Yeni ‘adli yıl’da da ‘yargı bağımsızlığı’ Allah’a emanet!


04 Eylül 2018 03:28

“2018-2019 adli yılı”, dün Saray’da yapılan törenle açıldı.

Törene CHP ve HDP katılmadı.

Barolar ve avukatların çeşitli örgütleri, Saray dışındaki toplantılar ve basın açıklamalarıyla, yeni adli yıldan beklentilerini ve “yargı bağımsızlığı” taleplerini dile getirdiler.

Dün Saray’da yapılan “adli yıl açılış töreni”;

* Cumhurbaşkanıyla “çay toplama” seanslarına katılan ve açıkça siyasi tutum ifade eden yüksek yargı mensuplarının,

* Kendi aldığı kararlara kendisi uymaya cesaret edemeyen ve önüne gelen dosyaları savsaklayarak geçiştiren bir AYM ve öteki yüksek yargı organlarının düştükleri durumun,

* AYM’nin kararlarını tanımadığı için sırtı sıvazlanan yerel mahkeme yargıçlarının,

* Ülkeyi bir siyasetçiler ve gazeteciler hapishanesine dönüştüren, dünyada en çok avukatın yargılandığı ülke haline getiren kararların,

* Öğrenci, avukat, siyasetçi, yerel yönetici, gazeteci, seçilmiş milletvekili, cumhurbaşkanı adayı, binlerce kişinin aylardır iddianamesi bile hazırlanmadan tutukluluğuna yol açan uygulamaların,

* 6 üyesi doğrudan Cumhurbaşkanı, 7 üyesi de Meclisteki çoğunluk tarafından seçilen HSK’nın üstünden yargının tek adama bağlanmasının,

* FETÖ operasyonlarıyla boşaltılan yargıç ve savcı kadrolarının AKP ve MHP örgütlerinde çalışan avukatların atanmasıyla doldurulması ve yargının, sözcüğün gerçek anlamıyla politize edilmesi, iktidarın gözüne bakarak karar veren bir yargı sisteminin oluşturulması tartışmalarının gölgesinde gerçekleşti. Ve bu “karanlık yargı tablosu”nun devamı için bir kararlılık gösterisi oldu!

YARGIYI ‘TEK ADAMA BAĞLAMA’DA KARARLILIK

Her şeyden önce, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Saray’da yapılan “adli yıl açılış töreni”, gösterilen tepkiler sonrasında yeniden Yargıtay salonuna alınmıştı.

Erdoğan-AKP yönetiminden hala umudunu kesmemiş, “yetmez ama evet”çi çizgide ısrar edenler, bu adımı “yargı bağımsızlığı doğrultusunda bir adım” olarak yorumlamıştı. Ama bu yıl “adli yıl açılış töreni”nin yeniden Saray’a alınması, yargının “tek adam”a bağlanmasında yeni bir “kararlılık mesajı” olmuştur.

Son günlerde ABD’ye karşı AB’yi bir seçenek olarak gösterme hamlesi içinde “yargı bağımsızlığı” için bir dizi “reform vaadi”yle birleştirildiğinde, “adli yıl açılışı töreni”nin Saray’a alınması bir çelişki olarak görülse de, aslında AKP’nin dilinde “reform”un gerçekte ne anlama geldiğini bilenler için sürpriz olmadı.

29 Ağustos 2018 tarihinde Ankara’da Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’nda gerçekleştirilen Reform Eylem Grubu’nun (REG) dördüncü toplantısının sonrasında yayımlanan sonuç bildirgesinde şunlar söyleniyordu:

“Yargı Reformu Stratejisi bütün paydaşların, Türk hukuk camiasının ve sivil toplumun katılımıyla güncellenecektir. Hazırlık döneminde başta AB olmak üzere, Avrupa Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşların ortaya koyduğu ilkeler ve değerlendirmeler ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadı dikkate alınacaktır...”

EYVAH YİNE ‘REFORM’ DEDİLER

İlk bakışta “yargı bağımsızlığı”nda AB standartları dikkate alınıyor görünse de, AKP iktidarları boyunca, her “yargı reformu” denildiğinde, yargı eskisinden bile bağımlı hale gelmiş, FETÖ’cüler bu reformların ilk dalgası sonrasında yargıyı ele geçirmişti!

“FETÖ’cülerden yargıyı temizleme reformları” ise, “yargının tek adama bağlanması” ve yargının AKP-MHP doğrultusunda politize edilmesi olmuştur. Böylece Türkiye, AKP hükümetlerinin yaptığı “yargı reformları” sonucunda, dünyada “yargı bağımsızlığının olmadığı” ülkeler arasındaki “mümtaz” yerini almıştır!

Bu yüzden de AKP-Erdoğan yönetimi “yargı reformu” dediğinde AKP’nin reform anlayışını bilenler, ister istemez, “Eyvah yine reform dediler” demekten kendisini alamıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kırgızistan’da olduğu için “adli yıl açılış töreni”nde bir “ayar” konuşması yapamadı. Ama Erdoğan yayımladığı mesajda, “Cihana adalet armağan etmek için yola çıkan bu millete hizmet eden tüm mensupları, tarafını ‘hukukun üstünlüğünden’ yana seçmek zorundadır” diyerek, “yerli ve milli bir yargı”nın milli yanına işaret etti.

‘YARGI BAĞIMSIZLIĞI’ İÇİN TEK YOL MÜCADELE

Cumhurbaşkanı açıklamasının “yerli” yanını ise HSK Başkanvekili Yılmaz, Twitter’dan yaptığı açıklamada tamamladı.

Yargıçlar ve savcılara; “Unutma; kıyamet günü Allah’ın gölgesinde öncelikli olarak şu kimseler yer alacaktır; hak kendisine sunulduğunda hakkı kabul edenler, kendilerinden istenildiğinde cömertçe harcayanlar ve insanlar arasında hükmettiklerinde kendilerini onların yerine koyup tarafsız hüküm verenler” diyerek, yargıçları, hukuk ve adalet kriterlerini  değil “dini kriterleri” dikkate almaya çağırdı!

Avukatların 69 haftadır Çağlayan Adliyesi’nde sürdürdükleri “Adalet Nöbeti”nin sözcülerinden Avukat Kemal Aytaç, HSK Başkan Vekili Yılmaz’ın sözlerini, “Yargı Allah’a emanet diyorlar” biçiminde yorumladı.

Dahası, iktidar sözcüleri ve yargıyı bu hale getirmenin başlıca sorumlusu olanların dışında hiç kimse, önümüzdeki günlerde iktidardan “yargı bağımsızlığı” için olumlu bir adım beklemiyor. Tersine avukatlar da, giderek daha çok “yargı bağımsızlığı mücadelesi”nden söz ediyorlar ve ancak böyle bir mücadelenin “yargı bağımsızlığı” doğrultusunda adımlar attırabileceğini belirtiyorlar.

Çünkü “yargı bağımsızlığı” mücadelesi Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesiyle bağlantılı. Aksi halde “yargı bağımsızlığı” beklentisi, AKP’nin emperyalistler arasında salınma politikasının mezesi olur.

www.evrensel.net