Bir şey yapmalı


03 Kasım 2017 04:56

Geçen hafta Almanya’daki Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonunun (DIDF) davetlisi olarak Almanya’daydım. Berlin, Hannover ve Braunschweig’da Türkiyeli, solcu göçmen işçilerle ülkemizdeki basın ve ifade özgürlüğünü konuştuk. Gördüğüm kadarıyla, Türkiye’nin yakıcı sorunları içeriden başka, dışarıdan başka algılanıyor ve yıllarını demokratik bir toplumda çalışarak, emek mücadelesi vererek harcamış Türkiyeli göçmenlerin gözünden bakıldığında, anavatanda olan bitenler içeridekinden çok daha vahim görünüyor.

DIDF üyesi göçmenler Türkiye basınını dikkatle izliyor ve ülkede yaşanan baskı ortamının sadece ana vatanda değil, ama aynı zamanda yurt dışında yaşayan Türkiyeliler üzerinde de korku ve endişe yarattığını ifade ediyorlar. 

Türkiye hâlâ yaz aylarında çoluk çocuk tatile gidilebilecek bir ülke mi? 

Türkiye’ye gidecek olsak, ülkeye girerken sosyal medya hesaplarımızdan paylaştığımız şeyler yüzünden sorun yaşar mıyız? 

Neden bütün bu hukuksuzluklara karşı bir şey yapılamıyor? 

Neden alternatif yok? 

Türkiye’de insanlar neden bu baskılara boyun eğiyor? 

Bir şey yapmalı… 

Almanya’da yaşayan Türkiyeli göçmenler, bir yandan Almanya ve Türkiye’deki alternatif medyayı, diğer yandan Alman medyasını izleyerek ana vatanda olan bitenleri öğrenmeye çalışıyorlar. Türkiye’den doğru ve sansürsüz haber alma kanallarının tıkandığını görüyorlar ve alternatif, bağımsız haber veren yayınlara yöneliyorlar. Gazetemiz Evrensel’in bu manada büyük bir açığı doldurduğu aşikar. Duvar.com, Diken.com, Bianet.org, T24.com gibi alternatif içerik üreten web sitelerinin de ilgi ve merakla izlendiğini söylüyorlar. Bunun yanında, Almanya’ya sürgüne gitmiş olan Türkiyeli gazetecilerin çıkardıkları yeni yayınları takip ediyor ve onları destekliyorlar. 

Almanya’da, özellikle Berlin ve Köln, Türkiye’den sürgüne gitmiş çok sayıda gazeteciye ev sahipliği yapıyor. Almanya, bir yandan Türkiye’de devlet otoritesinin zulmüne uğramış muhalif gazetecilere kapılarını açarken, diğer yandan bu gazetecilerle dayanışıyor ve ülkelerinde yapılamaz hale gelen mesleklerini diasporada sürdürmeleri için onlara maddi manevi destek veriyor. Uzun yıllardır Almanya’da gazetecilik yapan ve aynı zamanda Evrensel yazarı da olan arkadaşım Yücel Özdemir, Alman basınında Türkçe haber içeriklerinin artmakta olduğunu anlatıyor. Türkiyeli göçmenler Türkiye’de yayımlanan gazetelerde doğru düzgün haber okuyamıyorsa, o zaman neden Almanya’da yaşayan Türkiyeliler için Türkçe içerik üretilmesin? Sonuçta Axel-Springer gibi Alman medya devleri için önemli olan daha geniş kitleye, daha çok gazete satmak. Bu açığı görmüşler. Yücel Özdemir, aynı zamanda Alman basınında Türkiyeli gazetecilere dönük dayanışmanın da büyüdüğünü söylüyor. Basın sendikaları Türkiyeli gazetecileri Almanya’ya davet ediyor, destek çağrısı yapıyor. Die Welt gibi muhafazakar bir gazete, solcu Muhabir Deniz Yücel’e hem yazı yazdırıyor, hem de Türkiye’de hapse atılmasından sonra ona sahip çıkıyor. “Bütün bunların elbette Merkel ve AKP arasındaki inişli çıkışlı ilişkilere ve iki ülke arasındaki iktisadi çıkar ilişkilerine yedeklenerek okunması gerekir” diye ekliyor Özdemir. 

2016 yılı, Türkiye’den Almanya’ya gazeteci ve akademisyen akınının en yoğun yaşandığı yıl olmuş ve yüzlerce muhalif aydın başta Berlin olmak üzere, Almanya’nın çeşitli şehirlerine sürgüne gitmiş. Berlin’de ve Köln’de bulunan Türkiyeli gazeteciler, online platformlardaki yayınlarıyla Türkiye’de sansürlenen haberleri yurt dışından kamuya duyurmaya çalışıyorlar. Berlin’den yayın yapan Can Dündar’ın Özgürüz adlı web sitesi ve Köln’den yayın yapan Celal Başlangıç-Fehim Işık’ın Artı Gerçek’i Almanya’da ve Türkiye’de hakikati bulmaya odaklı okurlar tarafından izleniyor. Almanya’dan Türkiye hakkında yayın yapan gazetelerin arasına bu hafta Yavuz Baydar-Ergun Babahan-İlhan Tanır tarafından kurulan Ahval adlı web sitesinin de katıldığını öğreniyoruz. Bununla bitmiyor, Alman TAZ gazetesi bünyesinde Türkçe-Almanca yayın yapan bir web sitesi de bir süredir Türkiye’ye ilişkin haberleri her iki ülke vatandaşlarına farklı bir perspektiften aktarıyor. 

Türkiye’de habercilik kanallarının tıkanması, sansür, baskı ve yasaklar, Türkiye’ye ilişkin haberleri diasporadan bildiren yeni bir gazeteci grubunun oluşmasına neden oldu. Kendi ülkelerinde mesleklerini yapamaz hale gelen ve saçma sapan davalarla hayatları karartılmak istenen gazeteciler, belki hiç istemeden de olsa, hayatlarını, işlerini bir başka ülkeye taşımak durumunda kaldılar. Benzer bir durum, yine Almanya’da sürgünde olan yüzlerce akademisyen için de geçerli. Gördüğüm kadarıyla, diasporadaki muhalif akademisyenler ve gazeteciler Almanya’da ülkenin demokrasi mücadelesi için dayanışıyor, ortaklaşa içerik üretiyorlar. Sürgündeki aydınlar, adeta ortak bir kaderi paylaşıyorlar: Hakikati, ülke sınırları dışından, kendi ülkelerine ve dünyaya sansürsüz anlatmak. 

DIDF’in toplantılarında bir araya geldiğimiz solcu, aydın, göçmen işçiler ise diasporadaki Türkçe yayınlara destek vermeleri gerektiğinin farkındalar. Her türlü baskı ve zorbalığa rağmen hâlâ Türkiye’den sorumlu ve etik yayın yapan gazetemiz Evrensel’i de yakından takip ediyorlar. Alternatif yayınları desteklemek için bir şeyler yapmak gerektiğinin farkındalar. Çünkü hepsi demokratik bir toplumda basın ve ifade özgürlüğünün vazgeçilmez unsur olduğunu biliyor. Genciyle, yaşlısıyla, işçisi, öğrencisiyle, gazetecisiyle bu seyahatte Almanya’da tanıştığım tüm göçmenler bana gelecekte iyi şeyler olacağına dair umut verdi. Onlar orada “Ne yapmalı?”yı sorguluyor. Biz buradakiler için de, tüm olumsuz koşullara rağmen direnmek ve özgürlük için yılmadan mücadeleye devam etmek gerektiği ortada. 

www.evrensel.net