22 Kasım 2018 03:10

Sivil toplumun baskı altına alınması

Paylaş

Beş yıl önceki (Mayıs - Haziran 2013) Gezi eylemleri bahane edilerek, bir gün (16 Kasım 2018) sabaha karşı, 13 insan hakları savunucusu (Turgut Tarhanlı, Betül Tanbay, Yiğit Ekmekçi, Meltem Aslan Çelikkan, Asena Günal, Çiğdem Mater, Ayşegül Güzel, Bora Sarı, Filiz Telek, Hakan Altınay, Hande Özhabeş, Yiğit Aksakoğlu, Yusuf Cıvır) gözaltına alındı.

İçlerinden çocuk ve asker hakları alanında çalışmalarıyla öne çıkmış olan Yiğit Aksakoğlu tutuklandı.

Bir yıldan fazla bir süredir tutuklu bulunan ve hakkında hâlâ iddianame düzenlenmemiş olan, İnsan Hakları Savunucusu, İş İnsanı Osman Kavala ile ilişkilendiriliyorlar. Tümü şiddet karşıtı fikir ve eylemleriyle tanınıyorlar ama cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirmeye teşebbüs etmekle suçlanıyorlar. Hatta  nasıl oluyorsa,  şiddetsizlik eylemleri yoluyla hükümet devirme/darbe falan planlamakla suçlanıyorlar.

Uluslararası Af Örgütünün açıklamasında da belirtildiği gibi;

‘Gezi Parkı protestolarını ‘derinleştirmek ve yaygınlaştırmak’ ‘sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem’ başlıkları altında aktivizm eğiticileri ve kolaylaştırıcılar davet etmek, ‘Gezi Parkı sürecinin’ devamını sağlamak amacıyla medya faaliyetleri gerçekleştirmek ve 'Türkiye’ye biber gazı ithalatını durdurmak için çalışmalar yapmak'la suçlanıyorlar. Af Örgütünün şu değerlendirmesine katılmamak mümkün değil: “Doğru oldukları takdirde bile tüm bu aktiviteler, ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarının güvence altına aldığı meşru faaliyetlerdir.” Genel Eş Direktörleri (Meltem Aslan Çelikkan) ve Yönetim Kurulu Başkanları da (Yiğit Ekmekçi) bu operasyonda gözaltına alınmış ve serbest bırakılmış olan Hakikat Adalet Hafıza Merkezi de gözaltı, tutuklama ve soruşturmalarla ilgili  bir açıklamada bulundu. Şöyle bir değerlendirme ve kararlılık içeriyordu açıklama: “Bu yeni operasyon dalgası sivil topluma yönelik baskı ve operasyonların sürdüğünü bize bir kez daha gösterdi. Ancak sivil toplum mensubu olarak bizler işimize devam edeceğiz, temel haklarımızı, adil yargılanma hakkını, suçsuzluk karinesini, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü savunmayı sürdüreceğiz.” Tıpkı Af Örgütü açıklaması ve değerlendirmesinde olduğu gibi, Hafıza Merkezinin bu açıklama ve değerlendirmesine de katılmamak mümkün değil.Kanımca, belirtilen durumda yapılacak şey çok açık ve net: İnsan hakları mücadelesini vermeye devam etmek!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa