İçeride - Dışarıda açlık grevleri


20 Nisan 2017 04:09

Açlık grevleri bir hak arama yolu olarak başvurulan bir araç. Dünya ve Türkiye pratiği, bu “araç”ın, insan hayatı için taşıdığı büyük riskleri ortaya koymakta.

İçeride:

17 Nisan itibariyle Türkiye  hapishanelerinde (33 farklı hapishanede), 292 siyasi mahpus (tutuklu ve hükümlü), süresiz/dönüşümsüz açık grevi yapıyor. Eylemcilerin 57’si kadın.

Açık grevinde bulunanların talepleri üç noktada toplanıyor: İlki, İmralı Cezaevindeki tecrit uygulamasının kaldırılması. İkincisi, OHAL ile birlikte ağırlaşan cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ve hak ihlali sonucunu doğuran uygulamalardan vazgeçilmesi ve üçüncüsü Kürt illerindeki abluka/kuşatmaya ve siyasi operasyonlara son verilmesi. Bu konuda HDP’nin cezaevi komisyonunun 17 Nisan tarihli “açlık grevleri bilgi notu” aydınlatıcı. Tam da bugünlerde KCK açlık grevlerinin sona erdirilmesi için çağrı yaptı. İnsan hakları örgütlerinin de ta başından beri mahpuslarla diyalog kurulması, insan hakları hukukuna uygun taleplerin kabul edilmesi ve gerçekten hal ihlaline yol açan uygulamalardan vazgeçilmesi için girişimlerinin olduğunu biliyoruz. Öte yandan içeride sürmekte olana açlık grevi eyleminde bulunanlarla dayanışmak amacıyla bazı ailelerin de dışarıda açlık grevi eylemine başvurdukları da biliniyor.

Dışarıda:

Dışarıda, başka bir amaçla açlık grevi eyleminde bulunanlar  var.
Nuriye Gülmen( 9 kasım 2016 tarihinden beri) ve Semih Özakça , Ankara Yüksel Caddesi insan hakları anıtı önünde aylardır sürdürdükleri “İşimi geri istiyorum” eylemlerine 9 mart 2017 tarihinde (42 gün önce)  açlık grevi eylemini de kattılar.
Söz gelimi Nuriye Gülmen’nin aylar önce dile getirdiği talep şöyleydi:

‘KEYFİ VE HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE AÇIĞA ALINDIM. İŞİMİ İSTİYORUM!’

1-OHAL kaldırılsın.

2- İşten atılan ve açığa alınan devrimci demokrat kamu emekçileri işe iade edilsin.

3- Keyfi ve hukuksuz işten atmalara son verilsin.

4-13 bin ÖYP’li araştırma görevlisinin kadro güvencesi geri verilsin.

5- İş güvencesi olmadan bilim yapılamaz, tüm eğitim ve bilim emekçileri için iş güvencesi istiyoruz.

Bir de Malatya’dan söz etmemiz gerekiyor. 84 gündür işimi geri istiyorum “ sloganı ile oturma eylemi yapan kamu emekçileri Umut Sertaç Özdemir,  Erdoğan Canpolat ve Özkan Karataş 78 kez gözaltına alındılar.

İçeride ve dışarıda yapılan direniş eylemlerinin ortak konusu, eylemcilerin dile getirdiği haksızlıklar, hukuksuzluklar ve keyfi muameleler olmaktadır. Adalet istiyorlar. Eylemciler eylemlerini baskılara keyfiliklere karşı yaptıklarını dile getirmekteler. İnsan onuru bir muamele beklentisini ortaya koyar. İnsan onuruna uygun muamele etme ve insan onuruna uygun muamele görme… Bu “muamele” yalnızca işkence yasağı ile sınırlı değildir. Haklara ve özgürlüklere sahip olma ve bu hakka en başta devletlerin/kamu otoritelerinin saygı göstermesi…

Bence İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 1. maddesini tekrar hatırlamak ve hatırlatmak gerek: Tüm insanların haklarda ve onurda eşit olduğu yazılıdır orada. Bakınız sadece haklara sahip olma bakımından değil, onura sahip olma bakımından da eşitlik vurgulanıyor.
O halde, içeride/dışarıda fark etmez, insana, onun haklarına ve onuruna saygı!Ve saygının gerektirdikleri…

NOT: Yazarımız yazısın, açlık grevlerinin bitirildiği açıklamasından önce yazdı. 

www.evrensel.net