Yüksek Evde Oturanın Türküsü


22 Şubat 2011 14:12

Yerelde, güç koşullar altında görev yapar gazeteci dostlar. Bu kez onlarla Çukurova’da buluştuk. TGC’nin, Konrad Adenauer Stiftungla ortak yürüttüğü proje kapsamında “Hizmet İçi Eğitim” seminerlerinin 57.sini Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde gerçekleştirdik. Kadirli ve çevresi evrensel kültürün zengin mirasını barındırıyor. Bir yandan da toprak emekçilerinin yaşam kavgalarının destanını... Kadirli deyince Yaşar Kemal gelir akla. Ve de onun ünlü romanı İnce Memed. Ağaların zulmüne, sömürüsüne başkaldıran bir toprak emekçisidir İnce Memed. Kadirli, Karatepe, Osmaniye üçgeninde kırsal alanda bir anıtı var İnce Memed’in. Şimdilerde o da yalnızlığı yaşıyor gibi geldi bana. Kadirli, eğitime katkıları ile ünlü Eski Kaymakamı Mehmet Can’la anılır sıkça. Yaşar Kemal’in, sonraları tiyatro oyununa da dönüştürülen romanı “Teneke” bir bakıma Mehmet Can’ın yöredeki çabalarından da kesitler içerir.
Anadolu’da gezip dolaştığınız hemen her il ve ilçe yaşadığımız geniş coğrafya’nın küçük bir örneği gibidir. Geçim derdinden, işsizlikten, düşük ücretle güvencesiz çalışmadan yakınılır yakınılmasına ama ille de siyaset ağırlıktadır konuşmalarda. Bu da insan ilişkilerinde gruplaşmalara, bölünmelere yol açar. Yerel basının da örgütlenme açısından böyle bir sorunu var. Güçlü birliktelik yerine her ilde, ilçede kuruluveren üç dört dernek yöreye yarardan çok zarar veriyor. Kadirli ilçesinde medya çalışanları özlenen birlikteliği gerçekleştirmiş. Siyasi duruşlarına bakılmaksızın salt gazeteciliği hedefleyen gazeteciler derneklerini tek çatı altında toplamayı  başarmışlar. Bunda da Kadirli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Muzaffer Yüksel Kaya’nın kişiliğinin, insanlara sıcak yaklaşımının ve kültürel donanımının etkin bir rol oynadığı anlaşılıyor. Mesleğin geleceği açısından umarız Kadirli’deki bu birliktelik öteki il ve ilçelere de örnek oluşturur.
Kadirli’de dostlar bizi Geç Hitit Dönemi eserlerinin sergilendiği Aslantaş-Karatepe Milli Parkı ve Açık Hava Müzesi’ne götürdüler. Müzede ülkenin yüz akı bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Halet Çambel’le buluşabilmeyi çok istiyorduk. Olmadı. Hocası Prof. Thedor  Bossert’le 1947’de başlattıkları kazılardan bu yana zorunlu işleri dışında Karatepe’den hiç ayrılmamış Halet Çambel. Ömrünü kazılara, çıkarılan eserlerin sergileneceği bir müze oluşturmaya adamış. Tüm yöre halkı saygı ve sevgiyle söz ediyor ondan.
Karatepe’de, Kastabala (Hierapolis) kazı alanında dolaştık. Gördüklerimiz ve edindiğimiz bilgiler bir köşe yazısının çerçevesine sığmaz. Ancak şu kadarını söyleyebilirim. Çukurova doğa güzelliği, bitki çeşitliliği ve yeraltı kültür hazineleri açısından eşsiz bir bölge. Koruyabiliyor muyuz? Orası tartışılır. Doğa cenneti Türkiye’yi betonlara boğmak, akar suları, vadileri HES’lere kurban etmek, ormanlık alanları yapılanmaya açmak insanımıza ve doğaya karşı işlenen bir suç gibi geliyor bana. Gelin bu yazıyı Gülten Akın’ın bir şiiriyle bağlayalım. Yüksek Evde Oturanın Türküsü:


Evleri yüksek kurdular
Önlerinde uzun balkon
Sular aşağıda kaldı
Aşağıda kaldı ağaçlar

Evleri yüksek kurdular
On bin basamak merdiven
Bakışlar uzakta kaldı
Uzakta kaldı dostluklar

Evleri yüksek kurdular
Cama betona boğdular
Usumuzdaydı unuttuk
Topraklar uzakta kaldı
Toprağa bağlı olanlar

evrensel.net
www.evrensel.net