HDP 5 yaşında


20 Ekim 2017 04:15

Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) daha doğrusu HDP’yi kuran Halkların Demokratik Kongresinden (HDK) önce hiçbir siyasi akımın, oluşumun, partinin içerisinde görev almadım. Partili olmadım. Tüm yaşamım ve mücadelem Alevi örgütlenmesinde, Alevi hak mücadelesinde geçti.

HDK ile birlikte aktif görev almaya başladım ve daha sonra da HDP’den Milletvekili adayı olup 25. Dönem İstanbul Milletvekili oldum. Kısa süren milletvekilliği döneminden sonra da HDP içerisinde olmaya devam ediyorum.

Alevilik mücadelesi yürütürken savunduğumuz ilke beliydi. Bu ilke sadece benim değil kurumsal olarak gerek Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri gerekse de başkanı olduğum Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneğinin ilkeleriydi. Mücadelesini yürüttüğümüz Aleviliğin sorunları; mevcut statükocu, yasakçı ve çakma bir Laiklik anlayışından kaynaklıdır. 

Cemevlerinin ibadethane kabul edilmeyişi, zorunlu din dersleri, Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı, Alevi köylerine cami yapma, imam atama uygulamaları, imam hatip liseleri ve ilahiyat okullarının varlığı, Türkiye’de Sünni Hanefilik haricindeki tüm inançlar özellikle de Alevilik açısından negatif bir etki yaratmaktadır. Bu durum eşit yurttaşlık hukukuna ve demokratik bir ülke anlayışına aykırıdır. Bunlara itiraz eden parlamentodaki tek parti HDP’dir.

HDP, Halkların Demokratik Partisidir, HDP’nin seçim bildirgeleri, parti programı ve pratik savunduğu siyaset bunu ortaya koymaktadır. Hiçbir zaman parti fetişizmi içerisinde olmadım, olunmasını da doğru bulmam. “Babadan dededen kalma bir partiliyiz” anlayışını hiçbir zaman doğru göremedim. HDP’den milletvekili iken yaptığım konuşmalarda; “Bir sonraki seçimlerde HDP’ye oy vereceğimi dahi garanti edemem” dedim. Çünkü benim savunduğum ilkeleri reddedecek olan bir HDP, benim siyaset yapacağım ve oy vereceğim bir parti olamaz.

HDP kimilerin hapsetmeye çalıştığı bir Kürt partisi değil çok bileşenli bir partidir. Bileşenleri sol, sosyalist partiler, kadın kuruluşları, LGBTİ toplumu, emek örgütleri, Aleviler, Süryaniler, Ezidîler, Araplar, Ermeniler gibi toplumsal yapılardan oluşmaktadır.

Kürtler de HDP’nin bir bileşenidir, hatta en büyük bileşendir. HDP’de toplumsal kesimlerin talepleri bizzat kendileri tarafından belirlenir, demokrasi süzgecinden geçirilir ve parti programı, parti politikası haline dönüşür. Kürtler kendi tanımlarını kendisi yapar, kendi taleplerini kendileri oluştururlar tıpkı Aleviler gibi, tıpkı Ermeniler gibi. Bu taleplerin HDP içerisindeki tüm siyasetçiler takipçisi olur.

Bu anlamıyla HDP seküler, radikal demokrat bir partidir. HDP’nin radikal demokratlığı Alevi toplumu ile Şafi inancına sahip toplumun bir arada yürüttüğü siyasi mücadeledir, bu iki kesimin taleplerde ortaklaşmasıdır. Bu talep gerçek bir laikliğin yaşandığı demokratik bir Türkiye Cumhuriyetidir.

Ortak vatanımızda yaşayan tüm toplumsal grupların sorunu da ortaktır. Bu sorun ise Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir Cumhuriyet olmamasıdır. Birbirinden farklı toplulukların çimentosu ne dindir, ne de millet, “biz”lerin çimentosu eşit yurttaşlık hukuku ve bu hukuku oluşturup yaşatacak olan demokratik bir anayasa ile oluşacak olan Demokratik Cumhuriyettir.

Ben HDP’nin Türkiye’de silahların susmasını sağlayacak; demokratik siyasete güveni tesis edecek, toplumsal barışı sağlayacak; halkların asimilasyonunu değil eşitliğini, inançların yok sayılmasını değil özgürlüğünü tesis edecek; bu anlamda Demokratik Cumhuriyeti ilelebet yaşatacak olan parlamentodaki tek parti olduğuna inanıyorum. Bu yüzden HDP’liyim. 

Benim fikrim ve siyasetim HDP’ye ipotekli değildir, ancak yukarda saydığım ilkeleri daha iyi savunacak bir parti olana kadar ve de HDP mevcut kuruluş ilkelerini terk etmediği sürece HDP’li olmaya devam edeceğim. Bunu Tokatlı bir Türkmen, Ocakzade bir Alevi ve demokratik bakış açısını kendisine ilke edinmiş, doğanın ve tüm canlıların haklarını savunan duyarlı bir insan olarak söylüyorum. 

www.evrensel.net