Tanrıkulu'nun hakikat ve adalet arayışı


14 Eylül 2017 04:15

CHP İstanbul Milletvekili, Diyarbakır Barosu önceki başkanlarından İHD ve TİHV önceki yönetici ve üyelerinden, çok değerli İnsan Hakları Savunucusu Sezgin Tanrıkulu, hakikat ve adalet arayışını sürdürüyor.

Konu, Hakkari merkeze bağlı, Tale (Oğul) köyünden dört yurttaşımızın, 31 Ağustos 2017 tarihinde SİHA’ların (silahlı insansız hava araçları) açtığı ateş nedeniyle birinin öldürülmesi ve diğer üçünün de yaralanmalarıyla alakalıdır. Tanrıkulu öldürülenlerin sivil yurttaşlar olduğunu ve öldürülmelerinin hukuka aykırı olduğunu söylüyor. Siyasi iktidar ve TSK öldürülenlerin “terörist” olduğunu iddia ediyor.
Biraz eski yıllara gidelim:

26 Mart 1994 tarihinde Kuşkonar (25 kişi) ve Koçağılı (13 kişi) köylerine TSK uçakları ile bombalamalar yapılmış, aralarında 7’si kundaktaki bebekler olmak üzere toplam 38 köylü insan yaşamı yitirmiştir. Bombalamayı 4 savaş uçağı ve helikopterler yapmıştır. Zamanın Başbakanı Tansu Çiller’e güvenlik bürokrasisi uçak ve helikopterlerin TSK’ye ait olmadığı demecini verdirmişlerdir. Konu, çok değerli İnsan Hakları Savunucusu Tahir Elçi tarafından AİHM’ye taşınmıştır. Askeri yetkililerin, TSK’nin o tarih ve saatlerde uçuşlarının bulunmadığını söylemelerine rağmen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğündeki hava seyir defterlerinde o tarih ve saatlerde ve o köylerin üzerinde TSK’ye ait 4 savaş uçağının uçtuğunu göstermektedir.

AİHM, ‘Benzer ve Diğerleri/Türkiye’ davası olarak bilinen davada 12 Kasım 2013 tarihinde ihlal kararı vermiştir. AİHM ilk kez insan hakları hukukunun uygulanacak hükümleri yanında,  89. paragrafta ‘insancıl hukukun en önemli belgelerinden Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3.maddesinden söz etmiştir. 184. paragrafta da bu tür bombalamaların demokratik toplumda kabul edilemez ve silahlı çatışmalarda kuvvet kullanımını düzenleyen ulusal üstü insan hakları belgeleriyle bağdaşmazlığını vurgulamıştır (Konunun insan hakları hukuku bakımından yetkin bir analizi için İHOP yayını, bakınız aihmiz.org.tr, yaşam hakkı ihlali: Benzer ve diğerleri. Konunun insancıl hukuk açısından değerlendirilmesi bakımından bakınız, Doç.Dr.Fatma Taşdemir, Benzer ve diğerleri Türkiye kararı, ankarastrateji.org ve insancıl hukuk hakkında bilgi için bakınız Selahattin Esmer, Uluslararası İnsancıl Hukukta çatışma Kategorileri ve Minimum Silahlı Şiddet Eşiği ve Husnu Ondul, İnsancıl Hukuka Giriş makaleleri, ihd.org.tr/makaleler).

Kuşkonar ve Koçağılı katliamlarının yaşandığı dönemde (26 Mart 1994) cezasızlık politikası izlendiği için (Cezasızlık: Ağır insan hakları ihlallerinin faillerinin aranmaması, soruşturulmaması, kovuşturulmaması, yargılanmaması ve cezalandırılmaması halidir), sonraki tarihlerde de, dönemlerde de, ihlaller tekrarlanacaktır.

Nitekim, Kuşkonar ve Koçağılı’dan 17 yıl sonra, 28 Aralık 2011 tarihinde Roboskî’de 34 sivil insanın (19’u 18 yaşından küçük insan, yani çocuk) bombalanması ve katledilmesine tanık olundu. Devlet kadroları benzer tepkileri sergilediler.

Öldürülenler sivil insanlar değil, teröristlerdi!

Bütün bu olaylarda hakikat ortaya çıkmasın ve bilinmesin isteniyor. Adalet tecelli etmesin isteniyor. Cezasızlık politikası izleniyor. Bu politikanın izlenmesinde bütün güvenlik ve istihbarat bürokrasisi ile soruşturma ve kovuşturma makamları birlikte hareket eder. Siyasi aktörler de Tanrıkulu’ya saldırılarda olduğu gibi bu politikanın uygulanmasında başat role sahiptirler. Çünkü böyle bir politikanın (cezasızlık politikasının) uygulanabilmesi, siyasi iradeyi gerektirir.

Cezasızlık, hukukun üstünlüğü ilkesinin o ülkede yaşam bulmaması demek. AİHM Silver ve diğerleri/İngiltere kararında(1983), hukukun üstünlüğü ilkesi için, kamu makamlarının bireyin hak ve özgürlüğüne müdahalesinin hukuksal denetimi anlamına gelir demişti. Ana muhalefet partisi milletvekilinin sorularına terörü savunmak, terörle iş birliği yapmak, “Sen kimden yanasın” diye saldırmak, hukukun üstünlüğü ilkesini reddetmek demektir. Oysa demokratik ülkelerde bu tür ciddi iddialar karşısında ret ve inkar yoluna başvurmak yerine “İncelenecek ve sonuçlar kamuoyu ile de paylaşılacaktır. Hukuka aykırı uygulamalar varsa da soruşturma ve kovuşturma makamlarınca gereği yapılacaktır” yollu açıklamalar yapılır.

Tersine hakikat bilinmesin isteniyor ve hakikat arayışlarına set çekilmek isteniyor. Tanrıkulu örneğinde olduğu gibi, medya saldırıları altında ceza soruşturması tehdidi işletiliyor.

Anlaşılan, ihlaller ve cezasızlık politikası bütün acımasızlığı ile sürdürülecek.

www.evrensel.net