Kaygan zeminde tanklarla sörf


21 Mart 2018 04:16

Ortadoğu ve özellikle Suriye Savaşı’nda tarafların pozisyonları her gün değişiyor. Eskilerin anlatımı ile her gün yeni bir dünya yıkılıyor, her gün yeni bir dünya kuruluyor.

TSK’nin Afrin’e çatışmasız girmesinde en büyük etken Rusya oldu. Rusya’nın desteğinin Türkiye’den yana olduğunu ve ABD’nin de Afrin için pek bir şey yapmayacağını anlayan YPG silahlarının da bir bölümünü alarak Afrin’i boşalttı. 

YPG’nin önemli sayıda silahlı gücünün Afrin’i boşaltarak Tel Rıfat ve Halep yönüne çekilmesi, taraflar arasında bir anlaşma olmadan mümkün değildir.

Rusya’nın bu manevrası hem Türkiye ile ABD’nin, hem de YPG/PYD ile ABD’nin arasının açılmasını da hedefliyordu. 

ABD ile Türkiye’nin pazarlıklarının bütün detayını  şu anda bilmek mümkün değil bizim için ama anlaşıldığı kadarıyla; Menbic/Münbiç’in de SDG kontrolünden çıkarılması TSK ve ABD askeri güçlerinin gözlemcilik yapacağı “yerel halk”tan seçilecek temsilcilerinin yöneteceği bir yönetim kurulması; Sincar’da da Irak, Türkiye ve ABD güçlerinin gözetiminde SDG’den arındırılmış Menbic benzeri bir düzen kurulması, böylece Irak Kürt Bölgesi ile Rojava’nın bağlantısının kesilmesi ve Rojava’da YPG/PYD’nin başat idaresinin zayıflatılarak yönetime Arap vd. unsurların da dahil edilmesi ve ABD üslerinin muhafazası konusunda anlaşılmış. ABD, Irak ve Türkiye anlaşmış görünüyor ama Rusya’nın bu plana karşı tavrı nasıl olacak önümüzdeki günlerde görülecek. 

Şimdi, gündemde öne çıkan konulardan biri Afrin’i kimin yöneteceği. Herkes TSK’nin Afrin’i bir an önce terk etmesini istiyor. Suriye bu konuda BMGK’ye başvuru yaptı. BMGK bu konuda kısa bir süre sonra karar alabilir. ÖSO tek başına Afrin’i yönetemez. Öyle bir gücü yok. Kısa zamanda ÖSO içinde iç çatışmalar başlayabilir. 

Mısır, Ürdün Suudi Arabistan, BAE gibi Arap ülkeleri Esad Rejimi karşıtı cihatçı güçlerin Türkiye’nin kontrolüne girmesinden rahatsız. Türkiye’nin ordusu ile Suriye’nin içinde bu kadar aktif rol almasını istemiyorlar.

AKP yandaşı medya zafer naraları atıyor ama Türkiye’nin silahlı operasyonlarının büyük maliyeti var. AKP mali krizine merhem olsun diye AB kapılarında dolaşıyor. Neler verdiğini henüz bilmiyoruz. 

Türkiye’nin geleceği de Ortadoğu ve Suriye’nin geleceği gibi parlak değil. Antilaik uygulamalar ve tek adam rejimine doğru hızla kayış nedeniyle bir giderek Ortadoğu ülkesine benziyoruz diyorduk. Şimdi, savaşlar, çatışmalar, silahlı müdahaleler ve maceralar nedeniyle de giderek bir Ortadoğu ülkesine dönüyoruz diyebiliriz.

Tabii, bireysel silahı olanlara senede iki yüz yerine bin mermi verilmesi kararı da çok ilginç. Bu silahların tamamına yakınının AKP ve MHP yandaşlarında olduğu düşünüldüğünde kaygılanmamak elde değil.

Yine eskilerin anlatımı ile “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” denilebilir. 

Sonumuz hayırlı olsun.

www.evrensel.net