Türk ordusunun İslamizasyonu


26 Ocak 2018 04:54

Türkiye’nin Suriye Afrin’de giriştiği Zeytin Dalı operasyonu devam ediyor ve yerli-yabancı medyadan bölgedeki çatışmalara ilişkin haberler gelmeye devam ediyor. Haberler geldikçe, özellikle cephede savaşan askerlerin görüntülerine bakıldığında, Türk ordusunun değişen imajı konusunda da bilgi sahibi oluyoruz. Gördüğümüz kadarıyla, TSK bundan 15 sene öncesine göre dini sembol ve retoriği çok daha yoğun kullanıyor. Afrin operasyonu vesilesiyle tanıklık ettiğimiz TSK mensuplarının temsil biçimi, Cumhuriyet dönemi Türk Ordusundan ziyade, Osmanlı dönemi ordularını andırıyor. 

Bir örnek: Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye tarafından silahlandırılan Suriye rejimi karşıtı Özgür Suriye Ordusu birlikleri, sınırdaki Halep’e bağlı Azez bölgesinden Afrin içlerine ilerliyor. Azez’e ilk giren basın kuruluşu İngiliz BBC televizyonu oldu ve BBC Muhabiri Göktay Koraltan’ın bölgeden çektiği görüntüler dün sosyal medyada paylaşıldı. Bu görüntülerde, Türkiye’de pek alışkın olmadığımız bir ordu/asker modeliyle karşılaşıyoruz. Türk bayrağı önünde sıraya dizilmiş bir bölük, komutanlarından hazır ol emri alıyor. Ancak her komutta “Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber” diye bağırıyor komutan. Hazır ol ve rahat komutlarını uygulayan uzun sakallı askerler de hep bir ağızdan tekrar ediyor bu komutu. Hazır ol ve rahat komutlarını uygularken de “Allah” diye bağırıyorlar. Savaşta muhtemel gördükleri bir şehadete karşı psikolojik hazırlık, bir tür meditasyon bu herhalde. 

Şehitlik kavramı dışındaki tüm İslami kavramları kurumsal temsilin dışındaki özel alana itmiş ve kurum felsefesini dini kavramlarla sembollerden özenle arındırmaya gayret etmiş olan Cumhuriyet dönemi Türk ordusu düşünüldüğünde, ilk bakışta şaşkınlık veren görüntüler bunlar. Kendisini yıllarca laikliğin koruyucusu ve kollayıcısı olarak kurgulamış olan bir kurum, yani Türk ordusu, giderek İslamileşmiş ve biz bunun izlerini Afrin saldırısına ilişkin haber içeriklerinde çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu değişimi sadece habere konu olan ordu mensuplarının tavırlarından değil, ama aynı zamanda ordunun emir komuta zincirine yansımış olan yeni İslami soslu örgütlenme modelinden de fark ediyoruz. Cephede toplu namaz kılan askerlerin fotoğrafları sosyal medyayı sallıyor. Askerin öncelikli itaatinin komutana değil, Allah’a olduğunu söyleyen geniş bir kitle var. 

Yıllarca bu ülkede imam hatip mezunlarını askeri okullara almamak ve ordunun seküler imajını korumak için mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri, artık laikliğin sembolü değil. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türk Ordusunun yapısı tümüyle değiştirilmiş durumda. Askeri liselerin kapatılması ve İmam hatip mezunlarının harp okullarına girişinin serbest bırakılması belki ilk adım. Ordu kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişiklikle kadın subay ve astsubayların başörtü takmasının, erkek subayların kirli sakal bırakmasının serbest bırakılması ise bir diğer adım. Savaş ve çatışmalara “Allah-u Ekber” nidalarıyla hazırlanan ve her komutta “Allah” diye bağıran askerlerin sıradanlaşması ise sonuç. Böylece, bu topraklarda yıllarca din düşmanı olarak tanımlanan ordunun İslamizasyonu projesinin tamamlanmış olduğunu görüyoruz. Bu süreç kolay olmadı. Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla laik komutanların ordu içinden ayıklanması zemini rahatlatmıştı. Laik generaller yerine orduya sızan “FETÖ” unsurları da gizli gizli ordu kültürünü tarikat sosuna bulamıştı. Altyapı hazırdı yani. TSK tarafından eğitilip silahlandırılan, Suriye rejiminin terörist ilan ettiği şeriatçı Özgür Suriye Ordusu gibi milislerle girişilen ortak operasyonlar ise, Türk ordusunun İslamizasyonuna ilişkin medya görüntüleriyle mevcut durumu taçlandırdı. 

Sivilleşme ve askeri vesayetten kurtulma söylemiyle geldiğimiz nokta bu. Afrin operasyonuna ilişkin haber içeriklerinden yansıyan önemli bir ayrıntı olarak paylaşmakta yarar görüyorum. 

www.evrensel.net