26 Mart 2019 03:58

En kolayı milliyetçilik yarışı!..

Paylaş

Artık “Beka meselesi” deyip duran “Cumhur”culara göre ülkenin batıp batmayacağının belli olacağı seçimlere bir haftadan az zaman kaldı. Seçimlerle devletlerin battığı ya da çöktüğü görülmüş şey değil! Üstelik güncel koşullarda HDP’nin yeni bir atakla özellikle güneydoğunun Kürt nüfuslu illerinin yanına batıdan da 5-10 il katma ihtimali görünmezken, işçi sınıfı ve sosyalistlerin burjuva aygıtı zora sokacağı türden bir seçim sonucu da beklenmiyor. Buna henüz zaman var.

Öyleyse “devletin bekası meselesi” nereden ve hangi güçler dolayısıyla oluşuyor? “Dış düşmanlar” mı? Kim onlar? Hangi devletler? Lafı gevelemeden açık konuşsun “Cumhur”cular! ABD emperyalizmi mi, Rus emperyalizmi mi, hangisi devletin dibine dinamit koymaya uğraşıyor?

“Millet”çiler de “yok” diyorlar, “Beka meselesi falan yok” ve ekliyorlar: “Bu gidişle patatesle soğan fiyatını bunca fırlatan AKP beka sorunu yaratacak”!

“Beka meselesi yok”, ama bu kez “Cumhur”cuların “yok” dedikleri kapitalizmin krizi var. Kriz, öyle, “yabancı düşmanlar” parmak attılar diye patlak vermedi, vermez! Kriz kapitalizmin ayrılmaz yol arkadaşıdır. “Yağan yağmurlarda beraber yürürler bu yollarda”! Kapitalizmde havalar zaman zaman iyi giderken, 5-6 senede bir kasırgalar (krizler) baş gösterir. Kapitalistler “aşırı” üretirler, ama yeterince alıcı yoktur, kapitalizm kitlelerin alım gücünü beş paralık eder çünkü. Alın, elde, satılmayan 4 milyon konut stoku birikmiş, satılamamakta, böyle olunca yatırılmış sermaye yeniden yatırılmak üzere para-sermayeye dönüşmemekte ve her şey allak bullak olmaktadır!

Ne mi olmaktadır? Yatırımlar durup işsizlik artmakta, satışlar düşerken her şey zamlanmaktadır: Elektrik, mazot, yiyecek, otobüs biletleri... Ve dolarla avro bir türlü durduğu yerde durmamakta, yine geçen ağustosu hatırlatan zıplamalar göstermektedir!

Eh, “Millet”çiler biraz sözünü etmekte ama başka şeylere yoğunlaşmaktadırlar. Zaten uzun süre belediye adaylarını belirlemekle uğraşmışlar, AKP ve MHP’yi ancak en sağ kulvardan giderek alt edeceklerini düşünmüş ve buna uygun muhafazakar ve neoliberal adaylarla halkın karşısına çıkmışlardır. Bir aday MHP’den daha çok ülkücü olduğu iddiasındayken, müteahhit olan öbürü İstanbul’a yeni binalar dikecek, diğeriyse İzmir’i “holdinglerin merkez üssü” yapacaktır!

“Cumhur”cular da özellikle krizin desteklerini azaltıcı rolünü görüp “beka” demiş ve ne varsa milliyetçilikle dincilikte var deyip istismar dozunu artırmışlardır. AKP Urfa vekili, oy karşılığı “Mahşerde hesap sorulmayacağına kefil” olurken “Cumhur”cular batıda aday göstermeyen HDP üzerinden “Millet”çilere yüklenmektedirler: “Terör destekçileri”!

Ve ne işten atmalar, ne hayatı çekilmez kılan zamlar ve pahalılık, ne asgari ücretin alım gücünün zam öncesinin altına gerilemesi, ne yasaklar... İş gelip, en kolayına, milliyetçilik yarışına dökülmüştür! “Cumhur”cular milliyetçilik gazına basarken, Kılıçdaroğlu tüm mitinglerinde CHP’nin en milliyetçi olduğu iddiasında bulunmakta, Akşener ondan geri kalmamaktadır.

Oysa bütün ülkelerin işçileri kardeşken ve birbirleriyle alıp veremedikleri yokken, pazarlarla ham madde kaynaklarını, örneğin enerjiyi ve tabii ki rant alanları ve tatlı rantlarla kârları paylaşamayıp birbirleriyle rekabet içinde durmadan kavga eden burjuvalar ve tekel patronlarıdır.

Emperyalist burjuvazi dünyayı paylaşamamış, sömürgeler kimin olacak diye birbirlerinin boğazına sarılıp iki büyük dünya savaşı çıkarmıştır. Gücü dünyayı paylaşmaya yetmeyen Türkiye gibi orta büyüklükteki ülkelerin burjuvaları ise, daha da küçüklerle birlikte, bir yandan emperyalistlere işbirlikçilik ederken bir yandan da halkları kim daha iyi sömürür diye aralarında kavgaya ederler.

Kimse bize milliyetçilik tafrası satmaya kalkmasın! Milliyetçilik, her ülke burjuvasının kendi zorba sömürücü çıkarlarını yüceltmesidir. Ucu işçilere dokunur, çünkü sömürdükleri işçilerdir. Bütün ülkelerin işçilerinin çıkarlarıysa ortaktır. Hangi milletten olursa olsun, işçi sınıfının çıkarıysa, kendi burjuvalarının peşinde birbirlerinin gözünü oymak değil, ama kapitalist sömürüden kurtulmaktır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa