14 Mart 2019 04:50

İşçileştikçe AKP’lileşen kent, krizde kurda yem olmasın diye!

Paylaş

Trakya’nın son dönem öne çıkan iki özelliği var!

Birincisi; Marmara’nın yeni sanayi merkezi olarak gelişmesi.

İkincisi ise... 

Neredeyse tamamında CHP’li belediyelerin var olması.

Fakat...

İstanbul’daki fabrikaların bir bir taşındığı...

Büyük firmaların yeni yeni fabrikalar kurduğu...

Binlerce işçinin göç ettiği Tekirdağ’da başka bir özellik daha öne çıkıyor.

Aldığı emek göçü ile nüfusu en hızlı artan kentler sıralamasında yer alan bu ilde siyasi tercihler farklılaşıyor.

Özellikle de...

Beyaz eşya devleri; Arçelik, Bosch, Siemens gibi markaların...

Metal’den tekstile büyük firmaların mesken tuttuğu...

Türkiye’nin dört bir yanından işçi yağan Çerkezköy, Çorlu, Kapaklı gibi ilçelerde!

İşte 1 Kasım 2015 seçim sonuçları:

Çerkezköy                  Kapaklı         

AKP yüzde 48            AKP yüzde 49,

CHP yüzde 31            CHP yüzde 34

Görüldüğü üzere, Çerkezköy ve Kapaklı’da AKP açık ara birinci parti.

24 Haziran 2018 seçimlerinde de, sıralama değişmedi. İşte sonuçlar:

Çerkezköy                   Kapaklı

AKP yüzde 39.5         AKP yüzde 43.6

CHP yüzde 26.9         CHP yüzde 28.5

Hemen belirtelim ki, Çorlu’da da AKP’nin yüzde 30’un üzerinde bir oy potansiyeli bulunuyor.

Bu oy tablosundan, ilk bakışta çıkan ilk sonuç şu oluyor: İşçi sınıfı geldikçe Tekirdağ AKP’lileşti.

Acaba niye ki?..

İşçinin yüzünü mü güldürdü, iktidar?

ÇALIŞMA KOŞULLARI İLE İLGİSİ YOK

Birçok iş kolunda ücretlerin, fazla mesai yapmadan evi geçindirmeyi mümkün kılmayacak bir düzeyde olduğu...

Dünya markası şirketlerde dahi sözleşmeli, geçici, her an işten atılma korkusu ile işçilik yapıldığı...

Kâr rekorları kırılırken çalışma koşularının sürekli ağırlaştığı...

Sendikalaşma çalışmalarının cezalandırıldığı...

Ve daha çokça olumsuzluğun sıralanabileceği bir çalışma hayatının işçilerin yüzünü güldüğünü söylemek olası değil!

Doğal olarak şu soru akla geliyor: Trakya’yı sömürü cennetine çeviren patronların yanında duran bir iktidar, nasıl oluyor da işçilerin desteğini alabiliyor?

Bunun birkaç temel sebebi var.

Birincisi...

İşçiler, gittikleri kentlere daha önce geldikleri yerlerdeki siyasi davranışı götürüyorlar. Geldikleri yerler, ekonomisi neredeyse tamamen devlete bağlı (esnafı, köylüsü, memuru ile devletin eline bakan) Anadolu illeri. Siyasi eğilimlerin iktidar yanlısı olduğu kentler.

İşe başlar başlamaz eğilim değişmiyor. ‘İşçi bilinci’ gelişmiyor. İşçi kimliği ile değil, Karadenizli, İç Anadolulu kimliği ile hareket öne çıkıyor.

İkincisi...

Kömür, gıda, bakım vs. yardımı yapma...

Sigortası olmayana ücretsiz sağlık hizmeti verme...

Kredi ile, borçla tüketimin önünü açarak (Kriz öncesi 2018 ağustosuna kadar) zenginlik hissi yaratma...

Ve benzeri yöntemlerle emekçi kesimleri kucaklama da etkili oldu, AKP’lileşmede.

Birçok AKP’li işçiden, defalarca duyduk...

AKP, işçi için iyi şeyler yapmasa da memleket için iyi...

İşçi olarak ezilmeyi görmezden gelecek bu siyasi tutum, işte böylesi bir kucaklamanın sonucu!

Üçüncüsü...

Güçlü sendikalar..

Güçlü işçi mücadelesi..

Yoksa...

İşçiler kendilerine değil güçlü olana bel bağlıyor. İş bulmasını sağlayan iktidar partisine minnet duyuyor.

İŞ KUCAKLAMAKTAN SIKMAYA GEÇİNCE...

Şimdi AKP ile emekçiler arasındaki bu temelleri sarsacak bir süreçten geçiyoruz!

İşten atmaların artması...

Pek sorun olmayan iş bulmanın artık çok zor hale gelmesi

Ücretlerin düzensiz ödenmesi vs.

Ekonomik krizin etkisi Tekirdağ’da da şiddetleniyor.

İşte bu durum işçilerle iktidar arasındaki bağı gevşetiyor. Daha önce başlayan bir süreci hızlandırıyor.

Şöyle ki...

2015 seçimlerine göre 24 Haziran 2018 seçimlerinde...

AKP’nin oy oranının Çerkezköy’de yüzde 48’den 39’a inmesi... 9 puanlık bir azalışa, yüzde 20’lik bir erimeye işaret ediyordu!

Kapaklı’daki 6 puanlık fark ise yüzde 12’lik bir erimeye...

Hükümetin...

Krizin seçim sonuçlarına etkisini en aza indirmek adına...

Erkene aldığı 24 Haziran seçimlerine göre işi şimdi çok daha zor.

O günden bugüne hiçbir şey iyiye gitmedi.

Bir dönem iktidar tarafından kucaklandığını düşünen emekçiler şimdi hiddetle sıkıldığının farkında!

Bu durumda Cumhur İttifakına oy vermemek...

Her gün daha güçlü sıkan, ‘tek adam iktidarının’ parmaklarını gevşetebilir.

Peki ya bedenimizde kan dolaşımını engelleyen patronun, devletin sıkıca kenetli ellerini gevşetir mi?

Böylesi bir kurtuluşu da...

AKP’den işçi kopuşunu da...

Getirecek olan başka bir siyaset enerjisi ve bilincidir.

İhtiyaç duyulan enerji ve bilinç Tekirdağ’da olası mıdır?

SEÇİMDEN ÖNCE ORADAYDI, SEÇİMDE DE AYNI YERDE!

Aslında bahsettiğimiz enerji ve bilinç, Tekirdağ’da bir aday şahsında artıyor ve gelişiyor.

O dün...

İşçilerin AKP’li olmalarıyla değil, işçi olmalarıyla ilgilendi.

Örgütlenme ve sömürüden kurtulma mücadelelerine önayak oldu!

Bugün...

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı...

Yine orada!

Çerkezköy, Kapaklı ve Çorlu’da...

Metal, tekstil, plastik işçileri ile bir araya gelip yürütüyor seçim çalışmalarını.

2015’te dalga dalga yayılan metal grevinde sabahın köründe işçi servislerine bildiri dağıtıyordu...

Şimdi de aynı kör karanlıkta, işçilere dost elini uzatıp, seçim broşürlerini dağıtıyor, programını anlatıyor.

Dün fabrikalarda...

8’inci, 9’uncu aydan sonra ücretlerden yapılan ek vergi kesintileri gündem olunca...

Var olan sömürünün, vergi politikası ile nasıl çifte kavrulmuş bir hal aldığını anlattı. Vergiye karşı mücadeleyi sömürüye karşı mücadele ile birleştirmeye davet etti.

Bugün fabrika önlerinde...

Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın...

“Yeni bir vergi sistemi üzerinde çalıştık. Vergiyi tabana yayacağız. Yerli ve yabancı yatırımcılara vergi kolaylığı sağlayacağız” sözüne atıfla...

“Patronlardan vergi almayı bırakacaklar, bizlere de ek vergiler salacaklar” diyerek mücadeleye davet ediyor seçmenini!

Dün...

İş kazalarına...

Ergene Nehri’nin kirletilmesine...

Tarımın çökertilmesine karşı işçilerle ve Tekirdağlılarla mücadelenin içindeydi...

Bugün...

İşçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesinde...

İş kazalarına karşı önlem alınmasında...

Çevreyi kirleten sermayenin denetlenmesinde...

“Yerel yönetimler kendilerine bir görev dahi koymuyor. İş başa düştü. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” diyor.

Krizin de...

Seçimlerin de...

“Düğümü fabrikalarda çözülecek” diyor.

Neden sorusuna cevabı net: İnsanca çalışıp insanca yaşamanın da, sermaye yanlısı partilerin zayıflamasının da yolu fabrika içinden, oradaki mücadeleden geçiyor.

Başka bir bilinç ve başka bir enerji dediğimiz bu işte!

SANDIĞA KADAR KISA KOŞUYA DEĞİL ÇAĞRISI

Tekirdağ sandık sonuçları...

Partisine öfkeli AKP’lilerin bir kısmının oyunun, 24 Haziran’da, iktidar ortağı MHP’ye gittiğine işaret ediyor.

Tekirdağlı emekçilerin bir kısmı 24 Haziran’da partisine ‘ihtar çekti’. Fakat ‘ihtar’ işe yaramadı!

Birçok işçi işten atıldı, atılmaya da devam ediyor.

İş yükü arttı, fabrikalarda baskı çekilmez hal aldı.

Ücretler eridi, pazara çıkmak cesaret ister oldu!

İşçiler adeta kurda (bozkurda da denebilir) yem oldular.

İşte bu yüzden...

O, “Cumhur İttifakına oy verilmemeli, o ittifak zayıflatılmalı” diyor.

Lakin yetinmiyor.

İşçilerin ne Cumhur ne de Millet İttifakı adaylarının vaatleri arasında dahi yer almadığına dikkat çekerek...

“Başka bir sermaye partisini değil işçiler kendi birliğini güçlendirmeli” diyor.

Yani... 

İktidara tepki gösterirken, kurttan kaçarken emekçiler kuşa yem olmasınlar istiyor.

İşte bu yüzden...

Sandığa kadar kısa koşuya değil, maratona davet ediyor.

Belediye başkanı olsa da, olmasa da...

O, hep maratonda olacak!

İşte bu sürekliliktir bizi ve tüm emekçileri kurda kuşa yem etmeyecek olan.

Onu Trakyalı işçiler, emekçiler yakından tanıyor.

O Tuncay Sağıroğlu; Emek Partisinin desteklediği bağımsız aday.

Kendine değil birliğe...

Salt bugüne değil geleceğe de oy istiyor!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa