Yine tıkanma


08 Ağustos 2018 03:05

Rahip krizi nedeniyle TBMM’deki dört parti yargımızın ne kadar bağımsız olduğunu, ülkemizin bir hukuk devleti olduğunu bir kere daha yüksek sesle dosta, düşmana duyurdular ama aynı günlerde yürürlüğe giren bir yasal düzenleme işin hiç de öyle olmadığını itiraf ediyordu.

Düzenlemeye göre; 31 Temmuz 2018 tarihinden önce Anayasa Mahkemesine “Yargılamanın makul sürede bitirilmediği” konusunda yapılan yaklaşık 10 bin bireysel başvuru dosyası Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna devredilecek, Komisyon haklı bulduğu başvurulara cüzi bir tazminat vererek, dosyaların AYM’ye giderek AYM’yi tıkaması engellenecekti.

AYM’deki tıkanmanın önlenmesi için iyi bir çözüm gibi görünüyor.  Peki öyle mi?

Öyle değil. İyi bir çözüm değil. Bu çözüm şekli hem hukuka ve yasalara aykırı, hem de hukuk devleti tezinin iflasının ilanı.

Birinci dikkat edilmesi gereken husus AYM’ye son birkaç yıl içinde en az 10 bin kişinin “Yargılamanın makul sürede bitirilmediği” şikayeti ile bireysel başvuru yaptığıdır. En az bir o kadar yurttaş da aynı konuda muzdarip olduğu halde muhtemelen AYM’den de bir sonuç alamayacağını düşündüğü için başvuru yapmamıştır. Bu durum dahi hukuk devleti ve bağımsız yargı iddialarını boşa çıkarır.

İkincisi yine, her zaman yaptıkları gibi geriye yürüyen bir yasal düzenleme yapıyorlar. Bundan hiç vazgeçmeyecekler.

Üçüncüsü, yargının işini idareye devrediyorlar. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı Türkiye’den AİHM’ye yapılan on binlerce başvurunun AİHM’yi tıkaması ve AİHM’nin toplu ihlal kararları vermeye başlaması ve Türkiye’yi bu durumu çözmesi için sıkıştırması nedeniyle getirilmişti. Böylece AİHM’ye yapılan başvuruların bir kısmı AYM tarafından elenecek, AİHM’ye gidecek daha az sayıdaki dosya ise 4-5 yıl AYM’de oyalanacaktı. (Tabii bu çözüm dahi Türkiye’de bağımsız yargı ve hukuk devleti olmadığının kanıtı idi). AİHM biraz rahatladı ama bu kez AYM tıkandı. Hele OHAL sonrası yapılan başvurularla AYM’deki dosyaların sayısı yüz bini geçti. Bu dosyaların okunup karara bağlanması için belki yüz sene gerekliydi. Bir komisyon kurup, 80 bin OHAL dosyasını bu Komisyona devrettiler. Böylece AYM önünden 80 bin dosya eksildi. Şimdi 10 bin dosyayı da başka bir komisyona gönderiyorlar. Böylece AYM önünden 10 bin dosya daha eksiliyor ama kırıntısı olan hukuk devletinden de bir şeyler eksiliyor.

AYM’ye OHAL başvuru dosyaları ve  “Yargılamanın makul sürede bitirilmediği” konusunda yapılan başvuruların komisyonlara devredilmesi ile, komisyonlar adeta bir temyiz mercii gibi mahkemelerin üzerine çıkarılıyor. Yargıyı hukuken idare denetliyor, kararlarını gözden geçiriyor.

Doğrusu komisyonların yaptığı işi mahkemelerin yapmasıdır. Haksız tutuklamalar konusunda mevcut olan yasal düzenleme yargılamanın makul sürede bitirilmesi konusuna da genişletildiğinde komisyona gerek kalmazdı. Tabii, bu durumda bu davalara bakan mahkemelerin sayısının da arttırılması gerekecekti.

Bir diğer çözüm, AKP iktidarının hiç düşünmediği daha doğru çözüm ise; yargıyı gerçekten tarafsız ve bağımsız yaparak, yasal düzenlemeleri bir hukuk devletine yaraşır hale getirerek, yurttaşların adalet taleplerinin tatmin edilmesi ve AİHM-AYM’ye yapılan başvuruların bu şekilde azaltılmasıdır.

www.evrensel.net