Cavaliers toparlar mı, Lebron kalır mı?


19 Ocak 2018 02:36

NBA’de normal sezonun yarısı geride kaldı. Batı Konferansı’nda Golden State Warriors (37 galibiyet 9 yenilgi), Doğu Konferansı’nda Boston Celtics (34 galibiyet 10 yenilgi) zirvede yer alıyor. Her iki takımın liderliği de sakatlık, form durumu, fikstür gibi performansı kısa vadede etkileyebilecek unsurların ötesinde dayanaklara sahip. Başka bir deyişle çok büyük sürprizler olmazsa Warriors ve Celtics, normal sezonu konferanslarında lider tamamlayacak. Batı ve Doğu’nun ikincileri Houston Rockets (30 galibiyet 12 yenilgi) ve Toronto Raptors’ın (29 galibiyet 13 yenilgi), Batı üçüncüsü Minnesota Timberwolves’ın (29 galibiyet 16 yenilgi), Doğu dördüncüsü Miami Heat’in (26 galibiyet 18 yenilgi) performansları da gayet etkileyici. Ancak şu sıralar NBA’de en çok konuşulan takım Cleveland Cavaliers.

Son 3 sezonun finalisti, bu yıla Kyrie Irving’in zorladığı takasla başladı. Bu takastan gelen Isaiah Thomas, Jae Crowder ve Ante Zizic’in yanı sıra veteran isimler Dwyane Wade, Jeff Green, Derrick Rose, Jose Calderon ve çaylak Cedi Osman takımın çehresini önemli ölçüde değiştirdi. 2 sene önceki “mucize” şampiyonlukta önemli rol oynayan ve yüklü kontratlarla ödüllendirilen Tristan Thompson, J.R. Smith, Iman Shumpert ve şutörler Kyle Korver ile Channing Frye, LeBron James ve Kevin Love’ın diğer destekçileri.

RAKAMLAR İYİ SİNYALLER VERMİYOR 

Yaş ortalaması 29.3 olan bu gereğinden fazla “tecrübeli” takım, yeni ve yaşlı bir ekip olmanın tüm muhtemel dezavantajlarını sahaya yansıttı. An itibariyle ligin en kötü savunma yapan ikinci takımı konumundalar. Şu ana kadar sezonun en kolay ikinci fikstürüne sahip takım olmalarına rağmen oynadıkları 43 maçta 17 yenilgi aldılar. Deplasmanda kazandıklarından çok kaybettiler (11 galibiyet 12 yenilgi). Kaybettikleri 9 maçta rakiplerinden çift haneli sayılarda fark yediler. 5 sayı ya da daha az farkla biten, başka bir deyişe yakın geçen maçlardaki karneleri de hoş değil: 8 galibiyet 7 yenilgi. Tüm bu istatistikler şampiyonluk ya da en azından konferans şampiyonluğu hedefleyen bir takım için normal şartlarda dikkate alınmamanın gerekçesi olurdu. Ancak Cavaliers, 7 yıldır NBA finali oynayan, bunların üçünü kazanan bir oyuncuya sahip: LeBron James. Ve onun varlığının özellikle playoffta ne kadar belirleyici olduğunu herkes biliyor. 33 yaşına giren James, Cavs’in oynadığı 12 maçtan 9’unu kaybettiği 19 Aralık’tan bu yana düşüşe geçmiş olsa da (Yüzde 58’lerde olan saha içi isabet oranı yüzde 55’lere, yüzde 40’ların üzerinde olan üç sayı isabet oranı yüzde 37’lere geriledi) hiçbir “yaşlanma” belirtisi göstermeden kariyerine devam ediyor. Playoff zamanı geldiğinde James’in öncülüğünde Cavaliers’ın yeniden Doğu’nun favorisi haline gelmesi ben dahil birçok kişinin beklentisi. En başından bu yana Cavs’in normal sezonu 50 galibiyet civarında tamamlamasını bekliyordum dolayısıyla şu ana kadarki inişli çıkışlı performans benim için  ekstra bir kaygı unsuru değil. 

CAVS’İ ASIL ENDİŞELENDİRMESİ GEREKENLER

Ancak Cavs’in endişelenmesi gereken iki ciddi nokta var: 

1-Rakipleri Boston Celtics ve Toronto Raptors, geçtiğimiz yıla göre çok daha iyi takımlar. Cleveland şu ana kadar bu takımlarla oynadığı 3 maçın 2’sini kaybetti. Tek galibiyetini sezonun ilk maçında Celtics henüz bugünkü halinin uzağındayken elde etti. Celtics ve Raptors dışında Batı’nın ilk 3 sırasında yer alan takımlara karşı oynadıkları 3 maçtan da yenilgiyle ayrıldılar. Playoff için ne kadar ölçü olacağı tartışılır ama tüm bu rakamlar Cavs’in iyi takımlara karşı zorlandığını ortaya koyuyor.

2-LeBron James’in ruh hali. James’in 3 yıldır sezonun bu dönemlerinde takım arkadaşlarını kışkırtacak çıkışlar yapmasına alıştık. Onun takımları -Miami dönemi dışında- hiçbir zaman NBA’in en iyi normal sezon takımı seviyesinde olmadı. O da konsantrasyonunu ve gücünü asıl hedefe, playoffa saklamayı tercih etti. Ancak playoffta ayakta kalacak takımı oluşturma konusunda da sezon ortası takasları ve LeBron’un kışkırtmaları önemli rol oynadı. Bu sezon ise -Raptors maçındaki bağırıp çağırmaları dışında- sakin bir LeBron görüyoruz. Meşhur sosyal medya hesapları sadece Trump’a ya da ırkçılığa karşı mesaj vermek istediği zaman “provoke edici” bir hal alıyor. Onun dışında etliye sütlüye karışmaz haldeler. Bu ruh hali akla James’in NBA finalini son kaçırdığı sezon olan 2009/2010’u getiriyor. James’in o yıl 2. turda Celtics karşısındaki “ortadan kaybolan” performansı “takımdan ümidini kesmesine” bağlanmıştı. Hikayenin devamını biliyorsunuz. James, meşum “Karar” şovuyla Miami Heat’e gitmişti. Bizi benzer bir son bekliyor olabilir mi?

James’in artık çok daha iyi bir profesyonel olduğu, “istikrar” ve “Sürekli zirvede kalma” üzerine kurulu mirasını “2018 erken vedası”yla kirletmek istemeyeceği kesin. James halen takıma inandığını söylüyor. Isaiah Thomas’ın ekibe uyum sağlamasına, birkaç hafta içerisinde gerçekleşmesi muhtemel büyük takasa ve kendine güvendiği kesin. Ancak takımı, Doğu’dan çıksa dahi finalde tam kadro bir Warriors’la baş etmesi mümkün değil. 

Ne olursa olsun 2018 yazı James ve Cavs için önemli değişikliklere gebe.

www.evrensel.net