Aykut Kocaman'a niye saldırıyorlar?


14 Eylül 2017 04:15

Fenerbahçe sezona iyi başlamadı. 

Beklenen transferlerin zamanında gerçekleşmemesi, takıma 10 yeni oyuncunun katılmasının uyum sürecini uzatması, sezon başı hesapta olmayan sakatlıklar, bu beklenmeyen başlangıcın görünen nedenleri.

Bunlara bir de futbol “şanssızlığı” eklenince, sezona camianın da, taraftarın da istediği gibi bir girişin yapılamadığı aşikar.

Takımın bütün omurgasının değiştiği göz önüne alınırsa aslında bu duruma şaşırmamak gerekiyor.

Kaldı ki Süper Lig’in geçen 4 haftasındaki maçlara bakıldığında son iki sezondan farklı bir kurguyla oynayan Fenerbahçe’nin, istatistiklerin hemen hepsinde rakiplerine üstünlük kurduğu ama bunu skora yansıtamadığı görülüyor.

Eh memlekette oyun analizi değil, skor yazarlığı geçerli olunca bu uzun maratonun daha 4. haftasında hem Aykut Kocaman hem de bazı futbolcuların hedef tahtasına konmasına da şaşırmamak gerekiyor. Oynatılan oyun, teknik-taktik anlayış, futbolcu tercihleri, futbolcuların kullanıldığı mevkiler üzerine yapılan eleştiriler, yapılacaktır, yapılmalıdır ve kuşkusuz futbolun içindedir. Zaten üzerinde bu kadar konuşulabilir bir oyun olmasaydı, futbol bu kadar sevilir miydi?

Buraya kadar bir sorun yok.

Ama son günlerde eleştiri kavramının içeriğini misliyle aşan bir saldırıyı da herkes gözlemliyordur.

Aykut Kocaman’ın futbol bilgisini, kariyerini, futbol tarihini ve hatta kişiliğini hedef tahtasına koyan, artık memleket medyasında çok alıştığımız algı manipülasyonu yapmaya çalışan yorumcular yeniden sahneye çıktı.

Bu koro, hafızamızla, aklımızla, zekamızla alay eder gibi kibirli bir üslupla üstten konuşarak, memleketin futbol bataklığındaki ender değerlerden biri olan Aykut Kocaman’a saldırarak ne elde etmeye çalışıyor?

Bu soruyu şimdilik buraya bırakıp, devam edelim.

Son örneklerden biri sosyal medya üzerinden yayın yapan 10 numara programındaki Aykut Kocaman değerlendirmesiydi. “Aykut, büyük takım hocası falan olamaz. Bunu bu sezonki bu kısa sürede gördüm. Aykut Kocaman Fenerbahçe’nin hocası olamaz ancak sekreteri olur. Aykut Kocaman bu zamana kadar ne yaptı? Heyecanı yok, ruhu yok, soğuk. Oyuncuyu motive edemez. Avrupa’da ne yaptı?” 

Kim söylüyor bu sözleri? “Fenerbahçe, Sevilla’yı elerse bikini giyerim” diyerek” futbol bilgisini” bütün memlekete sergileyen Ahmet Çakar.

Kime söylüyor? Fenerbahçe’ye tarihindeki en büyük başarılardan biri olan UEFA yarı finali oynatmış, Konya’yı tarihinde ilk defa Avrupa’ya taşıyan, her gittiği takımda kendi başarı öyküsünü yazan Aykut Kocaman’a. 

Gerçek gazetecilerden Mustafa Hoş hep altını çiziyor ya “Yeni Türkiye’nin panzehri hafızadır” diye, biz de hafızalarımızı tazeleyelim. Sahi, futbol bilgisi kadar “siyasal gözlemi de güçlü” olan Çakar 3 Temmuz sürecinde ne diyordu? “Aziz Yıldırım’ın şike operasyonunu başka taraflara çekmesini kaygıyla izliyorum. Özellikle ‘cemaat operasyonu’ demesi hem büyük haksızlık hem de sosyolojik açıdan büyük tehlike. (…) Bütün bu işler, cemaatin üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Bu hem kul hakkı yemektir hem de gelecek nesilleri olumsuz şekilde dizayn etmek, Fenerbahçe’den uzaklaştırmaktır. (...) Aziz Yıldırım’ın söylemine göre bu işi cemaat yaptıysa demek ki cemaatin elinde erk ve güç var. Polisi de yargıyı da istediği gibi organize edebiliyorlar.”

Bu sözleri söyleyen birinin hele ki 15 Temmuz’dan sonra bugün hiç konuşmaması gerekir değil mi? Oysa Çakar kaldığı yerden ahkam kesmeye devam ediyor.

Benzer şekilde, Alex’in transferi sırasında, “Alex Fenerbahçe’ye gelmez, Fenerbahçelileri kandırıyorlar” diyerek gazetecilik konusundaki “engin deneyimini” memlekete sergileyen Fatih Altaylı da bu koronun elemanlarından. Hiç şaşırtıcı değil, Altaylı da 3 Temmuz sürecinde genel yayın yönetmeni olduğu Habertürk gazetesinde yayımladığı haber ve resimlerle, adeta cemaat operasyonunun yolunu temizlemişti. Öyle ki o dönemde, Fenerbahçe Kulübü yanlı ve manipülatif yayınları nedeniyle Habertürk’e ambargo koymuştu.Bu yaşananların unutulduğunu düşünen Altaylı da, Bloomberg TV’de Spor Saati programında, Aykut Kocaman’ın aklı başında analizlerini höykürerek küçümsedikten sonra “Kocaman büyük laflar konuştuğunu zannediyor ama bir bok demiyor” diyerek adeta nefretini kustu.

Bu koronun daha çok elemanı var ama yerimiz dar. Yalnız merak etmesinler hafızamız taze. Gerçi  “Bir lafa bakarım laf mı diye, bir söyleyene bakarım adam mı” sözünde denildiği gibi geçip gitmek lazım ama yazının başında sorduğumuz soru duruyor. Aykut Kocaman’a böylesine nefretle saldırmalarının nedeni ne?

Sakın 3 Temmuz sürecinde Cemaatin operasyonuna yancı düştükleri ortaya çıkanlar, o zamanlar kafalarındaki planları gerçekleştiremeyenler, “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” diyen Aykut Kocaman’dan intikamlarını almaya çalışıyor olmasınlar?

www.evrensel.net