İzmir'de seçim vakti: Tabip Odası


11 Nisan 2018 04:01

Bir taraftan yasa ile görev tanımında “Halk sağlığına fedakarlık ve feragatle hizmeti ideal bilen meslek geleneklerini muhafaza ve geliştirmeye çalışmak” ile mükelleftir diyeceksin, sonra da “Savaş bir halk sağlığı sorunu” deyince gözaltına alıp yargılayacaksın yöneticilerini. “Yasa tanımaz” bir dönemi hep birlikte soluyoruz maalesef. Sağlıklı toplum için bir barış adası olarak konumlanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) cendereye alınmak isteniyor. İşte böyle bir ahvalde seçime gidiyor tabip odaları.

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara Tabip Odası seçimleri Başkent’te iktidara ve Sağlık Bakanlığına ve cümle biat edenlere bir yanıt niteliğindeydi. Mevcut TTB Yönetimi çizgisinde olan Çağdaş Hekimler Grubu yeniden açık ara kazandı. Misal, Sözcü gazetesi haberi manşetten şöyle görmüştü: “Cumhur ittifakı’ ilk yenilgiyi aldı.

TTB seçimlerinde “kirli / kirsiz” çokça ittifak gördü hekimler. Ve bu hafta sonu İzmir ve Denizli Tabip Odalarında seçim var. Bu iki kent seçim  ittifaklarının bir başka yüzü. Bir süredir mevcut TTB çizgisinin uzağında bir hatta seyrediyorlar mevcut yönetimleri ile. Andığım kentlerde mevcut tabip odalarının “Belli konularda olası tutumlarını izlemek için nerede ise Aydınlık gazetesi okumak, Ulusal TV izlemek” yeterli diyor konuştuğum hekimler. Son referandum süreci, Adalet Yürüyüşü, KHK ile işten atılmalar, OHAL, savaş ve halkın sağlık hakkı bağlamında hep öyle oldu. Ama mevcut yönetimlerin geçmiş ittifaklarında bir boyut daha var ki evlere şenlik: Yerelde başka, sonrasında TTB Genel Kurullarında başka olabiliyorlar. Misal bir taraftan geçmişte ‘Cumhuriyet Mitinglerinde’ yer alırken bir adım sonrasında TTB seçimlerinde AKP ile yakın kadrolar / Sağlık Bakanlığı yönetici kadroları ile ortak liste çıkarabiliyorlardı.

İzmir’de mevcut TTB çizgisinin uzağında yaklaşık 10 yıldır yönetimde olan bir ekip ‘Hekim Güçbirliği’. Aslında Mevcut TTB çizgisini destekleyen Demokratik Katılımcı Hekim grubu ile aralarında çok az oy farkı var. Yaklaşık 2 bin 500 oy kullanılan son 5 seçimde oy farkı 8 ile 140 arası. Ve bu pazar günü İzmir Tabip Odası seçimleri var. Bir tarafta “Saray’ın Odası Olmayacağız”, “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” diyen Demokratik Katılımcı Hekimler, diğer yanda KHK ile işten atıldığı gün İzmir’de çalıştığı hastaneden kendisini atarak intihar eden meslektaşının cenazesinde dahi  “görülemeyen” Hekim Güçbirliği ile yönetilen  mevcut İzmir Tabip Odası. Evet şimdi değişim zamanı: İzmirli hekimler mevcut anlayıştan rahatsız. İzmirli hekimler, Demokratik Katılımcı Hekimler grubunu “siyaset yapmakla” itham ederken “tek bir siyasi parti ile müsemma” oda faaliyet(sizliğinden) rahatsız. Ve bu pazar değişim zamanı.

Hasan Orhan çok genç bir hekimdi, hayat doluydu. Bir gün idari kata çağırdılar ve görevine son verdiler: KHK ile. Hiçbir anlam veremedi başına gelene, “neden” diye sordu, yanıtını tek başına bilemedi, usulca çalıştığı 6. kata çıktı ve boşluğa bıraktı kendini. Yer İzmir, “Cenaze törenini hastane yönetiminin istemediği” dillendi, üyesi olduğu sendika buharlaştı, Hekim Güçbirliği grubu yönetimindeki İzmir Tabip Odası buharlaştı, hastane yönetimi buharlaştı... Ama TTB Merkez Konseyi, İzmir Demokratik Katılımcı Hekimler grubu, Hasan’ın üyesi olmadığı SES oradaydı. Cenazeyi sahiplendi, aileyi sahiplendi, OHAL koşullarında OHAL’den hesap sordu, ‘Bu bir intihar değil cinayettir ve faili bellidir’ dediler cesurca. Ya Hekim Güçbirliği ya mevcut İzmir Tabip Odası? Tarih elbet unutmayacak “biat” ittifaklarını.

Ve derken “mor beyin” ile tanıştık ve arsızca dediler ki Dr. Hasan Orhan cinayetinin (intihar) “failleri” yanlışlık olmuş, FETÖ üyesi değilmiş, “mor beyinmiş”. İşte böyle bir ahvalde İzmir’de seçim zamanı.

İzmir’de bir inşaat hızla yükseliyor Bayraklı sırtlarında: Şehir hastanesi. Hani bankalarda teminat garantisi devletten, arsa devletten, yetmedi 25 yıllık özel sektör işletme hakkına yüzde 70 doluluk devlet garantisi eklenen hastane. Hekim Güçbirliği yönetimindeki İzmir Tabip Odası ne mi yaptı bu konuda? Şehir hastanesi işletmecisi müteahhitlik şirketi ile bir anlamda iş birliğine girdi, para karşılığı üye hekimlere o firmanın dairelerini satın almayı reklam eyledi. Nihayetinde seçime az bir zaman kala bu konuda bir panel düzenleyebildi o kadar. Hastanelere, üyelerinin çalışma ortamına bu başlıkta hiç gitti mi? Elbette hayır. Ama İzmir Demokratik Hekim Grubu yönetim kurulu adaylarından Dr. Fatih Sürenkök, Prof. Dr. Funda Obuz onlarca birimde bilgilendirme toplantısına katıldı. Denebilir ki İzmir Şehir Hastanesi yüklenici firması ile ücret temelli ilişkiye girmek, bu bağlamdaki ataleti ışığında mevcut İzmir Tabip Odası ve doğası gereği Hekim Güçbirliği için ciddi bir ‘etik erezyondur’.
Hekim Güçbirliği kendisini nicedir “hekim hakları” bağlamında reklam eyliyor. Ya gerçeklik. Ya intihar dışında seçenek bırakılmayan Dr. Hasan Orhan’ın hekim / özlük / yaşam / iş hakkı? Ya mezun olup da atanmayan pırıl pırıl yeni mezun hekimlerin hakları? Ya mevcut İzmir Tabip Odası? Bilindiği üzere ülkede hekimlerin en az 2 yıl devlete çalışmadan özelde dahi hekimlik yapmaları yasak. Ama mezun 50 civarında hekim KHK ile işe başlamadan devlette çalışma yasağı getirildi. En az 10 tanesi İzmir  mezunuydu. Peki İzmir Tabip Odası ne yaptı? Misal ‘Bir yıldır mezunuz ama atanmadık, işsiziz, paramız yok, Tabip Odası üye ücretini almazsanız ya da işe girince ödesek olmaz mı’ dediklerinde ne cevap aldılar? Sanırım tahmin ettiniz Hekim Güçbirliği yönetim anlayışını: “Hayır”

Ve şimdi İzmir’de değişim zamanı. Yasası “Halkın sağlığını korumak” görevini emreden bir meslek odası olarak pazar günü tüm demokrat, çağdaş hekimlere görev düşüyor. ‘Zaman tercih edilmiş sessizliği biate evirenlere “yeter” deme zamanı’ diyor İzmirli hekimler.

“İyi hekimlik” şiarı ile hemhal Demokratik Katılımcı Hekimler, İzmir’de güçlü bir aday listesi ile seçime katılıyorlar: Yürekleri cesur, ruhları özgür. Listede “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” dediği için günlerce gözaltında tutulan mevcut TTB Merkez Konsey Üyesi Prof. Dr. Funda Obuz da var, barışı savundukları için KHK ile üniversiteden uzaklaştırılan Doç. Dr. Nergül Çördük, Prof. Dr. İzge Günal ve geçmiş dönem Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü barış imzacısı Prof. Dr. Şükrü Boylu da...

Hasılı,  gündem bir meslek odası seçimi değil tek başına. Mesele yasası ile  “halkın sağlığını koruma” görevi de verilmiş bu kurumların görevini yapmak ve biat etmek arasındaki olası tutumları ve bunun aynı zamanda halkın sağlık hakkına olumlu / olumsuz yansımaları.

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net