27 Ocak 2017 03:26

Bir Osmanlı fıkrası

Paylaş

Mahsun Kırmızıgül şarkıcılığı bırakıp sinemada bir kariyer inşa etmeye giriştiğinden beri, abartılı dramlarla seyirci karşısına çıktı. Komediyi olsa olsa içine biraz saklıyordu. Sonunda kahramanının ölmediği ilk filmi Mucize sayılırsa, görücü usulü evlilikten bir komedi çıkarma fikri de belki oradan doğdu. Kırmızıgül sineması siyasi mesajı bol kullanmazsa olmaz, ki bu devirde hiç kolay bir şey değil. O yüzden Vezir Parmağı için Osmanlı’nın çok ulusluluğu gibi zekice, yani hem iktidarla uyumlu hem risksiz bir tema seçilmiş. Yan hikayede hesaplaşılan din bezirganı kadı, aslında sinemanın yüz yıllık yobaz karakterinden farklı değil ama Osmanlıcıları huzursuz etmeyeceği kesin mi? Olmayınca, şöyle oluyor: Sınırlı tanıtım, devletin ajansı, kanalı, büyük sermaye medyasından teveccüh, havuz medyasının şahin kanadından “Ecdada sövme” konulu karalama kampanyası, iddialı cümlelerden arınmış, sakin bir halkla ilişkiler. Karşınızda, Kırmızıgül usulü Osmanlı komedisi Vezir Parmağı.

Film, hayallerdeki Osmanlı’yı anlatarak başlıyor. Köyün erkekleri yıllar önce savaşa gitmiş, bir daha da dönmemiştir. “Vatan için”, “gavura karşı” kısmı bolca vurgulanır. Köyün onlarca bekar kadını, artık duruma isyan eder. Evlenecek adamlar ister, bunu da hemşehrileri vezirden talep ederler. Vezirin bu işi çözmek üzere görevlendirdiği Müstesna Efendi, hamal pazarında bu kez erkeklerden oluşan bir Osmanlı kalabalığına hitap eder. İstanbul’daki bu pazarda imparatorluğun dört bir yanından gelmiş yüzlerce, binlerce erkek toplanmış, Müstesna’nın savaşa gidecek beş asker seçmesini bekler. Seçilenler bir Karadenizli, bir Arap, bir Kayserili, bir Trakyalı, bir de Diyarbekirlidir. Yani anlatılan, bir Osmanlı fıkrasıdır.

Bu saf hamallar, savaşa gittiklerini sanarak ülkeyi uçtan uca kateder. Kadınlar ise, üçer dörderli gruplar halinde evlenecekleri adamları beklerken hazırlıklarını yapar. Hemen her sahnedeki her diyalog, kaba cinsellik içerir, peri bacalarının şeklinden derede yıkanmaya. Filmin adının geçtiği tek sahnede, gerdekten önce kıldıkları namazda kim tarafından parmaklandıklarını tartışırken, kuvvet versin diye tatlı ikram edilir: Vezirparmağı. Bu arada, kazanın kadısı, dindar görünüp halkı kandıran, haram yiyen, haksızlık eden, kadın düşkünü, bunlar yetmezmiş gibi affedersiniz rakı bile içen bir şerefsiz adamdır. Kadınlar buna bir oyun etmeye niyetlenirler ama onunla evlenmek dışında bir icraat görmeyiz. Herkesin muradına erdiği final, hikayeyi o kadar bitirir ki, kocalar savaştan (başka kadınlarla) döndüğünde kimse suratlarına bakmaz. Galiba bekar kimse kalmadığında film biter.

Yapılmak istenen, belli ki, Ertem Eğilmez’in yine böyle geniş kadrolarla yaptığı Tosun Paşa, Süt Kardeşler, Şekerpare gibi Osmanlı komedilerinin bir benzeri. Yanlış anlamalar, şeriat hukukunun katı kuralları ve onun arkasından dolanan birtakım uyanıklar üstüne kurulu bu komediler, yapıldığı dönemin ve oyuncuların hatırının büyük etkisiyle, hâlâ çok izlenen filmler. Ama ondan bir tane daha yapınca aynı etkiyi yakalamak mümkün olmaz elbette. Vezir Parmağı’nın kostümleri, oyuncuları, dönem atmosferi başarısız değil aslında, ama senaryo bunlara göre daha zayıf kalmış. Uygulanan kolaya kaçma yöntemi, sürekli cinsel göndermeler içeren diyaloglar kurmak olmuş. Erotizm de Yeşilçam’ın yabancısı değildir, 80’lerde arkayı kollama ve yatıp kalkma üzerine az film çekilmedi. Ama ayakta, giyinik ve bazen açık bazen kapalı seksten bahseden insanların bu derece “diline vurmuş”luğunun örneği o kadar çok değil.

Kafalarındaki ecdada uymadı diye daha filmi görmeden tepki gösterenler de bu cinsel içeriği bahane ediyor ama belli ki en bozuldukları, din bezirganı kadı tasviri. Kırmızıgül’e sorsalar muhtemelen “FETÖ’yü kastettim” diyeceği karakteri, üstlerine alınarak kendilerini belli ediyorlar. Ama 15 Temmuz’un hemen sonrasında dini kullanan din adamlarını eleştiren söylem bile kalmadı artık. Neyse, Osmanlı fıkrasının Osmanlıcıları ne kadar güldürdüğü onların meselesi. Dandik dizilerin yetmediği yerde, Osmanlıcılığı popülerleştirmek için ancak böyle cinsel içerikli fıkralarla şanslarını deneyecekler.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...