23 Şubat 2016 10:00

Cerattepe Cerattepe

Paylaş

“İnsanoğlu kalkınma, daha çok kâr, daha fazla üretim ve tüketim bahanesiyle, üretmeyeceği tek şey olan tabiatı çılgınca ve bilinçsizce tüketmektedir. Oysa tabiatın yok edilmesi demek insanın yoksullaşması ve sağlığının bozulması demektir.”
Bunlar bana ait sözler değil ama altına imzamı atarım.
Bu sözler Artvin Cerattepe’de yapılması planlanan altın, bakır ve çinko madeni için 2002’te TBMM’de söylenmiş. Sözlerin sahibi şu anda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olan Faruk Çelik. AKP’nin kurucuları arasında da yer alan Faruk Çelik, aslen Artvinli. Fazilet Partisi milletvekili iken ve yıl 2002 iken bu sözlerle madene karşı çıkan Çelik yıl 2016 olduğunda “bilgim yok” diye geçiştiriyor, topa girmek istemiyor.
Artvin halkı ayakta... İnsanlar nöbet tutuyor. İnsanlar doğayı devletten korumaya çalışıyor. İnsanlar hukukun yani Danıştayın Cerattepe madeni konusunda aldığı kararın uygulanmasını istiyor.
Ama devlet çevre illerden polis ve jandarmayı yığmış.
Başbakan Davutoğlu ‘anarşi’ ağırlıklı düşünen STK’lere sesleniyor ve madenin çevreye zarar vermeyeceğini söylüyor.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da eylemcileri tehdit ediyor, yolu kapatmak için ağaç kesen eylemcilere gerekli cezayı vereceklerini ilan ediyor. Şaka gibi.
Havuz medyasından Sabah gazetesi, konuyu daha da ileri götürdü. Artvin’de maden çıkarılmasını engellemeye çalışan grupları FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü), PKK ve Doğan medyası olarak ilan etti. Böylece bir seferde hepsini aradan çıkardı.
Polis insanlara saldırıyor, yaralananlar, gözaltına alınanlar var.
Bakın, biz Türkiye’de bunları unuttuk artık ama gerçekte olması gereken şudur; bir bölgede bir şey yapılacaksa konunun uzmanları vb. çevre, ekoloji, sağlık gibi değerlendirmeler yapar, uzman görüşlerini bildirir. Ama bu da yetmez, halka sorulur. Gelecek nesiller bunu bilsin diye söylüyorum. Zira 15 yıldır AKP döneminde yetişmiş bir nesil var, başka türlü bir yönetim görmedikleri için haklı olarak başka bir şey hayal edemeyebilirler. Normali budur çocuklar, halkın istemediği bir şey en azından gözden geçirilir, yenilenir vb. Bunlar göstermelik işler de  olsa demokrasi oyununda böyle olur. Yani binlerce polisi yığıp da, kadın-yaşlı demeden üzerine biber gazı sıkmak, şiddet uygulamak, devlet hastanesinin çocuk servisine gaz atmak olmaz.
Ama bizde ne oluyor? Çevre eylemlerini AKP şöyle formüle ediyor: AK Partiye karşı olanlar partiyi kötülemek için bunu yapıyor diyor. İnsanları derhal etiketliyor, suçluyor vs. Hatırlayın Yeşil Yol Projesi’ni engellemek için iş makinelerinin karşısına çıkan Havva Ana da nasibini alıp çapulcu ilan edildi.
Türkiye’ye benzer bir ülke olan Arjantin’den, doğal alanları nasıl korudukları konusunda örnek verelim. Milli parklarda yürüyüş ve tırmanış yapanların doğada hacetini bile görmesine izin vermiyor. Parkın girişinde dışkı poşetleri veriliyor, kaldığı gün sayısı kadar dışkı poşetini çıkışta dolu olarak teslim etmek durumunda, yoksa doğaya yapmış olabilirsiniz, bunun da cezası epey caydırıcı. Bu düzenlemeyi Arjantin devleti yapmış, amaçları sahip oldukları doğal güzellikleri korumak.
Tekrar Türkiye’ye dönecek olursak…
Sayın Davutoğlu’ya önerim şudur: Bir kent ayaktadır, yaşam alanları konusunda söz söyleme hakları vardır, bu insanların temsilcileri ile konuşun, halkın taleplerini öğrenin. Ve unutmayın, hiçbir şey insandan ve doğadan daha değerli değildir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa