Beton mikseri ve adalet sarayı


09 Mart 2018 04:57

2000’ler Türkiye’sini sembolize eden iki şey var: Beton mikseri ve adalet sarayı.

Beton mikseri, yolda aşırı hızla üzerine doğru gelirken insanda korku uyandıran, şişman, gövdesi hiç durmadan dönen metal bir canavar. Güya içinde çimentoyu, suyu, kumu, taşı karıyor. Ama esasen karnında karıp hamur ettiği şey yaşam enerjimiz olan doğa, oksijen, taş, toprak, yeşil, çiçek, ağaç, börtü böcek. Betona tapan muktedirler ve çarpık kentleşmeyi aşırı kâr tutkularına altlık yapan müteahhitler beton mikserini çok seviyor. Beton mikseri dönemin ruhuyla özdeşleşen inşaat sektörünün sembolü. Devletten hiç satılmayacak gökdelenlerin ihalesini alan müteahhit de, o gökdelenlerde üç kuruş paraya, iş güvencesiz, ölümle burun buruna çalışan işçi de betona tapan iktidarın oy kaynağı. O inşaatlar olmasa onca kazan nasıl kaynayacak? O inşaatlar olmasa iktidara kim oy verecek? Beton mikseri dönüyor. Daha çok beton lazım. Daha çok çirkinlik lazım. Daha çok işçi ölümü, buna mukabil daha çok kazanç lazım. Beton mikseri her yerde. Beton mikseri hep çok hızlı gitmek zorunda. İnşaatlar beton bekliyor. Beton mikseri adeta yaşama dair her şeyi donduran mafyatik bir cezalandırma aracı. 
Adalet sarayı ise, üzerine acımasızca beton dökülmüş hak arayışımızın döneme damgasını vuran sembolü. Adalet sarayı, 2000’ler Türkiye’sinde adaletsizliğin sembolü. Hukuksuzluğun, bir türlü sağaltılamayan acıların, cezasız kalan büyük suçların, halktan çalınıp zenginlere verilen milli servetin, çocukları öldürülen anaların-babaların, öksüz kalan bebelerin, göz göre göre fakirleştirilen kültürel hayatımızın, eğlencesiz kalan sokakların, habersiz kalan basının, neşesini yitiren doğanın, bilim-sanat emekçilerinden uzaklaştırılan üniversitenin, topraktan koparılan ağaçların, müziksiz kalan konser salonlarının, haksız yere hayatından gün çalınan bireylerin ve son on yılda yitirdiğimiz daha pek çok şeyin hakkının korunamayışının sembolü. 

Beton mikseri cinayetleri
Bilmem farkında mısınız? Kentleri artık yaşanmaz hale getiren inşaat projelerine beton taşıyan canavar kamyonların trafik terörü inanılmaz boyutlara geldi. Öyle ki, “Beton mikseri dehşet saçtı” başlıklı bir haber okumadığımız gün neredeyse kalmadı. İşte size son birkaç sene içinde gazetelerde yer alan beton mikseri cinayetlerinden bir liste: 

Esenyurt’ta sokaktan dönmeye çalışan beton mikseri, arkadaşıyla beraber kaldırımda yürüyen 7 yaşındaki Suriyeli çocuğu altına aldı. Küçük çocuk hayatını kaybetti (4 Ocak 2017).

Malatya’da beton mikserinin devrilmesi sonucu 2 kişi yaralandı (11 Aralık 2016).

Antalya’nın Manavgat ilçesinde beton mikseri refüje çıktı, bir kişi hayatını kaybetti (11 Aralık 2016).

Ordu’nun Gölköy ilçesinde beton mikserinin uçuruma yuvarlanması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı (7 Ekim 2016).

Maslak Büyükdere Caddesi Hacıosman mevkiinde kontrolden çıkan beton mikseri, beş aracın üzerine devrildi. 1 ölü 7 yaralı (5 Ekim 2016)

Kartal’da belediyenin temizlik işçisi, caddede temizlik yaptığı sırada beton mikserinin altında kalarak hayatını kaybetti (29 Eylül 2016).

Adana’da pazar alışverişinden dönen çiftin bulunduğu motosiklete çarpan beton mikseri, bir kişinin ölümüne sebep oldu (27 Ağustos 2016).

Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde beton mikseri ile otomobilin çarpışması sonucunda 2 kişi öldü, 1 kişi yaralandı (24 Temmuz 2016).

Konya’da kontrolden çıkan beton mikserinin uçuruma devrilmesi sonucu 1 kişi ağır yaralandı (24 Temmuz 2016).

Bartın’da seyir halinde olan beton mikserinin bir evin bahçesine uçması sonucu meydana gelen kazada 1 kişi yaralandı (24 Mayıs 2016).

Tuzla’da kontrolden çıkan bir beton mikseri önce öğrencilerin bulunduğu servis minibüsüne, ardından park halindeki 8 araca çarptı. Kaza sonucu 7 öğrenci yaralandı (20 Mart 2016).

Ataşehir’de freni patlayan beton mikseri 7 araca çarparak devrildi. Kazada, beton mikserinde bulunan 2 kişi hayatını kaybetti (11 Mart 2016).

Adıyaman Altınşehir kavşağında meydana gelen kazada, beton mikseri önüne aldığı otomobili ezdi; kazada 2 kişi yaralandı (26 Aralık 2015).

Batman’da beton mikseri ve saman yüklü traktörün çarpışması sonucu meydana gelen kazada, üç kişi yaralandı (1 Ağustos 2015).

Kilis’te bisikletle evine gitmekte olan çocuk, beton mikseri kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybetti (17 Nisan 2015).

Fethiye’de beton mikserinin çarptığı motosiklette bulunan hamile kadın, karnındaki bebeği ile birlikte hayatını kaybetti (26 Mart 2015).

Bilecik’in Osmaneli ilçesi yakınlarında, beton mikseriyle bir minibüsün çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 7 kişi yaralandı (21 Mart 2015).

Beton mikseri devrildi... Beton mikseri takla attı... Beton mikseri bisikletli sürücüyü ezdi... Beton mikseri köprüde asılı kaldı... Beton mikseri yayayı ezdi... Beton mikseri duvara çarptı... Beton mikseri yan yattı... Beton mikseri yola devrildi... Beton mikseri uçurumdan yuvarlandı... Beton mikseri virajı alamadı... Beton mikseri binaya daldı... Beton mikseri köprüden uçtu... Son yıllarda basınımızın meşhur “trafik canavarı” mitinin yerini “beton mikseri dehşeti” almış durumda. Artık gazetecilerin nur topu gibi bir klişe haber konusu var. Her gün yurdun dört bir yanından gelen beton mikseri cinayetlerini sayfalara sığdıracak yer kalmıyor. Beton mikserleri, yollarda ölüm mangaları gibi hız yaparak, hükümetin verdiği gazla güçlenip zenginleşmiş olan inşaat sektörü için beton taşıyor. Olaylar artık münferit olmaktan çıkmış, beton mikseri cinayetleri sistematik, hatta daha acısı sıradan hale gelmiş. Peki, büyük basınımız bu cinayetleri nasıl görüyor? Bu seri cinayetler, acılı ailelerin hak arayışını yansıtır bir şekilde haber oluyor mu? Şöyle bir gazeteleri açın bakın. Televizyon kanalları arasında gezinin. İnşaat ve konut ilanlarına bakın. Medyada kapladıkları alanı görün. Son 10 yılda medyanın en büyük ilan ve reklam gelirlerinin inşaat şirketlerinden geldiğini anlayacaksınız. Sorunun cevabını siz verin.

Basının yapmadığını acılı aileler yapıyor   
Basın beton mikseri cinayetlerini görüyor. Ancak sorgulamadan, büyük müteahhitleri ve yerel yönetimlerle devleti suçlamadan olayları geçiştiriyor. Adalet sarayları malum. Yasalar cinayetlerin sorumlularını koruyor, onları cezalandırmıyor; basın suçluların üzerine gitmiyor. Aman ilanlar kesilmesin. Hakimler, trafiğe kapalı yaya yolunda beton mikseriyle ezilen insanla, katil şoförü eşit derecede kusurlu buluyor; basın bu adaletsizliği de sorgulamıyor. Aman müteahhitler zarar görmesin. 

