05 Ekim 2014 00:30

‘Dayê dünya xayine’!

Paylaş

Yarım yamalak bir Kürtçeyle, bir Kürdün ağzıyla yazılmış bir ‘duvar yazısı’ydı galiba, başlığa çıkardığımız... “Dünya hain (olmuş) Anne” diyordu! Tek başına, derdinle baş başa bırakılmışlığın acısı ve bu yalnız bırakılmışlığın sitem ve isyan karışımı kabulü…
Tam 20 gün oldu; elindeki ortaçağ ateşiyle bir canavarın kuşatmasında kıyameti yaşayan birileri var bu “xayin dünyanın” orta yerinde.
Ne söylesek, ne yapsak kifayetsiz; canavarın sıktığı mermiden, açtığı ateşten daha hızlı, daha etkili değiliz maalesef.
İnsan olmak ne zor şeymiş, ne ağır bir yükmüş böyle! Bir çakıl taşı olsun, paylaşmak, desteklemek için çırpınır koştururuz, “aman Kobanê düşmesin” diye, yazar çizeriz, bağırır çağırırız… Ama yaptığımız hiçbir şey, o kopkoyu kifayetsizliğin ağırlığı altında ezilmekten kurtarmaz bizi. Taş olur yüreklerimizde; elimizden, kolumuzdan yakalar, bir mengene gibi sıkar da sıkar ruhumuzu…
Sonra…
O “xayin dünya”dan sayılmamak için abanmak kendimize:
Acıkıyor olmaktan, yemek yemekten, uyuyabilmekten, çorbaya tuz atabilmekten, gülebilmekten, bakmaktan, görmekten, vs..vs…, utanır duruma gelmek…
Nefes alıp veriyor olmayı bile bir ‘ayrıcalık’, bir ‘lüks’ sayabilmek…
Utanmak da bir insani duygudur ama, vicdanımızın ölmediğine, hâlâ insan olduğumuza delalettir.  
Bizi kifayetsizliğimizle utanır duruma düşüren; vicdanını kaybetmiş, utanmaz egemenler dünyasında yaşıyor olmaktır.
O egemenlerin “xayin” dünyasıdır ki; 20 gündür taammüden bir katliama doğru akan zamanın alçak koordinatörü olarak görmedi, duymadı, konuşmadı…
“Koalisyon uçakları” Kobanê yakınlarındaki IŞİD mevzilerini bombalamış… 20 gün sonra! Ve kuşku yok ki, kendi envanterlerinden çıkmış tanklar, toplardır bombaladıkları…
Başbakan Davutoğlu, “Kobanê’nin düşmesini istemeyiz” demiş! ‘Stratejik derinlik’ böyle işte; bu satırlar yazılırken Kobanê’ye destek için Suruç’ta toplananlara gaz sıkılıyordu!
Bizi insani güdülerimizden bile utandıran, bunların türlü yalanlarla, uğursuz siyaset denklemleriyle dayattıkları, dört bir yanımızı kuşattıkları bu ‘yalan dünya’sıdır işte!
Yarattıkları ve üzerimize saldıkları son belayla daha bir alçak, daha bir haindirler!
Ama çok şükür ki hayat var hâlâ!
Birileri ne kadar hainleşiyorsa, bunu “gerektiren” bir şeyler var demektir.
Hayatın ve insanlığın tutunduğu, direndiği mevziler…
Evet, kifayetsizliğimizle utanırız da, bugün böylesi bir mevzi tutmuş, hayat uğruna gülerek ölüme gidebilen Kobanê’nin devrimcileriyle aynı düşlerin, aynı ideallerin ortakları olmanın da onurunu yaşarız.
“Hayatın sadece hayatta kalmanın aracı olmadığı” böylesi bir dünya da var! Şerefli, yiğit kardeşlerimizin gök ekinler gibi toprağa düştükleri, paha biçilmez bir değerler dünyasıdır bu. Kobanê devrimcileri bizim bu dünyamızı daha bir değerli kıldılar ve o aşağılık egemenlerin dünyasının sefaletini bir kez daha gösterdiler.
Şimdi, karanlıkta kuşatıldıkça parıldayan yalnız bir yıldızken Kobanê…
Ah körolası “xayin dünya”, senin de çarkın kırılır elbet!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa