Balkon toplumun yeni trendi mi?


20 Haziran 2011 08:15

Araya bir doğa olayının da girdiği yoğun bir hafta sonuydu. Mesleki sorunlarımızla uğraşı içindeyken bu ay tutulması da neyin nesi diye düşündüm. İlhan Berk’in “Kült Kitap” yazılarında “Ay” için çiziktirdiği nota göz attım sonra. Şöyle demiş bilge şair: “Ayın tutulmasına bakıyorum. Karalar ayın çevresini sardı saracak. Dünya kararacak. Dünyanın kararması kesinleşti de sonunda. Ama hepsi bu! Değişen ne ki? Yeni bir şey değil bu. Hem dünya çoktan şaşırtıcılığını yitirdi. Korkunçluk bunda! “Ozan haklı. İnsanın insana reva gördüğü kötülükler artık şaşırtmıyor kimseyi. Şiddet içeren görsel oyunlar, filmler prim yapıyor. Dünya varsıllarla onların sömürdüğü yoksullar arasında bölünmüş. Yer kürenin varsıl kesimi tüketim döngüsünden bir cennet yaratmış kendine yaşıyor. Yoksul bölgeler ise ucuz emek pazarları. Savaşın, çocuk, kadın ölümlerinin, açlığın kol gezdiği bir pazar. Her şey vahşi kapitalizmin buyrukları doğrultusunda saat gibi işliyor. Uluslararası şirketler ve onların seçkin akademisyenleri sol siyasetlerin yaşatılmadığı yeni liberal görüşlerin tasarımına kafa yoruyorlar. Emeğin, kol gücünün dışlandığı, sol siyasetin iğdiş edildiği, medyanın yanı başlarında yer alacağı yeni demokrasiler üzerinde çalışıyorlar. Milliyetçilik kisvesi altında yeni bir ırkçılığı dünya siyasetine oturtmanın çabası içindeler. Seçkinci eğitim sistemleriyle uslu bir gençliği peşlerine takacaklarını düşlüyorlar. Becerebilirler mi? İşte asıl üzerinde durulması gereken soru bu. Genelde dünya için, özelde de ülkemiz için. Eğer insan odaklı politikaları boşlarsak, emekten yana birlikteliği oluşturamazsak, temel insan hakları ve düşünce ifade özgürlüğü için yeterince mücadele ver(e)mezsek, sol siyasetteki bölünmüşlüğü gideremezsek, eğer bu ülkenin pırıl pırıl gençlerine sahip çıkamazsak ortaya çıkacak sonuç ülkemiz insanı için hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.
İlhan Berk’in satırları böyle aldı götürdü düşüncelerimi. Oysa hafta sonumdan söz ediyordum. Ken Loach biliyorsunuz emek, özgürlük temelli filmler kotaran bir yönetmen. Yaşı yetmişi geçti ama imza attığı önemli filmlerle karşımızda olmayı sürdürüyor. Bu hafta sinemalarda onun 2010 Cannes film festivali açılış filmi olan Route Irısh (Tehlikeli Yol) filmi oynuyor. İzledim. Usta bu kez Irak’ta, Afganistan’da işgal güçlerine lojistik ve güvenlik hizmeti veren uluslararası şirketlerin paralı asker ve polislerden oluşan güçlerinin halklara karşı insanlık dışı acımasız tutumlarını sergiliyor. Hemen söylemekte yarar var. Film İngiliz devletinin de tüm ayıplarını ortaya koyduğu halde vizyona çıkabiliyor. Umalım bizde de devletin kendisi ile, kayıpları ile, haksız yere hapislerde çile çektirdiği, sürgünlerde yaşattığı insanları ile yüzleşebildiği filmlere de sıra gelir.
Medyamıza gelince. Bilgiçlik taslamış olmayayım ama yazılısı ve görseli ile medyamız bu seçimde sınıfta çakmıştır. Tarafsız yayıncılığın ölümünü ilan etmiştir. Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku için seçim gecesi başlattığı provokasyonlara seçim sonrası da “yemin” tantanası ile çanak tutmuştur. Başbakanın balkon konuşmasında sözünü ettiği kucaklaşmaya dört elle sarılıp uzlaşma,helalleşme söylemi ile kamuoyunda beyin yıkama girişimine başlamışlardır. Gazetecileri hedef gösterirken, gazeteciler cezaevindeyken, gazeteciler gazetelerinden ayrılmak zorunda bırakılırken hangi uzlaşmadan söz ediyor bu arkadaşlar. Yakalarında bir parti rozeti eksik onu da taksınlar olsun bitsin.
Bu arada Real Madrid’in ünlü oyuncusu Ronaldo da hafta sonu İstanbul’a geldi. BJK Başkanı Yıldırım Demirören’in davetlisi imiş. Yoğun ilgiden sporseverlere imza verememiş ancak Demirörenlerin sahibi olduğu Beyoğlu’ndaki alışveriş merkezinin balkonundan sevenlerine seslenmeyi ihmal etmemiş. İyi etmiş de farkında olmadan Başbakanla başlayan bir modaya katkıda bulunmuş gibi geldi bana. Eh! bundan böyle ünlülerin balkon konuşmaları ülke sosyetesinin yeni trendi olursa şaşırmayacağız demektir.

evrensel.net
www.evrensel.net