Düş Zengini


25 Nisan 2011 09:40

Ülke gündemi ile oynamak, komplo teorileri üretmekte üstümüze yok. Bu alandaki başarıda büyük payın siyasetçilerle medyanın bir biçimde ortaklaşa kotardıkları uzlaşmada yattığını düşünüyorum. Sonuçta zaten kafası her daim karışık işsizlik, aşsızlık ve sosyal güvence yoksunu ‘büyük insanlık’ giderek daha bir çaresiz duyumsuyor kendini. Şiddete, çatışmalara, ölümlere alıştırılmanın bedelini neden kendi çocuklarıyla ödediğinin ayırdına varmaksızın acıları içlerine akıtarak yaşantılarını sürdürüp gidiyor.

Yeni yüzyıl da büyük insanlığa mutluluk getirmedi. Tersine silahlar yine susmak bilmiyor. Şiddet insanlığı kemiriyor. Çağ dışı din ve mezhep çatışmalarının fitilinin ateşlendiği Orta Doğu’daki bölgesel savaşlarda yine en çok çocuklar ve kadınlar ölüyor. Bulaşıcı hastalıklar, yoksulluk, açlık, sömürülmek hala büyük insanlığın kaderi sanki. Bir başka insanlık kıyımı ise doğadan geliyor. Varsıl devletlerin çokuluslu şirketler eliyle her geçen gün biraz daha zehir saçtığı gezegenimiz isyan ediyor. Doğal afetler değişik coğrafyalarda insanları yutuyor, topraklarını evlerini yıkıp geçiyor. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin zengin toprakaltı kaynakları çağın yeni sömürgeciliği ile yağma ediliyor.

İşgaller, zorbalık ve terör yerküreyi cehenneme çeviriyor. Terör terörü doğuruyor. Topraklarından, evlerinden sürülen, göçe zorlanan insanların dramı salt 5-10 saniyelik film karelerinde kalıyor. Ölenleri sayıya gelmeyen büyük insanlık 21. yüzyılın yeni sahnesinde kaç kişinin umurunda dersiniz? Yakında ülkede genel seçimler yapılacak. Parlamentomuz yenilenecek. Demokrasi kalıplarına sığmayan bir siyasi partiler yasası ve halkın oylarının parlamentoya hakça yansımasını önleyen bir yüzde 10’luk baraj var karşımızda. Bir de eklemeler, çıkarmalara karşın 12 Eylül ruhunu koruyan bir anayasamız. Dünyada çığ gibi büyüyen sorunlara, bir tür kaosa dönüştürmeyi becerdiğimiz Kürt, Ermeni sorunlarına Kıbrıs’ı da katarsanız, oluşacak parlamentonun önünde çok ama çok zorlu bir dönem var. Sözün özü sorumluluk sandık başına gidecek yurttaşta bundan böyle. Düzen partilerinin seçim beyannamelerini okurken emek insanlarının, basın çalışanlarının, sendikal haklara değgin sorunların es geçildiğini gözden kaçırmayacaklarını ummak istiyorum. Düzen partilerinin seçim vaatlerini okurken/dinlerken Eduardo Galeano’yu anımsadım. Bülent Kale’nin dilimize çevirdiği “Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu-” adlı yapıtında insanlar için farklı bir dünya mümkün görüşünden yola çıkarak zenginleştirdiği düşlerini sıralar. Seçim atmosferinde sırasıdır diyerek bir bölümünü okurlarımla paylaşmak isterim:
“* Hava, insanların tutku ve korkularından hariç, bütün zehirlerinden temizlenecek.
* İnsanlar çalışmak için yaşamak yerine, yaşamak için çalışacak.
* Nerede doğmuş olursa olsun ve ne zaman yaşamış olursa olsun, haritaların ve zamanın sınırlarına en ufak bir önem vermeden adalet ve güzellik isteği duyan herkesin çağdaşı ve yurttaşı olacağız;
* Eğitim, parasını ödeyebilenlerin ayrıcalığı olmayacak.
* Tarihçiler, ülkelerin işgal edilmekten hoşlandıklarını düşünmeyecekler.
* Politikacılar, yoksulların vaat yemekten hoşlandıklarını düşünmeyecekler;
* Hiç kimse kendi çıkarına en uygun olanı yapmak yerine, doğru olduğuna inandığını yaptığı için kahraman ya da aptal olarak görülmeyecek;
* Sokak çocuklarına çöp gibi davranılmayacak, çünkü sokak çocukları olmayacak;
* Dünya artık yoksullara karşı savaşta olmayacak, yoksulluğa karşı savaşacak ve silah endüstrisinin iflasını ilan etmekten başka çaresi kalmayacak;
* Ölüm ve para sihirli güçlerini kaybedecek, ne ölüm ne de servet bir rezili erdemli bir beyefendiye dönüştürebilecek.
* İktisatçılar tüketim seviyesine, yaşam düzeyi, mal çokluğuna yaşam kalitesi demeyecekler.
* Ceza yasalarına, tıpkı ne söylediğini bilmeden şarkı söyleyen kuş ya da ne oynadığını bilmeden oyun oynayan çocuk gibi yalnızca yaşamak için yaşamak yerine, sahip olmak ya da kazanmak için yaşayanların işlediği aptallık suçu da ekleneçek.”

Gördüğünüz gibi Galeano’nun düş dünyası zengin. Gelin düş gücünüzü işleterek barış içinde daha yaşanabilir bir dünya yaratma yolunda Galeano’nun zengin düş dünyasına katkıda bulunalım. Düş kurma hakkımıza da yasak getirecek değiller ya. Daha neler !..

evrensel.net
www.evrensel.net