Osman Kavala ve Celalettin Can için özgürlük


17 Mayıs 2018 04:41

Barış, Kültür ve İş İnsanı Osman Kavala, özgürlüğünden yoksun bırakılışının 6.ayında dışarıya bir mektup yazdı ve özgürlüğünden yoksun bırakılışına dair değerlendirmelerde bulundu.

“Silivri’de tutukluluğumun altıncı ayı 1 Mayıs’ta tamamlandı. İddianameyi bekliyoruz.

Masumiyet karinesi adil yargılanma hakkının temel bir ögesi olduğu için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi normları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları olağanüstü bir tedbir olan tutuklama kararı için ‘kuvvetli süpheyi’ yeterli görmüyor, somut deliller aranmasını gerekli kılıyor. Ülkemizde ise durum farklı. Savcı ağır ceza gerektiren bir suç tarifi yaptığı zaman hakim kendini tutuklama kararı vermekte adeta zorunlu hissediyor. Yeterli delil olmadan verilen bu kararlar, iddianamenin hazırlanma sürecini de etkiliyor. Tutuklamadan sonra toplanan delillerle tutukluluk kararını haklı çıkarma çabası, bu süreci uzun ve sıkıntılı bir hale getiriyor. İddianamenin hazırlanması uzadıkça, tutukluluk süresi de uzuyor, süphelinin kendisine verilecek cezaya istinaden özgürlüğünden mahrum bırakıldığı zamanın bedeli telafisi mümkün olmayan bir seviyeye ulaşıyor.

Benim gibi cezaevlerinde aylardır belirsizlik içinde iddianamelerinin hazırlanmasını bekleyenlerin sayısı az değil. Bu durum, adil yargılanma mekanizmasında bir dengesizliğe işaret ediyor. Masumiyet karinesi başından itibaren yargı sürecinin temel unsuru olarak kabul edilmezse bu dengesizlik sürüp gidecek.”

Kavala, nisan ayında da tutukluluğunun 155. gününde Silivri Cezaevinden bir mektupla seslenmişti. O mektubun bir yerinde, ‘Yargıyı etkisi altına alan kötü hava şartlarında bir değişiklik hissedilmiyor’ demişti.

Kavala hakkında henüz iddianame hazırlanmadı. Haliyle hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet de yok. Ama tutuklu.

Celalettin Can da kamuoyu tarafından görüşleri bilinen bir  barış insanı. Çalışmalarının başında da geçmişle yüzleşme (Diyarbakır 5 No’lu Cezaevinde yaşananların belgelenmesi) ilk akla geliyor. 78’liler hareketinin öncülerinden oluşu ve çözüm sürecinde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti içindeki çalışmaları  dikkat çekiyor. Celalettin Can, şubat ayından beri tutuklu. Onun hakkında iddianame hazırlandı. Suç sayılan fiiller barış çalışmaları, ‘Amed ve Kürdistan’ kelimelerini kullanmış olması, barışçıl nitelikteki toplantı ve gösterilerde yer alması, sokağa çıkma yasakları döneminde battaniye toplanması çalışmalarına katılmış olması olarak sayılıyor.

Düşüncelerini açıklıyor. Hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yok. Ama tutuklu.

Bu özgürlükten yoksun bırakma uygulaması (gözaltı ve tutuklama rejimi) hakkında, 21.yüzyıldan değil, yüzyıllar öncesine giderek, 1215’ten söz ederek, özgürlük dileklerimizle,   bol şans dileyelim sevgili barış insanlarına. Magna Carta (Büyük Ferman) 39. maddede bakın ne diyor: “Özgür hiç kimse ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.”

www.evrensel.net