Mağdur yakınları isyanda. 12 Mayıs 2016’da Kadıköy Yoğurtçu Parkı’ndaki yaya yolunda yürürken, hatalı manevra yapan İBB’ye ait İSTAÇ hafriyat kamyonunun altında kalarak can veren Şule İdil Dere’yi hatırlayanınız var mı? Çocuklarının ölümünün ardından bu cinayetin aydınlatılmasını isteyen acılı aileye hiç kimse veya tek bir kurum açıklama yapmamış, özür bile dilememiş. Şule İdil’in ailesi soruşturmanın genişletilmesi talebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığına başvurdu. Konunun aydınlatılması için TBMM ve İstanbul Belediye Meclisine soru önergesi verildi. Change.org’da “Şule İdil Dere cinayetinin sorumlularını arıyoruz” başlıklı imza kampanyası başlatıldı. Binlerce destek imzası toplandı. Ama adaletin terazisi bir türlü mağdurdan yana değil. 

Şule İdil Dere’nin ardından hukuk mücadelesini sürdüren acılı anne ve baba bununla yetinmedi, hafriyat kamyonu terörü konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla bir rapor hazırladı. “2017 Türkiye’de Hafriyat Kamyonu ve Beton Mikseri Karışan Olaylarda Can Kaybı Raporu”ndaki verilere göre, Türkiye’de 2017 yılında en az 141 kişi trafikte yasaların zorunlu kıldığı can güvenliği tedbiri kurallarına uymayan hafriyat kamyonu ve beton mikseri kazalarında can verirken, 452 kişi de yaralanmış. Ölen 48 kişi yaya. 69 kişi, büyükşehir belediyesi, yerel belediye, valilik veya emniyet gibi resmi kurumlara ait hafriyat kamyonu ve beton mikserinin altında ya da içinde can vermiş. Yine rapora göre, 2017 yılında sadece İstanbul’da hafriyat kamyonları ve beton mikseri kazalarında gerçekleşen can kaybı 22 ve bu 22 canın 9’u yaya, 1’i bisikletli. Rapor, İstanbul’da hafriyat kamyonu sürücü ve sahipleri ile trafik polisleri arasında, iş sağlığı ve işçi güvenliği için zorunlu kurallara uymayan araçlara geçiş izni verip denetimlerden kaçırmak üzere rüşvet mekanizması kurulduğu iddialarına da yer veriyor. 

Beton mikserleri denetimsiz, aşırı hızlı, iş güvenliğine uymayan işverenler, sürücüler nedeniyle her gün can almaya devam ediyor. Basın, her bir cinayeti münferit olaymış gibi tek tek habere dönüştürüyor. Oysa olayın gerçek boyutu çok daha büyük ve dehşet verici. İktidarın betona tapma tutkusu ve inşaat sektörünün aşırı kâr hırsı sadece kentlerimizi yaşanmaz hale getirmiyor, aynı zamanda her gün sokakta hayatlarımızı tehdit ediyor. 

Basın Şule İdil Dere’nin ailesi tarafından hazırlanan rapora ne kadar yer verdi? Tabii ki görmezden geldi, tabii ki beton mikseri cinayetlerini toplu olarak gözümüze seren bu tematik haberciliğe hiç girmedi. Dedik ya, 2000’ler Türkiye’sini en iyi tarif eden iki şey var: Beton mikseri ve üzerine acımasızca beton dökülmüş insanlıkla adalet. 

Basın her ne kadar beton mikseri cinayetlerini büyük görmese de, acılı aileler bu kısır döngüyü yenmek için mücadeleye ve basının ayıplarını kapatmaya devam ediyor. Hak ve adalet arayışları, çirkin, beton blokların arasından inadına fışkıran taze çiçekler gibi. 

www.evrensel.net