Sporcu muhalefetine karşı Trump’tan Erdoğan taktikleri


26 Kasım 2017 04:54

Donald Trump’la Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset tarzları bazen birbirine korkutucu derecede benziyor. Her ikisinin de halkın en geri duygularını kışkırtmayı seven politikacılar olmalarıyla sınırlı bir benzerlik değil bu. Kimi zaman konuşmalarında kullandıkları örnekler dahi tek bir siyaset okulundan çıkmış gibi duruyor. Elbette henüz Trump, Erdoğan’a göre siyasetin çömezi. Bu yüzden bu ilişkide benzeyen, taklit eden hep Trump oluyor.

Örneğin ABD Başkanının cuma günü, “Bugün Erdoğan’la konuşacağım” dediği tweetten önceki paylaşımına bakalım: “Ülkemize, bayrağımıza, milli marşımıza karşı saygısızlığın oyunculara herhangi bir ceza verilmeksizin devam ettiğine inanabiliyor musunuz? NFL başkanı kan kaybeden ligin kontrolünü tamamen kaybetti. Oyuncular patron oldu.”

“Oyuncular patron oldu”da Erdoğan’ın her kitlesel tepkiyle karşılaştığında kullandığı “Ayaklar baş oldu” havası var. Zaten Houston Texans’ın sahibi Bob McNair’ın “Mahkumların cezaevini yönetmesine izin veremeyiz” şeklindeki ifadesinin de Trump ilhamlı olduğu biliniyor. NFL oyuncularının güçlü siyasi eylemler yapmasından rahatsızlık duyan McNair, Trump’ın başkan adaylığının önemli mali destekçilerinden biriydi.

Gelin görün ki o “mahkumlar”, “cezaevini” gayet güzel yönetiyor. Bu yüzden Trump ve NFL patronları bir başka Erdoğan taktiğini devreye sokuyor: Rakamları maniple etme.

Trump uzun süredir oyuncuların milli marş sırasında diz çökme eylemi gerçekleştirerek ülkedeki eşitsizliklere dikkat çekmesi ile düşmekte olan NFL reytingleri arasında bağ kurmaya çalışıyor.

Evet, NFL reytingleri bu yıl geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre (Ki eylemler geçtiğimiz yıl başladı) yüzde 5’lik bir düşüş içinde. Ancak geçtiğimiz ay CNN’nin yaptığı habere göre bu düşüş, genel televizyon prime time reytinglerindeki düşüşle (4 büyük kanaldaki* ortalama düşüş yüzde 8) kıyaslandığında NFL’yi başarılı dahi gösteriyor. 

Trump ve takipçileri, NFL’de eylemleri başlatan isim olduğu için Colin Kaepernick gibi kaliteli bir QB’yi işsiz bırakacak bir korku ve baskı ortamı yarattılar ancak sahalardan bir Kaepernick gitti yerine onlarcası geldi. Her hafta canlı yayınlarda milyonlarca Amerikalı, siyah ve beyaz yıldız sporcuların ırkçılığa, polis şiddetine karşı eşitlik için milli marş sırasında diz çöktüğünü görüyor. Onlara NBA’nın en büyük yıldızları başta olmak üzere Colin Kaepernick’in “ayrıcalıklı bir platforma sahip olanlar” olarak tanımladığı sayısız şöhret destek veriyor. Bir değil onlarca Muhammed Ali, John Carlos, Tommie Smith, Kareem Abdul Jabbar karşısında Trump’ın iki dostu var: Yalan ve ırkçılık dahil en gerici siyasi söylemlere sarılmak. (Dedim ya benziyorlar ama Trump’ın daha yemesi gereken çok ekmek var.)

Ülkemizde Amedspor, Zonguldak Kömürspor gibi alt liglerde yer alan takımlardan ya da onların taraftarlarından çıkan her ses bastırılmaya çalışılırken ABD’deki gibi en büyük sporcuların dahil olduğu bir hareketin “beyefendi”yi çıldırtacağı kesin. Bakalım o günler gelecek mi…

*NBC’de yüzde 4, CBS’te yüzde 6, ABC’de yüzde 11, FOX’ta yüzde 20.


ORHAN YÜCEL’İN SİVAS-KAYSERİ MAÇI TANIKLIĞI

Öncelikle Orhan Yücel’den özür diliyorum çünkü e-postası spam kutuma düştüğü için yeni görebildim. Kendisi Kenan Başaran’ın kitabı üzerine kaleme aldığım ‘Sivas-Kayseri faciası: Neden’ yazısı üzerine maçta yaşananlara dair kendi tanıklığını gönderdi. Olduğu gibi aktarıyorum.

“O tarihte ( Eylül 1967) ben Kayseri Lisesi 5 fen bölümünde öğrenci idim. O maçı o günkü eski Kayseri Stadyumunun Sivas Caddesi tarafındaki kale arkası tribününde bir arkadaşımla izliyorduk. 50 yıl önce beynime kazılarak koruduğum bilgiler şöyle;

1-O tarihte 18-20 bin kapasiteli stadın çevresine beden terbiyesi bölge müdürlüğünce maçtan aylar önce stabilize malzeme dökülüp serilmişti. En küçük taş tavuk yumurtası büyüklüğünde idi.

2- Stadın demir kapılarının hepsi dışarıdan girişte içeriye açılıyordu.

3-Sivas taraftarı seyirciler, kapalı tribün karşısındaki maraton tribününün Sivas Caddesi bölümüne yerleştirilmişti. Tribünün güney tarafı yani Erciyes Dağı tarafı Kayseri seyircilerine ayrılmıştı.

4-18-20 bin kapasiteli stat tamamen dolmuş ve dışarıda 2-3 bin Kayseri taraftarı stada girememişti. Bu nedenle yöneticiler bütün kapıları kapatıp içeriden kilitlemişlerdi.

5-Maçın 30-40 dakikaları arasında Kayserisporlu Oktay Sivas’a bir gol attı. Ve bütün olaylar başladı.

6- İçerideki Sivas taraftarları gol sonrası tezahürat yaparken, stat dışında kalan Kayseri taraftarları, dışarıdan Sivas taraftarlarının olduğu tribünü taş yağmuruna tuttu.

7-Bizim bulunduğumuz kale arkası tribüne bitişik Sivas taraftarları, taş yağmurundan kaçmak için, aradaki 1.5 metre yükseklikteki tel örgüyü devirerek bizim tribüne sığınmak üzere hareket ettiler.

8-Bulunduğumuz kale arkası tribündeki yaklaşık 2-3 bin izleyici, kapalı tribün yönüne sıkışmaya başladık. O sıkışma anında ben, bir an kendimi preste sıkışıyor hissederek nefes almakta güçlük çektim. Tam o sırada tribünle sahayı ayıran tel örgü direkleri devrildi ve biz sahaya girdik. Ben sahadan kapalı tribüne çıkarak kendimi kurtardım..

9- Stat kapıları dışarıdan içeriye açıldığı gibi, stat mimarisindeki diğer bir hata ise, giriş sahanlığından tribünlere 8-10 basamak merdivenle çıkılıyor olmasıydı.

10- Taş yağmurundan kaçmak isteyen Sivas taraftarları, bizim kale arkası tribünün çıkışına hücum ettiler. Çıkışa doğru, 8-10 basamak merdivenden sahanlığa inen seyirciler, kapılara yüklendiler, ancak kapılar içeri açıldığından çıkmayı başaramadılar. Sahanlığının her iki yanındaki tuvaletleri doldurdular fakat arkadan gelen 300-400 kişi, sahanlık tribünlerden 1.5-2 metre daha düşük kodda olduğundan üst üste yıkılıp, sıkışıp,nefes alamayarak 40 civarında vatandaşımız hayatını kaybetti.

11-Şimdi bu faciada asıl sorun ve sorumlular kimlerdi.

12- Bence, en büyük hata, stadın mimarisinde idi. Çünkü bütün topluma açık yapılarda dış kapılar çıkış yönü tarafına açılması gerekir. Ve giriş sahanlığı tribünlere kot farkı olmaksızın  bağlanmalıdır. Diğer bir hata ise stat çevresine bu maç öncesi dökülen stabilize malzeme olmalıdır. Bu arada elbette insan psikolojisi ve davranışı da etken olmuştur.

13-Olaydan 50 yıl sonra, bir inşaat mühendisi olarak, bana bu açıklama fırsatını verdiğiniz için teşekkür eder, bu bilgileri, kamuoyuyla paylaşmanızı dilerim.”

www.evrensel.net