Suriye bir kez daha yeni sürecin eşiğinde


21 Eylül 2017 05:00

Geçtiğimiz hafta, “Suriye’de Rakka ve Deyr Ez Zor’un IŞİD’den temizlenmesi savaşlarına ve İdlip’e yönelik operasyon senaryolarına paralel olarak ilerleyen 3 önemli mücadele başlığı var.

Bir, Suriye ve Irak’ta büyük aktörler ABD ve Rusya arasındaki çekişme.

İki, Suriye Kürtleri ile Şam arasındaki mücadele.

Üç, Suriye’de IŞİD ve el Kaide dışındaki örgütlerin savaş sonrası sürece entegre edilmesi ki, bu son başlığa “Önümüzdeki hafta devam ederiz” demiştik. 

Suriye’de 2011 başlarında başlayan ayaklanmanın ilk haftalarında çok az kişi durumun IŞİD gibi oluşumları da doğuran yıllar sürecek bir vekalet savaşına dönüşeceğini tahmin edebilirdi. İlk aylarda “Silahlı mücadele dışında yol yok” deyip isyana katılanlar arasında “istihbarat devleti” kavramının karşılığı olabilecek yönetim sisteminin epeyce mağduru da vardı, uzunca süre yok sayılan cihatçı da… Süreci yakından izleyenler hatırlar, ÖSO adı altında Türkiye dahil çeşitli ülkelerde kabul gören çatı oluşum uzunca bir süre cihatçıları da kamufle etti. 

2012 yılının ortalarından itibaren Suriye’de sahada cihatçı ajandası olmayan ve Suriyelilerden oluşan ÖSO grupları cihatçı grupların kontrolüne girmeye başladı. Bazı gruplar kendi iradeleri ile el Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesine biat etti veya biat etmese de birlikte hareket etmeye başladı. Bazı ÖSO grupları ise, cihatçı gruplarla çatışmalar sonucu yok oldu. Tabii arada ÖSO gruplarının kendi aralarındaki çatışmalar ve mücadeleler ile birbirlerini zayıflattıkları veya yok ettikleri çok sayıda hikaye de mevcut.

2013 yılına gelindiğinde Suriye içinde cihatçı gruplar ÖSO’yu domine etmekten öte, ÖSO bayrağı altında tek güç haline gelmişti. Sonra onlar da bölündü, ortaya IŞİD çıktı ki, o süreç de tek başına birkaç yazı konusu olabilecek kadar çok boyutlu…

Suriyeli ve yabancı cihatçıların sahada tek güç haline gelmesi en çok da Suriyeli olan ve cihatçı ajandası bulunmayanları sıkıntıya soktu. Birkaç yıl boyunca iki ateş arasında kalan bu kesim Suriye içinde tartışmalara yol açtı. Sonuçta, 2011’den bu yana Şam’da, Halep’te insanlar ayaklanmaya uzanan süreci yüksek sesle konuşur olmuştu. Aynı zamanda iki kardeşten birini Suriye ordusunda diğerini ÖSO’da görmek şaşırtıcı değildi. Silahlı isyana kalkışanların bir kısmının bu tercihi, “Onaylanmasa da anlaşılabilir” bir durum haline geldi. Sonuçta, “Devletle kapanmamış davası olan binlerce mağdur vardı ve bu insanlar Suriyeliydi. Akrabası, ailesinin bir kısmı veya bizzat kardeşi ÖSO’da olan devlet yanlılarının bu hassasiyetleri gözetilmeliydi.” 

Bu tartışmalara ek olarak, Suriye ordusu bazı günlerde birkaç yüz noktada çatışmaya giriyor ve bu dağınıklık zafiyetlere sebep olabiliyordu. Ayaklanmanın ilk haftalarından itibaren “Devlete karşı isyana katılmış ancak teslim olmak isteyenlere” yönelik çok sayıda af çıkarılsa da “Yabancı ve cihatçı ajandası olanlarla Suriyeli ve cihatçı olmayan” ayrımına gidilmesi 2013 yılında başladı. 

Bu ayrımla birlikte ülke içinde Şam, Halep, Humus, Dera kentlerinde yoğunlaşmak üzere kimi zaman bazı ülkelerle BM’nin de garantör olduğu, kimi zaman da doğrudan Suriye Uzlaşma Bakanlığı aracılığıyla Suriye ordusu ve silahlı gruplar arasında uzlaşmalar yapılmaya başlandı. Rusya’nın Suriye’deki sürece dahil olması ile birlikte bu girişimler genişletildi. 2013 başlarından günümüze kadar yaklaşık 1500 noktada uzlaşma yapıldığı tahmin ediliyor. 

Uzlaşmaların içeriği de yürütülen müzakerelere göre değişiyor. Bazı yerlerde silahlı gruplar “Suriye ordusu ile çatışmayacağı” konusunda uzlaşsa da bulunduğu bölgenin güvenliğini diğer gruplara ve özellikle de cihatçı oluşumlara karşı korumaya devam ediyor. Zaman zaman bu uzlaşmaların çöktüğü de oldu.

Ancak uzlaşma sürecinin etkili olduğu dönemde;

-Sıcak çatışmalar bütün şiddetiyle sürüyordu

-Cihatçı gruplar hem bazı ÖSO gruplarının hem de Suriye ordusunun ortak düşmanıydı

-Uzlaşmaya yeşil ışık yapan gruplar genellikle çeşitli ülkelerden doğrudan destek almayan veya aldıkları destek büyük bir güç olmalarına yetmeyecek gruplardı

-Savaşın bitmesine daha yıllar vardı ve sahada 1200 civarında silahlı grup olsa da durum bugüne nispeten daha siyah-beyazdı. 

IŞİD’in doğuşu uzlaşma süreçlerini de bulanıklaştırdı. Uzlaşma yapmış bazı gruplar da dahil olmak üzere yüzlerce grup IŞİD’e isteyerek veya mecburen biat etti ancak niyet ne olursa olsun sonuçta “IŞİD ile birlikte hareket etti.” Ancak örgütün hızlı ilerleyişi uzlaşma süreçlerini yeni bir noktaya taşıdı. 2013 yılında uzlaşma müzakerelerinde çok sayıda kriter irdelenirken 2015’ten itibaren tek kriter belirginleşmeye başladı; geçmiş önemli değil, önemli olan tek nokta IŞİD ve el Kaide’ye karşı mücadeleye katılmak ya da katılmamak… Uzlaşma süreçlerindeki yeni eşikle birlikte bazı bölgelerde ateşkes ve anlaşmalar sağlandı. Elbette, bu dönemde vekalet savaşının yön değiştirmeye başladığını, bazı silahlı grupların dış desteklerinin azaldığını veya kesildiğini ve örgütlerde çözülmelerin baş gösterdiğini de unutmamak gerek.

Ve 2017 biterken, IŞİD ile mücadele sona yaklaşmışken, el Kaide uzantılı örgütlerin sıkıştığı İdlip’e yönelik operasyonun detayları için uluslararası platformda görüşmeler sürerken uzlaşma süreci bir kez daha Suriye içindeki en önemli gündemlerden biri olmak üzere… Bugüne kadar uzlaşma yapan, işine dönen, bulunduğu yerde yaşamaya devam edenler için değişen bir şey yok ancak cihatçılar haricindeki gruplar için “IŞİD ve el Kaide’ye karşı savaşta yer almak” gibi el güçlendiren bir kriter de silinmek üzere… 

Şimdi hem bu grupları hem de Suriye devletini bekleyen yeni süreçler kapıda;

-Ülke içinde çoğu silahlı grup erimiş, birkaç yıl öncesinde çok güçlü olanlar önemli ölçüde zayıflamışken siyasi süreçlere ve iç siyasi yapıya dahil olmaları mümkün mü?

-Cihatçı olmayan ancak yıllarca cihatçılarla birlikte hareket eden gruplara ne olacak? Bu gruplardaki militanların aileleri de göz önüne alındığında sayı on binlerce insana tekabül ediyor. Mahkeme süreçleri ile ilgili soru işaretleri bir tarafa cihatçılardan ağır zarar görmüş halk ile bu grupların bir arada yaşayabilmesi nasıl sağlanacak?

-Suriyeli olan cihatçılar, mesela birkaç yıldır İdlip’e yığılanlar arasında çok sayıda kadın ve çocuk da var. En azından onlar için nasıl bir çözüm düşünülüyor?

Suriye’de “az kanlı-çok çekişmeli” ve vekalet savaşının siyaset koridorlarına taşınacağı yeni bir dönemin başlaması beklenebilir. Uzlaşma süreçleri ve cihatçı olan-olmayan bütün grupların bekasının yeni dönem vekalet savaşının araçlarından biri olarak öne çıkması da şaşırtıcı olmaz. Velhasıl Suriye, bir kez daha yeni süreçlerin eşiğinde…

www.evrensel.net