03 Ekim 2018 03:20

Rewşan Çeliker’in ezgili yüreği

Paylaş

Yağmurlu bir İstanbul akşamı… Güneşli günler çekiliyor yavaş yavaş kentin üzerinden… Kimileri için dertli kış günleri başlıyor… Bazıları içinse romantik hazan mevsimi… Beyoğlu İstiklal caddesi tenhalaşıyor… Sokak şarkıcıları, satıcılar, vitrin bakan Arap turistler bir bir çekiliyor alandan…  Herkeste bir panik, hızla bir yerlere yetişmek üzere sağa sola koşuşturan insanlar… Galatasaray’ı arkada bırakıp Tünel’e doğru yürürken solda Fransız bir kadın şarkıcı duvar dibinde enstrümanını kılıfına yerleştiriyor aceleyle… Simit ve kestane satıcıları toparlanıyor…  Az ilerde Hidivyal pasajının karşısında üç genç, gitar ve bağlama ile bağırarak, inadına, çoğu bir yerlerden aşina olduğumuz Kürtçe türküler söylüyor… Yağmurun etkisiyle olacak ilgi az… Çocukların önünden geçen genç bir çift merakla bakınıyor, genç kız elinden tuttuğu sevgilisine; “televizyonda yasak, caddede serbest, ne tuhaf” diye mırıldanarak hızlıca yanlarından uzaklaşıyor…

Çiseleyen yağmurun altında Tünel Meydanı’na varıyoruz… Eylülün son günleri. Malum sonbahar ve İstanbul’da sanat etkinlikleri başlıyor. Tünel’den Şişhane’ye inen merdivenlerin sağında yeni açılan Cemiyet adlı mekânda bugünlerde Kürtçe müzik piyasasına hızlı bir giriş yapan genç sanatçı Rewşan Çeliker’in konseri var…

Tarif üzerine aradığımız mekanı bulmamız kolay oluyor. İçeri giriyoruz, konserin başlamasına on beş dakika var. İçkilerimizi söylüyoruz… Bu arada mekana tanıdık simalar girmeye başlıyor… Eski Sur belediye başkanı Abdullah Demirbaş, İMC televizyonundan Eyup Burç, Kürt heykeltraş Bilge, NÇM’den tiyatrocular Rugeş, Ömer ve Baran sonra sanat eleştirmeni öğretmen Wenda Koyuncu, uzun yıllardır görmediğim, Mersin’de öğretmenlik yaptığını bildiğim ama şimdilerde KHK ile işinden uzaklaştırılmış olduğunu öğrendiğim arkadaşım Barzan ve daha adını sayamadığım bir çok tanıdık yüz… Bir de sinemacı Yavuz Turgul kameralı ekibiyle çekim yapıyor… Vakit yaklaşıyor, sohbete ara veriyoruz… Sahneye önce orkestra çıkıyor son hazırlıklarını yapıyor gözler sempatik şarkıcı Rewşan’nı arıyor…

Rewşan Çeliker çok yönlü bir sanatçı… Tatvan’lı. Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nde müzik ve keman eğitimi almış, üniversitede psikoloji okumuş ve yüksek lisansını da İstanbul’da özel bir üniversitede oyunculuk alanında yapmış. Yaklaşık on yıldır çeşitli müzik topluluklarında vokalist olarak çalışmış ve keman çalmış… Kemanın yanı sıra viyola ve ukulele adlı Hawaii Adaları’na ait olduğunu öğrendiğim farklı bir tınısı olan enstrüman da çalıyor. Son zamanlarda “Ax Lê Wesê adlı albümü sevenleri arasında büyük beğeni topladı. Şimdilerde konserlerinin yanı sıra Teatre Jiyana Nü’de sahneye çıkmak için oyuncu olarak prova yapıyor.

Ve konser başlıyor… Genç sanatçı programını geleneksel Kürt müziği ile açıyor… Başlarken mütevazı orkestrası ile türkü tadında sıcak bir iletişim kuruyor sevenleriyle… Heyecanı, güzel yüzünden okunuyor… Hayır acemilikten değil, gurur var duruşunda kendi kültürüyle birlikte, etkilendiği farklı kültürlerden ezgileri yorumlamanın kıvancını paylaşıyor dostları, arkadaşları ve sevenleriyle… Kompleksiz, samimi ve içten… Konser, Kürtçe, Ermenice yeni seslerle gün yüzüne çıkmayı bekleyen türküler, ağıtlar, ezgiler ve ninnilerle devam ediyor… Rewşan sesi, yorumu ve müzikal tavrı ile yüreğini tarihsel ve geleneksel öncül olarak kabul ettiği ustalarının yanına koyuyor usulca… Mekanda Ayşe Şan, Meryem Han, M. Arif Cızrawi ve Ermeni müzisyen Vartabed Gomidas’ın acılı, ezgili, dramatik yaşam öyküleri düşüyor usumuza… Programın sonuna doğru dışarı çıkıyoruz, kentin uğultusu kesilmiş, ortalık tenha… Yağmur durmuş, hafif bir rüzgâr esiyor… Cemiyet’ten dışarıya taşan ezgiler geceyi biçimlendirmeye başlıyor… Yürüyoruz ıslak sokaklarda…

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa