Satrancın kurtardığı efsane - Polonya'dan Arjantin'e
Mojsze Mendel Najdorf adındaki Polonyalı kuvvetli bir satranç oyuncusu, eşini ve kızını geride bırakarak Buenos Aires’te yapılan 8. Satranç Olimpiyatına katıldığında, tarih 1939 ağustosunu gösteriyordu. Eylül ayında 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi nedeniyle Arjantin’den ülkesine geri dönemedi. Babası Varşova ayaklanmasında, eşi, kızı ve dört erkek kardeşinin hepsi Nazi Almanyası’nın toplama kamplarında öldürüldü. 1944’te Arjantin vatandaşı olan Mojsze Mendel, Miguel adını aldı. 1950’de Uluslararası Satranç Federasyonunun (FİDE) Büyük Usta (GM: Grand Master) unvanı verdiği ilk 27 oyuncudan biri olan Najdorf, sekiz defa Arjantin şampiyonu olmuş, 11 defa olimpiyat madalyası, sayısız uluslararası turnuva kazanmıştı. Kuşkusuz satranç teorisine en büyük katkısı günümüzde en popüler açılışlardan biri olan Sicilya Savunmasındaki Najdorf varyantıdır. 80’li yaşlarına geldiğinde bile aktif ve güçlü bir oyuncu olarak turnuvalardan kopmayan üstat aynı zamanda Arjantin’de yayımlanan Clarin’de saygın bir satranç gazetecisiydi.
MÜZİSYENLİKTEN MODERN SATRANCIN ÖNCÜSÜ OLMAYA ADANMIŞ BİR HAYAT
Dünyanın diğer tarafında yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinde doğan bir çocuğun Türkiye satranç tarihini değiştireceğini kimse bilemezdi. 18 yaşında satranca başlayan Nevzat Süer, kısa zamanda güçlü bir satranç oyuncusu oldu. 1975 yılında İtalya’daki Akdeniz Zonal Turnuvası’nda İlhan Onat ile birlikte Türkiye’nin ilk Uluslararası Ustası (IM: International Master) unvanını kazandı. Üç defa Türkiye şampiyonu olan Süer, aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinde yaklaşık 17 sene satranç köşesi yazdı. ‘‘Süer Satranç Dergisi’’ni yıllarca kendi imkanlarıyla yayımlayarak satranç sporunun gelişmesine büyük katkılar sağladı ve Türkiye’de modern satrancın öncüsü oldu.
Nevzat Süer’in diğer önemli özelliği ise iyi bir müzisyen olmasıydı. Şu anda İTÜ devlet konservatuvarında kompozisyon bölüm başkanı aynı zamanda Türkiye eski satranç şampiyonlarından FM (Fide Master) Feridun Öney, Nevzat Süer’i şöyle anlatıyor; “Konservatvuara gidip, müzik notalarını öğrenmeye başladığım dönemde, elimde ders notlarıyla her zamanki gibi İstanbul Satranç Derneğine uğradım. Nevzat Bey defterlerimin arasından belli belirsiz görünen müzik notalarını aniden okumaya başladı. O günden sonra satranç dışında müzik de çalışmaya başladık.”
FIDE (Uluslararası Satranç Federasyonu) Onur Kurulu Üyesi ve Türkiye Satranç Federasyonu Eski Başkanı Ali Nihat Yazıcı’nın, hakkındaki düşünceleri ise şöyle: “Nevzat Süer’in yaşamını iki kelime ile tanımlamak gerekirse, ‘Türkiye satrancı’ yeterli olurdu. Yıllarca ‘Süer Dergisi’ ile gençlerin satranç öğrenmesine ışık tuttu. Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde bir maçınızın yayımlanması şampiyon olmak kadar önemliydi. İlk ustamız, ilk dergi yayımcısı, ilk köşe yazarı, Türkiye şampiyonu, milli oyuncu, sponsor, gençlerin hocasıydı.
TÜRKİYE’DEN KÜBA’YA KIR ATLA GİDİLMEZ
1966 yılında Dünya Satranç Olimpiyatları, Küba’nın başkenti Havana’da gerçekleşecekti. Fidel Castro, Che Guevara ve yoldaşları henüz devrimi gerçekleştirmiş ve ülkeyi hızla ekonomik, sosyal, kültürel ve sportif yönden güçlendirmek için gerekli adımları atmaya başlamışlardı. Bu sırada Türkiye’de Süleyman Demirel başbakanlığındaki Adalet Partisi iktidarda idi. Devlet desteğinden yoksun olan ama kendi imkanlarıyla olimpiyata katılmaya kararlı ulusal satranç takımı oyuncularımız, Nevzat Süer, Siracettin Bilyap, İlhan Onat, Akdoğan Erözbek, Coşkun Külür ve İsmet İbrahimoğlu Havana’ya gidebilmenin yollarını arıyordu. Nevzat Süer, İstanbul’daki Küba Büyükelçiliği ile görüşerek, olimpiyatlara katılmak istediklerini ama imkanlarının kısıtlı olduğunu söyler. Küba, sporcularımıza kucak açar . Türkiye’den Küba’ya uçuş olmadığından Prag’a kadar kendi imkanlarıyla giden ulusal takımımız Küba Havayolları ile Havana’ya ulaşır. Ulusal takımımız kendilerini misafir eden Fidel Castro ile tanıştırılır ve böylece ülkemiz olimpiyatlarda bir kez daha temsil edilmiş olur.
DEVRİMİN VE SATRANCIN NEFERİ
Fidel Castro’nun da satranç oynadığı bilinmekle beraber asıl satranç sevdalısı Che Guevara’dır. Che, küçük yaşta babasından satranç öğrenip, Buenos Aires Tıp Fakültesine gidene kadar yerel turnuvalarda boy gösterdi. Küba’da devrim tarafından eğitilecek oyuncuların büyük ustalar olabileceğini öngörmüş ve bugün Güney Amerika’daki satranç kültürünün gelişmesi adına bakanlık görevindeyken devlet düzeyinde ilk tohumları atmıştır.
Che, Çekoslovak Büyük Usta Ludek Pachman’la konuşurken şöyle söyler: “Biliyor musunuz yoldaş Pachman, Bakan olmaktan memnun değilim. Sizin gibi satranç oynamayı ya da Venezuela’da devrim yapmayı tercih ederdim.”
İkinci Dünya Savaşı’ndan satranç sayesinde kurtulan Miguel Najdorf, Che Guevara ile Havana Kupasında karşılaştıklarında, Büyük Usta Najdorf, Comandante’yi kırmaz, 16. hamleden sonra beraberlikte anlaşırlar.
“Satranç, insan aklının eğitimi için etkili bir araç oluşturmaktadır” diyen Che Guevara, Bolivya dağlarında devrim için savaşırken öldürüldüğünde satranç dünyası da tutkulu bir neferini kaybetmiştir.
Che Guevara, IM Nevzat Süer, takım arkadaşları ve satranca aşkla bağlı kaybettiğimiz tüm oyuncuların anısına, sizleri Büyük Usta Miguel Najdorf’un Polonya Ölmezi adı verilen muhteşem oyunuyla baş başa bırakıyorum.
Glucksberg - Miguel Najdorf
Varşova 1929
1.d4 f5 2.c4 Af6 3.Ac3 e6 4.Af3 d5 5.e3 c6 6.Fd3 Fd6 7.0–0 0–0 8.Ae2 Abd7 9.Ag5 Fxh2+ 10.Şh1 Ag4 11.f4 Ve8 12.g3 Vh5 13.Şg2 Fg1 14.Axg1 Vh2+ 15.Şf3 e5 16.dxe5 Adxe5+ 17.fxe5 Axe5+ 18.Şf4 Ag6+ 19.Şf3 f4 20.exf4 Fg4+ 21.Şxg4 Ae5+ 22.fxe5 h5# 0–1
Evrensel'i Takip Et