02 Aralık 2015 05:00

Tiyatro keyfi gene vefa borcu ödüyor: Cahide Sonku Müzikali*

Paylaş

Tiyatro Keyfi, 2015-2016 sezonunu Türk sinemasında Muhsin Ertuğrul’un açtığı yoldan ilerleyen ilk kadın sinema yönetmeni Cahide Sonku’nun (1919-1981) hareketli ve hüzünlü yaşam öyküsünü müzikal olarak sunarak açtı. Dillere destan güzelliğinin yanı sıra birçok alanda öncü olan Cahide Sonku; hiç kuşkusuz cumhuriyet döneminin en gözde isimlerinden biriydi. Şehir Tiyatrolarının parlayan yıldızı Sonku, günü geldi sinema yönetmeni olarak da ünlendi ve kendi film şirketini kurdu. Ancak yaşamı tarifsiz kederler ve talihsizliklerle doluydu.
Tiyatro Keyfi’nin otuz küsur yıl içinde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş böyle bir efsanenin yaşam öyküsünü, son yıllarda başarılı oyun metinlerine imza atmış Gökhan Eraslan’ın kaleminden irdelemesi ise alkışlanacak bir hatırşinaslık örneği oldu.
 
İYİ YAZAR ERARSLAN
Gökhan Erarslan, Cahide’nin yaşam öyküsünü bire bir anlatma yolunu seçmemiş, böylece tarih dersi vermek istememiş, pek de iyi etmiş. Yaşam öyküsünü magazin bulamacına hiç bulaştırmamış. Araştırmış, incelemiş doğruluğundan emin olduğu bilgileri eline dolamış. Cahide’nin 13 yaşında Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Darülbedayi’e girişinden başlayarak,  1933’te “Söz Bir Allah Bir” filmiyle sinemaya geçişini; “Fedakâr Ana” filmiyle yönetmenliği deneyişini; çapkınlığıyla ünlü sahne arkadaşı Talat Artemel ile 1936’da evlenişini pek güzel anlatmış. Eşinin kendisini aldatması nedeniyle iki sene sonra boşanmalarının; yalnız yaşamaya başlamasının; erkeklerin önüne servetlerini dökmesinden nasıl hoşlandığının altını da ustalıkla çizmiş.
 
MARCEL BİLEREK Mİ ATLANDI
Mutlaka bir nedeni vardır, ama o yalnızlık günlerinde Marcel adında genç bir iş adamı ile tanışmasını ve Marcel’e aşık oluşunu sanırım bilerek atlamış. Oysa bilebildiğim kadarıyla Marcel’in, Sonku’nun yaşamında hayli önemli bir yeri var. Bilenler bilmeyenlere anlatsın demeyeceğim, o günlerde Müslüman kadının gayrimüslim birine aşık olması hoş karşılanmadığından bu aşk fevkalade gizli yaşanmış. Cahide Sonku, Marcel ile gözle görünür bir değişime uğramış; özel dikim elbiseleri, mücevherleri, lüks otomobilleri dillerde destan yazmış. Tarihimizin yüz karası olaylardan varlık vergisi ile Marcel sıfırı tüketince ve Aşkale çalışma kampına gönderilince ve de hem adli kurumlar, hem de çevre baskısı yoğunlaşınca Cahide, Marcel’in hayatını kurtarmak için sevdiğini boşlamış.  
 
TÜTÜN KRALI İHSAN
Neyse!
Gökhan Erarslan, Sonku’nun Tütün Tüccarı, Fabrikatör İhsan Doruk ile evlenmesini; Ender adında (1953) bir kızının doğuşunu; İhsan Bey’den de boşanışını ustalıklı ve kestirme tablolarla sahne diline yansıtmış. 1963’te bir yangın (muhtemelen kundaklama) sonucu 1950’de kurduğu Sonku Film yanınca, Cahide Sonku’nun da hazin sonunun yaklaşışını, boyalı ispirto için lokanta mutfaklarında bulaşıkçılık yaptığı günleri ve nihayet hazin sonu pek güzel çizmiş.
 Diğer taraftan, dramaturgisini de yaptığı bu müzikalde Kemal Başar’ın önsezilerine, zamanlama başarısına, sahne zekasına, koordinasyon yeteneğine bir kez daha tanıklık ediliyor. Fevkalade güçlü ve müdanasız; diğer taraftan dürüst, yırtıcı, hırslı, ne istediğini bilen ve elbette döneminin en güzel kadınlarından olan Cahide Sonku karakterini, karakterin soğuk, donuk yanlarıyla sahneye taşımayı başarmış.
 Hele bir de koreografi uygulatsaymış!
 
YARATICI KADRO
Müzikalin müziklerini son zamanlarda benim sahne müziği açısından dikkatle izlediğim ve (mütevazıen) takdir ettiğim Orhan Enes Kuzu yapmış. Kuzu’nun müzik estetiği, bu kere de müziğin bireyler ve toplum için güzellik ve beğeni serüvenine yönelik çalışıyor. Eserin yapısına ve anlamına göndermelerde bulunuyor. Bu eserinde de ses kümelerini kendisine alan olarak seçmiş. Oyunun kitapçığı/broşürü bulunmadığından Kemal Başar imzalı şarkı sözlerini okuyamadığım, söylenirken de çoğunu anlayamadığımdan, bir-iki yerde sanki kulağımda pırtlayan prozodi bozukluğu var mı, yok mu, doğrusu ahkam kesemeyeceğim.
 “Işık tasarımı Yüksel Aymaz’ın” dersem sanıyorum ne demek istediğimi kolaylıkla anlayacaksınız.   
Canan Göknel’in kostüm tasarımı kusursuz.
Erhan Yazıcıoğu, Hakkı Ergök ve Neslihan Yeldan’ın sesleri oyuna renk katıyor.
 
GELELİM OYUNCULUĞA
Tek kişilik müzikalin oyuncusu Nilüfer Açıkalın’ı tam 10 yıl sonra sahnede görmek bana sorarsanız özel bir mutluluk.
 Açıkalın, Gökhan Erarslan’ın yazdığı metnin Kemal Başar tarafından tematik olarak yaptığı aktarımın sözcülüğünü mükemmel yapıyor.  Rolünü tematik bağlamda çözümlüyor. Rolün fiziksel profilini iyi çıkarmış. Nilüfer Açıkalın’ın Cahide Sonku karakterinin fiziksel profilini ortaya dökmesi, aynı zamanda onun oyundaki duygusal ve toplumsal koşullanmalarını gösteren bir etken oluşturuyor.
Sonuç olarak söylemek istediğim, elli dakikalık oyundan Cahide Sonku ile tanışan/buluşan seyirci salondan hayli buruk ayrılıyor.
Buruk, ama o derecede de saygılı.
 Dürüst, yırtıcı, hırslı, ne istediğini bilen bir güzelden, en çok da güçten etkilenerek çıkıyor salondan.
Bu da zaten yazarın, yönetmenin, bestecinin, ışık rejisini yapanın, kostüm tasarımcısının izleyenin gücüne güç katmasını istediği katarsisin yaratılması amacı değil mi?

* Yazarımız Üstün Akmen ölmeden iki gün önce, 1 Ekim’de prömiyerini yapan Cahide Sonku Müzikalini izlemiş, fakat yazısını bize ulaştıramamıştı. Ailesi yazarımızın son yazısını kendi köşesinden yayımlanması için bize gönderdi. Akmen’in son yazısını olduğu gibi okurlarıyla paylaşıyoruz.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa