İfade özgürlüğü


15 Ağustos 2018 04:17

Önceki gün sosyal medyada bir yazı dolaştı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı imzalı. Bu yazı tek adam yönetiminin geldiği yeri gösteriyor. Bu yer, son söyleyeceğimizi baştan söylersek, kırıntısı ile idare ettiğimiz özgürlüklere de tahammül edilemeyen yerdir.

Dileriz yazı sahtedir. Fakat, iki gün geçtiği halde “böyle bir açıklama yapmadık” diye savcılıktan açıklama gelmedi. Ayrıca, medya bu yazıyı da referans yaparak savcılıkların sosyal medya hesaplarına soruşturma açtığını, üç yüz küsur hesabın incelendiğini falan açıkladılar. Demek ki yazı doğru.

Özgürlüklere tehdit meselesini daha sonraya bırakırsak; yazı bir kere usulsüzdür. Yazıya imza atan kişi gizlemek zorunda hissetmiştir kendini. Yazıya, imzasının üstüne ismini yazmaktan imtina etmiştir. Çünkü, o da bu yazının ne manaya geldiğini biliyor. İstanbul Başsavcılığı diye bir yazılı açıklama olmaz. Başsavcı şu kişi diye açıklama yapılır ve açıklamanın altına isim yazılarak imza atılır.

Yazıya bir de numara verilmiş ve numaranın yanında HSK yazıyor. Bu ne manaya geliyor? HSK’nin talimatı ile bu açıklamayı yayınlıyorum manasına mı geliyor? Başsavcılar HSK’nin talimatı ile mi açıklama yapıyor? Eğer bu soruların cevabı evet ise, o zaman hiç yargı bağımsızdır falan diye konuşmayın. Hakim ve savcılara HSK (dolayısıyla Adalet Bakanı) müdahale ediyorsa, yargı bağımsız diyemezsiniz.

Açıklamada, kur meselesinde spekülatif açıklama yapanlar hakkında savcılık TCK, Bankalar kanunu vb. kanunlara aykırılıktan soruşturma açılacaktır deniyor. Savcıların böyle açıklama yapma görevi var mıdır? Örneğin, Kurban Bayramı tatili öncesi “Ey şoförler, tatile giderken arabanız ile birilerini ezerseniz hakkınızda soruşturma açarız” diye açıklama yapıyorlar mı? Ya da Fenerbahçe-Beşiktaş maçı öncesi “Ey taraftarlar, maçta küfür ederseniz, antrenörün kafasını yararsanız hakkınızda soruşturma açarız “ diyorlar mı? Soruyu binlerce örnek ile çeşitlendirebiliriz.

Böyle açıklama olmaz. Bir suç işleniyorsa savcılar gereğini yapar.

Bir suç yokken, böyle açıklamalar yapmak yurttaşları tehdit etmektir.

Üstelik bu tehdit ifade özgürlüğü konusunda ise durum daha da vahimdir. İfade özgürlüğünü kısıtlama girişimi, ifade özgürlüğüne tahammülsüzlük, sansür vs. dir. Anayasal suçudur.

Demokrasi, farklı görüşlerin savunulduğu, tartışıldığı, o görüşler etrafında örgütlenildiği, o görüşleri gerçekleştirmek için eyleme geçildiği bir sistemdir. Siz, kendi görüşünüzden başkasına tahammül edemiyorsanız, başka görüşlerin propagandasını yasaklıyorsanız, başka görüşleri ileri sürmeyi öncesinden tehditlerle engellemeye çalışıyorsanız, herkesin “reis” gibi düşünmesini, konuşmasını istiyorsanız; orada demokrasiden falan söz edilemez.

Ülkeyi on altı senedir AKP yönetiyor. İçinde bulunduğumuz durum “kur spekülasyonu” değil, ekonomik, yapısal bir krizdir. On altı senedir AKP’nin uyguladığı ekonomik ve siyasal programın ülkeyi getirdiği noktadır. Ödenemeyen devasa borçlar, tahammül edilemeyecek cari açık, yandaşlara bütçeden dağıtılan paralar, alınan borçların üretici sektör yerine köprülere, yollara, inşaata aktarılması, savaşa ve silahlanmaya harcanan paralar, Yeni Osmanlıcılık hevesleri ile bütün komşu ülkelerle kavgalı hale gelme ve bunun getirdiği ekonomik sorunlar, bütçenin denetimsiz kullanılması ve israf, saraylar ve saltanat hevesleri vs. vs.

Ve, bu politikaları eleştirenlere savcılıklar eliyle tehdit.

Boşa çaba. Faydası olmaz.

www.evrensel.net