24 Ağustos 2017 05:19

Irak ve Kürdistan referandumu

Paylaş

Barzani başkanlığındaki Irak- Kürdistan Otonom Yönetimi’nin aldığı referandum kararı, tartışmalara neden oldu. Başta Türkiye olmak üzere kararın geri alınmasını isteyen devletler olduğu gibi, Kürt siyasileri arasında da bu kararın isabetli olmadığını seslendirenler var... PKK adına yapılan açıklamalarda da referandum kararına karşı çıkılıyor.

Politik olarak yanlış, zamansız, yersiz ve benzeri eleştirilerde bulunmak mümkün ve bulunanlar var:

-Nereden çıktı şimdi bu? Tam da Suriye ve Irak’ta IŞİD ile savaş halindeyken, tam da Suriye’nin Kuzeyinde otonom yapılar oluşmuş, oluşmaktayken, bu yola başvurmak ne demek oluyor? Irak’ın toprak bütünlüğü ne olacak? 

Okuyor, dinliyoruz.

Bu siyasi tercihler ve politikalar bir yana, böyle bir tasarruf- referandum- bir hak olarak ve insan hakları açısından savunulabilir mi?

Kanımca, evet, savunulabilir.

Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile yine BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 1. maddesi halkların kendi 

geleceklerini belirleme hakkını düzenliyor...

Şöyledir:

MADDE 1

1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak gereğince halklar kendi siyasal statülerini özgürce kararlaştırırlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini özgürce sağlarlar.

2. Bütün halklar, kendi amaçları doğrultusunda, karşılıklı yarar ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerine halel getirmemek kaydıyla, kendi doğal zenginlik ve kaynaklarından özgürce yararlanabilirler. Bir halk hiçbir durumda, kendi varlığını sürdürmesi için gerekli olanaklarından yoksun bırakılamaz.

3. Özerk olmayan ve Vesayet altında bulunan ülkelerin yönetilmesinden sorumlu olan Devletler de dahil, bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, Birleşmiş Milletler Yasası’nın hükümleri uyarınca, halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkının gerçekleştirilmesini kolaylaştıracaklar ve bu hakka saygı göstereceklerdir.”

Genelde kabul edilen, “kendi geleceğini belirleme”nin zor yoluyla, silah zoruyla olamayacağı ve uluslararası sistemin de bunu kabul etmediği şeklindedir. O nedenle referandum demokratik bir usuldür. İspanya’da, İskoçya’da ya da dünyanın başka demokratik ülkelerinde başvurulmuştur. Söylediğimiz gibi, burada kritik olan, zor araçlarına başvurmanın kabul edilemeyeceğidir.

Okuyucular anımsayacaklardır. Daha önce pek çok kez Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü konulu yazılarımızda ve demokratik özerklik konusundaki analizlerimizde, demokratik özerklik talebinin demokrasi talebi olduğunu ve bunun bir “iç self determinasyon” olduğunu belirtmiştik. Referandum yoluyla halkların kendi geleceklerini belirlemelerini de demokrasi talebi ve demokrasinin gereği olarak görmekteyiz. Fakat birisi, aynı sınırlar içinde kalarak yönetme, yönetim biçimine geçme, yaşam biçimini seçme (demokratik özerklik), diğeri ise (referandum) o yaşam biçimine giden yolda -ya da daha da kötü koşullar da içerebilir- bir yol alma usulüdür. Arada bir fark var.Kürdistan otonom yönetimi, “ayrılmayı “ değil, “bağımsızlığı” oyladığı düşüncesinde.

Tekrar olacak ama pek çok kez Birleşmiş Milletler Dünya İnsan Hakları Konferansı Viyana Belgesinin 8. maddesinde, benim tanım diye nitelediğim anlatıma başvuralım: Demokrasi, halkın kendi siyasi, ekonomik, sosyal siyasal ve kültürel sistemini belirlemek için istencinin (iradesinin) özgürce ifade edilmesine ve yaşamının tüm yönlerine tam katılımına dayanır. 

Kanımca, referandum bu tanıma uygun, barışçıl ve demokratik yol ve yöntemlerden birisidir.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa