'a'dan 'yeni a'ya


21 Mayıs 2017 05:00

Demokrat Parti büyük umutlarla iktidara geldiğinde dönemin genç edebiyatçıları memlekette artık demokrasi rüzgarları eseceğini düşünüyordu. Umudu diri tutuyor, zaman içinde tırpanlanan hak ve özgürlüklerin artık yaşanacağını konuşuyorlardı kendi aralarında. İşlerin düşündükleri gibi gitmediğini, özgürlük bekledikleri Demokrat Parti’nin her geçen gün karanlığı beslediğini fark ettiklerinde bir araya gelmeye karar verdiler. İşçi sınıfının ve gençliğin biriken tepkisi aynı zamanda karşı bir hareketin doğmasına da neden oluyordu.

Bir kısmı İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun edebiyatçılar, aynı zamanda bir gençlik hareketi ve Demokrat Parti’ye karşı koyma girişimi olarak, “a” dergisini çıkarmak için kolları sıvadılar. 

Edip Cansever, Adnan Özyalçıner, Ülkü Tamer, Asım Bezirci, Onat Kutlar, Demir Özlü, Konur Ertop, Ercüment Uçarı, Hilmi Yavuz ve Doğan Hızlan’ın da aralarında bulunduğu üniversiteli gençler, harçlıklarından 10’ar lirayı bir araya getirdikleri havuzla derginin masraflarını da üstlendiler. 

Buraya iki rivayet eklemek gerekir ki bunlardan birincisi Edip Cansever’den 10 lira değil 20 lira alınıyordu ki durumu diğer gençlere göre daha iyiydi. İkincisi ise Amerikan Koleji’nde okuyan “kızlar”la bir “çay partisi” düzenleyen Demir Özlü, partiye geleceklerin 10’ar lira getirmelerini istemişti.  “Kızlar”ın ya işi çıktı ya da bizim ekibi ektiler, mevzu karışık, çay partisi gerçekleşmedi. “a”nın ilk sermayesi gerçekleşmeyen “çay partisi”nden kalan paralarla oluşturuldu. 1 Nisan 1956’da yayın hayatına başlayan derginin yayın yönetmeni yoktu çünkü yaşları tutmadığı gibi buna gerek de görmüyorlardı. 

Beyazıt Camii’nin arkasındaki Çınaraltı’da bir araya gelen “a” dergisi ekibine Cemal Süreya, Ece Ayhan gibi şairler katılıyor, burada edebiyat sohbetleri yapıyorlardı. Sartre, Camus gibi varoluşçuların kitapları Türkçeye yeni kazandırılıyor; Nâzım Hikmet,  Melih Cevdet, Orhan Veli, Oktay Rifat, Sait Faik, Sabahattin Ali gibi şair ve öykücülerin kitapları ile sosyalist düşünceleri perçinlenen genç edebiyatçılar bir yandan da varoluşçuluk ve gerçeküstücülükle tanışmanın heyecanını yaşıyorlardı. Demokrat Parti iktidarıyla dergi sayfalarında çarpışan gençler bununla yetinmiyor, dönemin edebiyatıyla da karşı karşıya geliyor ve dejenere olmuş iktidarların gerçekliğine karşı yazıp çiziyorlardı. 

Kısa sürede kendi okurunu bulan dergiye yeni yazarlar da katıldı. Yılmaz Pütün (Güney) ve Fahrettin Cüreklibatur (Cüneyt Arkın) ilk öykülerini “a”da yayınlattı. İstanbul Üniversitesi’nde okuyup bir yandan da dergi çıkaran genç edebiyatçılar okurlarla birlikte ilerici, aydın, demokrat ve sosyalist öğrencileri de etrafında toplayan bir güce ulaştı. Öğrenci eylemlerine de katılan derginin yazar ve çevresi Turan Emeksiz’in öldürüldüğü 28 Nisan 1960 sabahı silahlı çatışmanın da orta yerindeydi. 

DARBEDEN ÖZGÜRLÜK ÇIKAR MI?

Sokaklara sığmayan öğrencilerin eylemleri 27 Mayıs 1960 askeri darbesine kadar sürdü. Askerin yönetime el koymasından bir süre sonra “a” dergisi kadrosu Türkiye’ye artık özgürlüğün geleceğine o kadar emindi ki, dergiyi kapatmaya karar verdi. Ne de olsa geçen zamanda özgürlük ve demokrasi için yazıp çizmiş, sokaklara çıkıp iktidarın devrilmesinde pay sahibi olmuşlardı. Yeni iktidarın özgürlük getireceğine kuşkuları yoktu. Özgürlük şiirleri, özgürlük üzerine yazılar ve öykülerin yer aldığı son/ özel sayı 25 bin adet basılıp dağıtıldı. Dergi kadrosunun keyfine diyecek yoktu doğrusu. 

12 Mart Muhtırası’na kadar sürdü sessizlikleri. Muhtıranın ardından birbirini telefonla arayan “a” dergisi kadrosu tekrar bir araya gelmeye karar verdi. Adnan Özyalçıner, Kemal Özer, Onat Kutlar, Edip Cansever, Asım Bezirci, Ülkü Tamer, Hilmi Yavuz gibi isimler Cağaloğlu’daki Gazeteciler Cemiyeti’nde bir araya geldiklerinde 1972 yılının başlarıydı. Kadronun içinde olmasına içindeydi ya hapisteydi Erdal Öz. Yalnız o mu? Altan Öymen’le “uçak kaçırdıklarına” hükmeden iktidar, Erdal Öz gibi daha nice aydın ve yazarı sudan gerekçelerle hapse atmıştı.

Gazeteciler Cemiyeti’nde bir araya gelen “a” dergisinin gündeminde tek soru vardı: “Ne yapmalıyız?” Karşı gelmek ve darbeye karşı direnmek konusunda hemfikirlerdi zaten. Karar kesindi, dergiyi yeniden çıkaracaklardı. Tamam da adı ne olacaktı derginin? Ne olacak “yeni a”. Ya kapatılırsa? Kapatılırsa kapatılsın “yine a” olarak yeniden çıkacaklardı. 1 Mayıs 1972’de 12 sayfayla başlayan dergi zamanla 16 sayfaya çıktı. Siyasal, edebi ve kültürel bir başkaldırıydı çıkış amaçları ve bu doğrultuda dolu dolu sayfalarla zamana karşı geldiler. “Anılarımın Kardeşi İzmir” adlı kitabında “yeni a”nın 16 sayı yazı işleri müdürlüğünü yaptığı yıllara değinen Refik Durbaş da “geniş oylumlu dergilerin düşünü” kuranlardandır.

27 sayı çıkan “yeni a” Adnan Özyalçıner’in “Sabah Ajansı” yazısında “suçu ve suçluyu övdüğü” gerekçesiyle toplatıldı ve kapatıldı. 1974 yılında çıkan af yasasında hırsız ve tecavüzcülerin salıverilmesini, buna rağmen TCK 141 ve 142. maddelerden siyasi tutsakların hapishanede tutulmaya devam edilmesini eleştiren Özyalçıner; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamına sözü getirip “suçu ve suçluyu övmüş” oluyordu.

“a” ve “yeni a” yazın tarihimizde sadece bir dergi olarak değil, 1950 kuşağı edebiyatçılarının oluşturduğu bir akımı da temsil eder.

Kuşaktan kuşağa entelektüel birikim aktaran edebiyat tarihimiz, aynı zamanda bir direnme geleneğini, yeniden var olma, yeniden üretme ve ısrar etmeyi de öğretmedi mi bize?

www.evrensel.net