Kelebeğin tarihi


14 Ocak 2018 04:15

Antik Yunan’da kelebek için ruh anlamına gelen Psyche sözcüğü kullanılmıştır. Aristo da başkalaşımı anlatırken History of Animals (Hayvanların Tarihi) kitabında kelebek ya da Psyche sözcüklerini kullanmıştır1. Tırtılın kelebeğe dönüşümü yani başkalaşım muazzam bir doğa olayıdır. Antik çağlardan günümüze insanın gözlemlediği bu başkalaşım, insanın dönüşümünü, gelişimini ve büyümesini de simgelemektedir ve birçok antik eserde bu yönüyle karşımıza çıkabilmektedir. 

Örneğin günümüzde Hatay Arkeoloji Müzesi envanterine kayıtlı olan Eros ve Psyke Mozaiği Roma dönemine, MS 3. yüzyıla tarihlendirilmektedir2. Bu mozaik Samandağı’da açığa çıkarılmıştır. Yunan mitolojisinde Aşk Tanrısı Eros’un (Roma mitolojisinde Cupid) karısı olan Psyke, ruhun tanrıçası olarak bilinmektedir. Mozaikte okunun bulunduğu sadağı bir ağacın dalına asan Eros uyurken Psyke ise Eros’un yayını elinde tutarken ve diğer eli ile de sadağa doğru uzanırken resmedilmiştir. Bu mozaikte Psyke kelebek kanatlı bir kadın olarak resmedilmiştir.  Kelebeğin görece daha yakın tarihini, mitolojik hikayelerdeki ve antik eserlerdeki yansımalarından biliyoruz. Bilimsel bulgular, fosiller ise bizi bu canlıların milyonlarca yıllık tarihine ulaştırıyor.

Kelebeklerin ve güvelerin tarih sahnesine çıkışının hep çiçekli bitkilerden sonra ya da onlarla birlikte, Krete döneminde olduğu düşünülmekteydi. Çiçekli bitkilerin bu türlerin ana besin kaynağı olması, bu hipotezi güçlendiriyordu. Ancak 10 Ocak’ta Science Advances’ta yayımlanan bir araştırma, bunun böyle olmadığını ortaya çıkardı3. Araştırmaya göre, ilkel güve ve kelebekler, ilk çiçekli bitkilerin ortaya çıkışından yaklaşık 50 milyon yıl önce, Jurassic döneminde varoldular. Araştırmayı yürüten Prof. Strother, 2012 yılında Almanya’da bundan yaklaşık 200 milyon yıl öncesine tarihlendirilen bir felaketin izlerini taşıyan katmanlardan alınan toprak örneklerini incelerken rastladı çeşitli gymnosperm (açık tohumlular) polenleri ile böcek kanatlarına benzer yapılara4. Bunlar kelebek kanatlarıydı ve tarihleri çiçekli bitkilerin öncesine dayanmaktaydı. Prof. Strother ve çalışmayı yürüten ekip, Glossata alt takımı olarak bilinen ilkel güve ve kelebeklerin, çiçekli bitkilerin henüz evrimleşmediği dönemlerde yaşadıklarını ortaya koydu. Peki çiçekli bitkiler o dönemde olmadığına göre, bu canlılar nasıl besleniyordu? Araştırmacılar bu canlıların proboscis yani hortum gibi yapılar kazandıklarını ortaya koydu. Bu yapıların kozalak gibi gymnosperm tohumlarının olgunlaşmamış hallerinin ucundan su damlacıklarını emerek besin bulmak üzere kullanıldığı düşünülüyor. Bu bulgulara göre, kelebeklerin evrimi çiçekli bitkilerden sonra değil onunla birlikte olmuştur. Stroter’e göre açık tohumlu bitkilerin polenleriyle beslenen Glossata, zamanla kapalı tohumluların ortaya çıkışı ile beslenme alışkanlıklarını da değiştirmiş ve çiçek nektarı ile beslenirken polenleri de taşıyan bir işlev kazanarak günümüz kelebeklerine evrilmiştir.  

1- http://webspace.ship.edu/cgboer/psyche.html
2- http://www.hatayarkeolojimuzesi.gov.tr/HatayMuzeWeb/faces/jsp/layouts/inventoryCollectionDetail.jsp?inventoryid=3818
3- Timo J. B. van Eldijk, Torsten Wappler, Paul K. Strother, Carolien M. H. van der Weijst, Hossein Rajaei, Henk Visscher, Bas van de Schootbrugge. A Triassic-Jurassic window into the evolution of Lepidoptera. Science Advances, 2018; 4 (1): e1701568 DOI: 10.1126/sciadv.1701568
4- Boston College. “In ‘pond scum,’ scientists find answers to one of evolution’s which-came-first cases: Moths and butterflies existed during Jurassic era, millions of years before flowering plants, team reports. ”ScienceDaily. ScienceDaily, 10 January 2018. <www.sciencedaily.com/releases/2018/01/180110141326.htm>.

www.evrensel.net