23 Mart 2019 00:42

İstanbul'a gelemedik hâlâ!

Paylaş

Ülke TV’de Sıradışı adlı programda Turgay Güler’in İstanbul İBB Adayı Ekrem İmamoğlu’yla yaptığı mülakat, havuzun zihniyetinin nasıl işlediğini göstermesi bakımından ibretliktir. Daha program başlarken CHP-HDP-İyi Parti ittifakı ibaresinin ekranın altına yazıldığı program boyunca, kafasındaki kurgu doğrultusunda adayı sorguladı. Cemil Bayık’ın konuşmalarını izlettirip ‘Sizi niçin kendi bekaları için umut olarak görüyorlar’ dedi, Selahattin Demirtaş’ı kınamasını istedi, sonra sıra Alper Taş’a geldi. Onu da bir konuşması sırasında arkasında görünen Öcalan fotoğrafı yüzünden terör havuzuna attı… İmamoğlu’nun, HDP’lilerden gelecek oyları istemiyorum demesi, kaçak Cumhur oylarının geri dönmesi için doğrusu pek uğraştı. İmamoğlu’nun 50 dakika sonra haklı olarak İstanbul’u konuşmaya sıra gelmedi, bana İstanbul’u sorun demesine rağmen bu pespaye, dayatmacı, suçlayıcı program formatı devam etti.

Havuz medyasının aslında meydan konuşmalarından kopyaladığı mantık HDP’nin bir terör örgütü olduğu, CHP’nin aday çıkardığı yerlerde taraftarlarını CHP’ye oy vermeye çağırdığı için CHP’nin de kafadan terör örgütüyle iltisaklı olduğu; CHP ile Millet İttifakı kurduğu için İyi Partinin de aynı çuvala sokulduğu, yanına bir de SP’nin eklendiği yani seçime AKP’den ayrı giren ne kadar parti varsa hepsinin terörle eşitlendiği söylem, havuz yayınlarının da alt yapısına döşenmiş durumda. Bu minval üzere 24 saat yayın yapıyor, programcılar giderek kendi tekrarladıkları yalana inanarak gerçeklik algısını yitiriyor. Bir de bir adaya, neden sizi destekliyorlar, neden sizin için oy istiyorlar, demek ki terör örgütü sizi kendisine yakın görüyor diye utanmadan konuşabiliyorlar. Hiçbirinin yüzünün kızardığı yok; başka bir ahlak başka bir hayal dünyasında yaşıyorlar çünkü.

Bu tür bir propagandanın sonuçlarını seçmenin hayal gücüne bile bırakamayacak kadar da bir zihin tacizi içindeler. Başka bir adayın kazanması halinde su ve elektrik faturalarının terör örgütü mensupları tarafından tahsil edileceği gibi bir yalana bile tenezzül edilebildi. Fakat esnafından marketçisine, soğan patlıcan satandan kamu emekçisine kadar herkes potansiyel terörist olarak zaten ilan edilmiş olduğundan tahsilat görevlilerinin ayrıca terör örgütü mensubu çıkması zaten şaşırtıcı olmaz! Yüksek elektrik faturalarından şikayetler artmaya başlayınca bunun sebebi olarak bir iç düşman mutlaka bulunur; kabak da faturaya 40 tane vergi bindiren Hükümetin ya da örneğin özel elektrik şirketinin değil de fatura memurunun başına zaten patlar.

İktidar da medyası da, sıradan insanlardan seçime giren partilere kadar her şeyin ve herkesin hedefinde olduğunu düşünüyor. Düşmanı açık bir kimlikle tanımlayamadığı ölçüde de sanal düşmanların sayısı artıyor. Bunların hakikaten memleketin bekasını tehdit eden unsurlar olduğunu geniş bir seçmen kitlesinin kabul etmesi için de ajitasyonun ve hakaretin volümünü durmadan arttırıyor. Yeni Zelanda Katliamı’nı üstüne alınmakla fatura memuruna gelinceye kadar her durumu, her fırsatı 31 Mart sonucunu etkilemek üzere kullanmak bu propagandanın alameti farikası.

Binali Yıldırım bile sahayı okuyup beka sorunu yok demek durumunda kalmışken ‘Bizi seçmezseniz memleketin geleceği yok’ imasından, seçerseniz de cennete bilet alırsınız vaadinden başka elinde ve dilinde hiçbir şey kalmamış bir iktidarın alt tarafı bir oy için bunca korku yayması, söyleyebileceği bir şeyin kalmamasından aslında. Her yere asılı afişlerinde kendisini aşka, sevgiye, gönül işlerine sıkıştırması da bundan. İktidarın saplantılı iktidar aşkındaki, tek yanlı gönül işindeki 16 yıllık ısrarının “Belki derse bile evet anla”maya teşne, ya benimsin ya toprağın arabeskine bağlanması belediyecilik aşkından değil nihayetinde. Potansiyel kargaşacılar olarak gördüğü yurttaşların kalbini kırıp hırpalarken ne aşkı ne gönülü. Zaten bırak seviyorsa sana gelir, gelmezse senin değildir! Arsız aşık, HDPlilerin oylarını istiyorum demiş. Turgay Güler bir zahmet aynı soruları ona da sorsun. Desin ki ‘Sizi niçin kendi bekaları için umut olarak görsünler.’ 

Nasılsa İstanbul’a gelmeye niyeti yok hâlâ.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa