28 Eylül 2017 04:15

AKP, CHP, MHP, medya aynı telden çalsa da gerçekler direniyor!

Paylaş

Referandumun ertesi günü, Sabah’tan Hürriyet’e kadar yandaşıyla, yancısıyla sermaye basını IKBY’de yapılan referandumu aynı manşetlerle karşıladılar. Aralarındaki tek fark; kimisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Vanayı kapatırız” lafını, kimisi ise “Bir gece ansızın gelebiliriz” tekerlemesini bir adım öne çıkarmıştı.  Dün de basının gündemi önceki günün tekrarı biçimindeydi ama Iraklı askerlerin de Habur’daki “tatbikata” katılması, elbette ki haberlerin yeni hikayelerle süslenmesini getirmişti. Askeri harekata ilişkin “teşvik”ler ise bir adım geri atılıp, hamaset klişesine, soyut, “Yedi düvele karşı savaşırız”a doğru çekilmişti.  Ama, IKBY’ye yönelik “savaş”ta kendisini “merkez üssü” ilan eden Aydınlık, lafı hiç dolandırmadan, “Çözüm askeri harekat” diyerek, “tutarlı” çizgisinde dün de ısrar etti!

MEDYA ERDOĞAN’IN SESİNDEN BAŞKA SES DUYMUYOR

Medyanın genel çizgisi ise dün; “Vanayı kapatırız”ın yorumu olarak, “Yiyecek ekmek bile bulamazlar”a çekildi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Saray’da yapılan “Akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada IKBY yönetimine yönelik “kuşatma”  tablosu manşetleri belirlemişti. Erdoğan’ın çizdiği tabloyu; feodal dönemin kaleleri kuşatarak zaptetme yöntemi gibi; bölge halkını açlığa, yokluğa, sefalete, hastalıklara teslim ederek diz çöktürmeyi amaçlayan yaptırımlar oluşturuyordu.

Cumhurbaşkanı, Hükümet ve AKP cenahı; bir yandan kamuoyunu yedeklemek üzere şovenizmin dozunun düşmemesi için askeri hareketliliği ihmal etmiyor. Bunun için Habur’daki tatbikat hamasi bir propaganda eşliğinde sürdürülüyor. Iraklı 40 askerin de tatbikata katılması, IKBY’ye karşı Irak ve Türkiye’nin ortak askeri tutumu olarak propaganda yapılıyor. 

IKBY’YE YÖNELİK YAPTIRIMLARI UYGULAMAK ZOR

Ama gerçekte askeri bir harekatın gündemde olmadığı giderek öne çıkarılırken, “Vanayı kapatırız”, “Yiyecek ekmek bile bulamazlar” söylemiyle ifade edilen ekonomik önlemlerin de uygulanabilir olmadığı, bölge gerçeklerini ve Türkiye’nin içinden geçtiği koşulları dikkate alan kişi ve çevrelerce dile getiriliyor.

Çünkü vanayı kapatınca sadece Barzani yönetiminin değil  Irak Hükümeti’nin de “vanası” kapatılıyor; Türkiye’de bundan azımsanmayacak miktarda zarar görecek! Bu yüzden de “petrol akışı”nın vanasını kapatmak, pek akılcı bir önlem olarak görülmüyor.

Dahası Türkiye’nin Irak’a ve IKBY’ye ihracatı da çok önemli bir miktardır.  Bunlara Türkiye’nin Irak Kürdistanı’ndaki milyarlarca dolarlık inşaat ve müteahhitlik hizmetlerini de eklersek; “Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır”...hamasetiyle  karşılanamayacak kadar önemli bir tablo karşımıza çıkar.

Nitekim dün Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, “Kuzey Irak’a ticaret sürmeli. Rusya ile ticaretin kesilmesinin sonuçlarını gördük. Kerkük, Musul kutsal davamız diyoruz, sen hala ticaret diyorsun denirse; Ben de Ekonomi Bakan olarak Irak’la olan 7 milyarlık ticareti önemli görüyorum” içerikli açıklamasıyla duruma dikkat çekti. 

IKBY’YE YÖNELİK ÖNLEMLER AYNI ZAMANDA İÇ SORUNDUR! 

Dahası, IKBY’deki topraklarda yaşayan nüfusun büyük çoğunluğunu Kürtler oluşturuyor. Ve de her vesileyle belirtildiği gibi, sınırın iki tarafında da yaşayanlar “akraba”lar. Bu sadece etnik bir akrabalıktan da öte, aralarında “kan bağı” da olan akrabalık. Yani bir aşiretin bir bölümü Hakkari’deyse, Diyarbakır’daysa bir bölümü de Erbil’de, Süleymaniye’de yaşıyor

Öyleyse sınırın öteki tarafındaki akrabaları, “Yiyecek ekmek giyecek elbise bile bulamazken” sınırın bu tarafındaki Kürtler, olup biteni umursamadan, “Devletimiz neylerse güzel eyler” diye gününü gün mü edecektir?Kaldı ki, son yıllarda Kürtlerin ulusal bilinci gelişmiştir ve son yıllarda çok da canlıdır.

Barzani de bunun farkında olarak “bağımsızlık referandumu” yaptı. Nitekim Türkiye’deki Kürtler, IKBY’deki “bağımsızlık referandum”unu hiç de, “Türkiye’ye karşı düşmanlık”, “bölücülük” olarak görmüyorlar. Tersine, dün gazetemizde yer alan, Serpil Berk ve İnanç Yıldız arkadaşlarımızın Diyarbakır’dan yaptıkları haberde de görülüyor ki, Diyarbakırlılar, bütün öteki halklar gibi Kürtlerin de kendi kaderini tayin hakkı olduğunu, IKBY’de yapılan referandumun halkın doğal hakkı olduğunu, bölge ülkelerinin de referanduma ve sonucuna saygı göstermesi gerektiğini söylüyorlar. Nitekim AKP’nin Diyarbakır ve Van milletvekilleri de açıkça, Türkiye’nin “bağımsızlık referandumu”na karşı çıkmasını eleştirdiler.

CHP’NİN MİLLİYETÇİ GENLERİ BASKIN OLMAYA DEVAM EDİYOR

IKBY’ye yönelik askeri ve ekonomik yaptırımlar konusunda sadece AKP ve onun küçük ortağı MHP’den baskı ve yaptırım çığlıkları yükselmiyor; ortalığa konuşurken kendisini insan hakçısı, “adalet savunucusu”, “hak-hukuk dağıtıcısı” ilan eden CHP, söz konusu olan Kürtlerin hakları olunca; AKP ile, hatta daha çok da MHP ile aynı tonda konuşmayı engellemiyor.

Öncesini bir yana bıraksak bile, Bunu;

-Mecliste Hükümete, Irak ve Suriye’ye asker gönderme yetkisi tanıyan “tezkereye” evet oyu vererek,

-Referandum öncesinde CHP Sözcüsü Öztürk Yılmaz’ın ağzından, Barzani yönetimine “24 saat süre tanınması, istekleri kabul etmezse askeri harekatın başlatılması” önerisiyle,

-Kılıçdaroğlu’nun referandum sonrasında IKBY’yi hizaya getirmek için İran, Irak, Türkiye’nin bir araya gelerek ortak tutum geliştirmesi önerisiyle bir kez daha gördük. Ki, CHP’nin milliyetçi genleri çok hareketli ve tüm diğer eğilimlerini bastıracak kadar güçlü olmaya devam ediyor. Kısacası CHP’nin tutumunun pratiğe yansıması olan Kılıçdaroğlu’nun önerisi çok vahim!

Bu önerisiyle Kılıçdaroğlu, IKBY’nin ne istediğini, bölgede yaşayan halkların taleplerini umursamıyor; Irak, Türkiye ve İran’ın bir araya gelerek IKBY halklarına bir rejim ve statü dayatılmasını istiyor.

Tıpkı yüz yıl önce emperyalistlerin bölge halklarının kaderini belirlemesi gibi.

Tıpkı son yıllarda Türkiye’nin Suriye’ye rejim dayatması gibi!...

Bu kadar boşluk bulunca AKP’nin, CHP’nin bu “yumuşak karnı”nı her vesileyle okşamaya devam etmesi sürpriz olmayacağı gibi, CHP’nin Türkiye’nin Kürtleri ile arasındaki mesafeye bir duvar da öreceğini söylemek yanlış olmaz. Dahası CHP’nin böyle savrulmasının, son aylardaki en önemli siyasi gelişme olan ”hayır” cephesini bile bir arada tutmanın iyice güçleşeceğini söylemek de bir kehanet olmaz. Eğer “hayır” cephesi dağılırsa bunun sorumlusunu CHP’nin milliyetçi genlerinin depreşmesi olacağını söylemek yanlış olmaz. 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...