Güvenlik soruşturması


30 Mayıs 2018 04:56

AKP Hükümeti 15 Temmuz darbe girişimini “Allah’ın bir lütfu” olarak telakki edip, OHAL ile birlikte binlerce kamu emekçisini işten attı. İşten atılanlara hukuki itiraz yolları kapatıldı. İdare mahkemeler ve AYM OHAL kararlarına itiraz edilemez diye başvuruları reddettiler.

Daha sonra konu AİHM’ye gitmesin diye bir itiraz komisyonu kurdular. Günde sekiz saat mesai saatleri içinde dosyaları inceleyecek komisyon seksen bine yakın dosyayı yirmi senede bitiremeyecekti.

OHAL KHK’leri ile atılanlar içinde binlerce ilerici, demokrat kamu emekçisi de vardı. AKP iktidarı darbe yapmaya çalışan FETÖ’cüleri atıyoruz diye propaganda yaparken çok sayıda ilerici, devrimci, demokrat emekçiyi de cezalandırmıştı. AKP, kendinden önceki darbecilerin yaptıklarını yapıyordu aslında. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde de darbelerin gerekçesi ne olursa olsun, darbelerin en çok ezdiği insanlar ilerici, demokrat, devrimci kişiler olmuştu.

AKP, demokrat emekçilerin tasfiyesi için daha sonra taşeron işçiler meselesini kullandı. CHP ile giriştikleri siyasi rekabet sonucu AKP kerhen taşeron işçileri kadrolu işçi yapma kararı almıştı. Fakat, yıllardır bir kamu kurumunda taşeron işçi olarak çalışan, işe girişte adli sicil kaydını kuruma teslim etmiş, yıllarca çalışırken hiçbir vukuatı olmamış işçilere “Bir de güvenlik soruşturması yapacağız” dedi. Ve, bir OHAL KHK’si ile güvenlik soruşturmasını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun içine yerleştirdi. Hem taşeron işçiler, hem de kamuya KPSS’yi kazanıp yeni girecek olanlar, ya da asistanlığa başlayacak, uzmanlık görevini yapacak olanlara “güvenlik soruşturması !” yapmaya başladı. “Güvenlik soruşturması ile” bu kez yeniden binlerce emekçi işe alınmadı. Açılan davalarda, yapılan itirazlarda güvenlik soruşturmasında, soruşturmaya takılan fiillerin ne olduğu açıklanmıyordu. Mahkemeler sorduğunda idare “Güvenlik soruşturması çok gizli yapılmaktadır, bu konuda bizden belge istemeyin, istiyorsanız Emniyet Genel Müdürlüğüne yazın” diyordu. Emniyet Genel Müdürlüğü ise mahkemelere yanıt dahi vermiyordu. Bu arada, kazaen birkaç olayda “güvenlik soruşturması”nın nasıl bir şey olduğu ortaya çıktı. HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın kardeşi güvenlik soruşturması nedeniyle atanamıyordu. Beştaş araştırdığında güvenlik soruşturmasında sadece “HDP Milletvekili Meral Beştaş’ın kardeşi” olarak idareye bir not gönderildiği ve olumsuz görüş bildirildiğini öğrendi. Bir başka davada, yine güvenlik soruşturmasında idareye gönderilen “bilgi notu” ortaya çıktı. Orada şöyle deniyordu:” üniversiteye yeni girdiğinde Kürt gençlerin düzenlediği tanışma toplantısına katılmış, babası iki kere KCK ile iltisaklı diye soruşturmaya uğramış.” İşte böyle bilgi notları ile insanlar işe alınmıyor, işten atılıyordu. Devletin bazı kurumları insanları fişlemişti. Bu insanlar hakkında dava açılmamış, yargılanmamış, mahkum edilmemişlerdi, fakat fişlenmişlerdi. Bir yerlerde haklarında bilgi notları vardı. Tıpkı önceki darbe dönemlerinde olduğu gibi, 28 Şubat’ta olduğu gibi “bilgi notları”, “fişler” devreye giriyordu.

İnsanları devletin fişlemesi suçtur. Yurttaşları milliyetine, mezhebine, siyasi kimliğine, cinsel tercihlerine göre fişleyemezsiniz. Suçtur. Fakat, bu suçu idare sürekli işliyor. AKP iktidarı da işliyor. AKP “güvenlik soruşturması” uygulamasını derhal durdurmalıdır. Mağdur ettiği bütün yurttaşları hem işe yerleştirmeli, atamasını yapmalı hem de maddi manevi zararlarını tazmin etmelidir. Aksi takdirde bu konu bile iktidardan düştükten sonra başını çok ağrıtacaktır.

www.evrensel.net