31 Mart 2019 02:50

Artık rüzgarlar esmez olmuştu

Artık rüzgarlar esmez olmuştu
PAZAR
Paylaş

Yunanlı kent krallarından Odisseus; Troya savaşından dönemeyince, artık delikanlı olan oğlu Telemahos, onu denizötelerinde aramaya çıktı. Troya savaşının nedeni sayılan güzel Helena’nın kocası kral Menelaos’un yanına gönderdi onu bir tanıdığı...

Kral Menelaos,Telemahos’la tanışınca, baba dostu olarak büyük bir sevecenlikle ağırlamaya başladı onu.

ESEN RÜZGARLARIN DURDURDU TANRILAR...

Ve haliyle Menelaos, babası hakkında bildiklerini anlatmaya başladı Telemahos’a:

“Troya dönüşü sırasında sözde tanrılara kurban kesmediğim  için, donanmamla birlikte Mısır’a yakın Faros adasına savurmuştu beni rüzgârlar. Bu adada haftalarca açlık ve susuzluk çektikten sonra , denizkızı tanrıça Eydotoe yardım elini uzattı bana.  “Babam deniz ihtiyarı tanrı Proteus’a bir tuzak kurup gönlünü edebilirsen, o sana denizlerin girdisini çıktısını, başına gelebilecekleri söyler!’ dedi. ‘Güneşin atları tam göğün ortasına gelince, babam, Kuzey rüzgârını bir örtü gibi sarınıp bu sahile çıkar.

O HER SABAH SAHİLDE GÜNEŞLENİR!

Sonra da şu ilerideki mağaraya girip uzanır. Bu sırada fok balıkları sürü halinde denizden çıkıp onun çevresine doluşurlar. Ama dayanılmaz ekşi deniz kokusu yayarlar bütün sahile! Yarın şafak tanrıçası Eos uyanmadan, üç arkadaşınla birlikte buraya gel! Ben sizi babamın yanına götürürüm... Şunu da söyleyeyim: Fok balıkları gelip kumların üzerine uzandığında, babam ayağa kalkıp balıkları sayar. Onları beşer beşer kümelere ayırır. Sonra da aralarına yatıp uzanır. Siz de o uykuya daldığı sırada, üstüne çullanın ve sakın onu bırakmayın. O ateşe de, suya da, her türden hayvan kılığına da bürünecek... Siz sürekli sımsıkı tutun onu! Artık ne zaman dinginleşip konuşmaya başlarsa, o zaman ona evlerinize nasıl döneceğizi, denizin öfkesini dindirmek için neler yapmanız gerektiğini sorun...’ Güzel tanrıça Eydotoe, bunları söyledikten sonra bizden ayrıldı...

Ertesi sabah gül parmaklı şafak tanrıçası uyanmadan üç arkadaşımla, tanrıçanın dediği yere gittim. Bir de baktım, aynı tanrıça, kendi elleriyle yüzdüğü dört fok balığı derisiyle bekliyordu bizi. Babası ihtiyar Proteus’a kendi elleriyle hazırlıyordu tuzağı! Bizi hemen yan yana yatırdı.. Üstümüzü de birer fok derisiyle örttü...

Ne var ki kurduğumuz pusunun en iğrenç süreciydi bu! Çünkü öylesine pis kokuyordu üstümüze örttüğü fok derileri!.. 

SANA KİM SÖYLEDİ BENİM SIRLARIMI?

Öğleye dek bekledik balık derilerine bürünmüş olarak... Sonra tanrı ihtiyar Proteus, denizin dibinden çıkıp geldi yanımıza. Onun ardından da bir sürü fok balığı gelip yanımıza sıra sıra yattılar. İhtiyar bizden başlayıp bir bir saydı fokları... Sonra da yakınımıza uzanıp yattı. Bir süre sonra uyuduğunu anlayınca, dördümüz birden üstüne çullandık ihtiyarın. Gerçekten de ihtiyar tanrı, çeşit çeşit düzenlere başvurdu: Aslan oldu, pars oldu, su oldu aktı... Dikenli ağaç oldu... Biz hiç bırakmadık yakasını. Sonunda, ‘Ey, Atreusoğlu Menelaos, söyle kimden öğrendin benim sırlarımı? İsteğin ne?’ diye sordu gülümseyerek. Ben de; ‘Bilmezmiş gibi neden sorarsın, ihtiyar?’ dedim. Haftalardır gemilerimin rüzgârsız, adamlarımın aç susuz kaldığını anlattım. O da bizim borçlu olduğumuz kurbanlar yüzünden tanrıların yelkenleri şişirecek rüzgârları salmadıklarını söyledi...

TANRIÇA, BABANA AŞIK OLDU, ARTIK SALMIYOR...

Bunun ardından Troya’dan dönüşleri sırasında çoğu arkadaşlarımın fırtınalar yüzünd en öldüğünü söyledi. Tabii çok üzüldüm...Ağladım... Ardından kral Nestor ve daha birkaç arkadaşımın sağsalim döndüğünden söz etti... Ama en çok merak ettiğim de haliyle baban Odisseus’tu! Hiç unutmam, ‘daha kimler sağsalim döndü?’ diye sıkıştırınca, çok sordun der gibilerden dik dik baktı yüzüme... ‘Anlıyorum, Odisseus hakkında birşeyler öğrenmek istiyorsun sen, dedi.Onu tanrıça Kalipso’nun adasında ağlarken gördüm tek başına. Çünkü denizlerin sırlarını çözmeye kalktığı için babam tanrı Poseydon’u çok kızdırmıştı. O da saldığı azgın bir fırtınayla gemilerini, kürekçilerini tümden batırdı. Artık tek başına kaldı ve tesadüfen tanrıça Kalipso’nun adasına sığındı. Ne var ki tanrıça Kalipso da alakoydu onu... Çünkü zil zurna âşık oldu ona! O yüzden ülkesine , karısı Penelopeya’nın yanına salmıyor Odisseus’u!..’ Bunları söyledikten sonra da benim tanrılara sözünü verdiğim kurbanları sunmamdan sonra yolumun açılacağını, rüzgârların artık eseceğini söyledi ve denize atlayıp sulara gömüldü....

İşte benim baban hakkında bildiklerim bunlar, sevgili Telemahos... Sana olduğu gibi hepsini anlattım.... Şimdi gel , avluya çıkıp biraz dinlenelim...”

Telemahos, babasının yaşıyor olmasından büyük bir sevince kapıldı.

Menelaos’un boynuna atıldı hemen: Uzun uzun kucaklaştı onunla...

**Mitolojiyle ilgilenen okurlarımıza aşağıdaki kitapları öneriyoruz:

- AKDENİZLİ TANRILAR (Yaşar ATAN– . Baskı)

- AKDENİZ MİTOLOGYASINDN EFSANELER (Yaşar ATAN)

- İNSAN VE TRAGEDYA (ANDRE BONNARD (Çev. Yaşar ATAN – 2. Baskı)

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa