yapan bir iktidar da manen aynı kuşatmaya alınmıştır. Bu sonuç sadece Millet İttifakına yazılamaz. Tersine içinde AKP seçmenlerinin de olduğu geniş skaladaki bir emekçi kesiminin Cumhur İttifakının bir nebze geriletilebilmesi için gösterdikleri ortaklaşan bir refleksin eseridir.

Bu refleksin terbiyesi önümüzdeki süreçte ittifak iktidarının üzerine en çok düşüneceği konu olacak. Seçimin ardından bir süre ortalıkta görünmeyen devlet erkanının yeni stratejisinde önceliğin bürokratik ve yönetsel kadrolarda değişiklik yapmak olduğu yazılıp duruyor. Başarısızlığın ve metal yorgunluğunun faturasının yönetici kasta kesilerek, yeni bir kadrolaşma hamlesinin başlatılmasının ittifak iktidarının derdine çözüm olacağı elbette kuşkulu. Zaten esas sorun da metal yorgunluğu çeken AKP seçmeniyle ne yapılacağı. İktidar güçlerini asıl düşündüren konu da bu.

Seçim döneminde 24 saat her kanalda maruz kaldığı ajitasyon ve propagandaya, AKP seçimi kaybederse başına gelecek kötülüklere dair sayısız anlatıya rağmen iktidar partisinden yorulmaya başladığının ipuçları artan, sadakati, aşındırıcı rüzgarlara açık seçmenin ne olacağının yanıtı seçimden sonra ortamın nasıl köpürtüldüğüne bakılarak söylenebilir.

Seçilmişlerin mazbatasının oyalandığı süreçte CHP’nin oy hırsızlığı yaptığı, memlekete bir darbe hazırlandığı gibi mevzu yaratmaya dair hararetli isteğe bakılırsa yenilgiden lütuf, haksızlıktan mağduriyet çıkarma mühendisliği yeniden devrede. Bu bildik bir yöntem ama şimdiye kadar geçmiş bir tek parti iktidarı dışında elle tutulur hedefi olmayan, muhayyel bir düşmanla uğraşan ajitasyon şimdi somut bir hedef kazanmış oldu. Bundan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi AKP seçmeninin, kendi mağdurluğundan beslenen öfkesini yöneltmesi için neredeyse iktidar muamelesi görecek bir makam. Topal ördek ile yel değirmeni arasında bir nesne. Hem çalıştırılmayan hem aşırı zorlanan bir makam.  

Normal koşullarda Cumhuriyetin yüzüncü yılında yapılacak olan genel seçimlere kadar belediyeleri döverek güç biriktirmek, seçmenine muhalefet duygusu aşılayarak 2023 vizyonuna mağduriyetten koparak gelmeyi hedeflemek ve tabii ekonomik kriz, batık ekonomi, çökmüş dış politikanın bütün bedelini elini tutan “öteki”ne fatura etmek gibi lütufları değerlendirmezlik edemez iktidar. Yeni bir zafer duygusuyla telafi edilebilecek bir dağılmanın, risksiz bir konsolidasyonun elde kalan ama sınanmış tek yolu bu onun için.  

O kadar risksiz mi sahiden?

Belediyelerin muhalefete el değiştirmesi bir kesim AKP seçmeni dahil kayda değer bir seçmen nüfusunun tercihi olmuştur. Bıçak sırtındaki oy oranları bunun tamamen gönüllü bir tercih olmadığını, tersine gönül indirme halini de içerdiğini gösteriyor. Ne olursa olsun bu tercih özellikle İstanbul gibi kilit bir şehirde merkezi iktidarın rolünü sınırlamak üzere ortaya çıktı. Oy veren emekçilerin iktidar stratejisine direnme potansiyeli sadece yüzüncü yıl seçimlerini değil esas olarak, yakın tarihin akışını da belirleyecektir.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa