Ekrana bakarken


26 Kasım 2012 11:33

Darbeci iki generalin yargılanması ilginç bir şekilde devam ediyor. Yattıkları yerden ifade veren bu iki general, yaptık ettik diyerek, insanlık suçu işlediklerini bir anlamda kabul ettiler.
Bunların sanal ortamda yargılanmasını görünce, cunta dönemindeki duruşmalar aklıma geliyor. Tek tip elbiseyi protesto ettikleri için üstlerindeki don-fanila ile yargılanan, duruşmalarda yakınlarının gözü önünde dipçiklenen, duruşmaya gelene kadar cezaevi aracında dayak yediği için ayakta bile duramayan devrimciler geliyor aklıma.. Bırakın onu, duruşmaya çıkma fırsatı bile bulamadan yargısız infazlarla kaybedilen, işkencede öldürülen devrimcileri hatırlıyorum. Onları hiç unutmuyoruz; geçtiğimiz günlerde, meydanlarda 400. kez evlatlarını arayan cumartesi anneleri de unutmuyor.
Darbecilerin yargılanma süreci, bildiğiniz gibi 2010 yılında yapılan referandum ile başlamıştı. Benim de dahil olduğum sosyalist blok, referandumda kurulan başka tezgâhları fark ederek “Hayır” oyu kullandı. Bir kesim ise referandumu boykot etti. Referandumun kabulü sonrasında başlayan bu yargılama, kaygılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu, AKP’ye kanıp inanmanın ne kadar akla ziyan bir şey olduğunu tekrar ortaya koyuyor. Darbecilerin yargılanması gösteriye dönüştü ve sonucunda bir halt olmayacağı açıkça belli oluyor. AKP’li bakanlar bile, darbecilerin halkla alay ettiğini itiraf ediyorlar.
Bununla birlikte, o iki generalin yargılanma süreci bugüne kadar bilinen, ancak ortaya çıkarılmayan birçok vukuatın resmi ağızlardan dillendirilmesini sağlayabilir. Sonucunda bir şey çıkmayacağını tahmin etmek zor olmasa dahi, darbecilerin bu vukuatlarının halka teşhir edilmesi önemlidir.
Devrimci 78’liler Federasyonu’nu ve onların hukukçular grubunu, çabalarından dolayı yürekten kutluyorum. Gündeme damga vuran soruları, duruşmalarda darbecilere soruyorlar. Bu sorulara hiçbir cevap alınamamasına rağmen, sorulan sorular bizim gerçeğimizi ortaya koyuyor. Ayrıca, darbecilerin servetlerinin yavaş yavaş ortaya çıkartılmasını sağlıyorlar. Bu noktayı çok önemli buluyorum, çünkü bu servet araştırması o iki generalin ve diğer bütün omuzu kalabalıkların akçeli işlerini meydana dökecektir.
Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın MASAK ( Mali Suçları Araştırma Kurulu ) tarafından yapılan mal varlığı araştırmasından ilginç ayrıntılar çıktı. Evren’in, tam 76 tane banka hesabı bulunduğunu ve Marmaris’teki bazı şirketlerin sahibi olduğunu öğrendik. Tahsin Şahinkaya’nın,eşinin ve kızının, inanılmaz tutarlardaki banka hesaplarından ve değişik şirketlerdeki hisselerinden haberdar olduk. Gördük ki; bu katil generaller şimdi mal kaçırma derdine düşmüşler, hem de nasıl..
Bu iki generalin mal varlıklarının araştırılmasına, mahkeme 11 Mayıs 2012 tarihinde karar veriyor. Tahsin Şahinkaya’nın eşi ile kızı, bu tarihten sonraki bir hafta içinde banka hesaplarından tam 1 milyon 329 bin TL çekiyorlar. Kenan Evren’in kızlarına ve torununa ait banka hesaplarında da, referandum sonrasına ve özellikle bu tarihlere denk gelen günlerde yüksek tutarlarda hesap hareketliliği görülüyor. Paralar oradan oraya transfer ediliyor ve bu miktarlar hayal bile edilemeyecek tutarlara ulaşıyor.
ABD de üretim yapan uçak firmaları, o yıllarda Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki askeri yetkililere rüşvet verdiklerini birer birer itiraf etmişlerdi. Bu firmalar; Lockheed, General Dynamics ve Northrop isimli firmalardı. Bunların itiraflarında verilen rüşvetlerin miktarları vardı ama, kime verildiği isim isim açıklanmıyordu. TIME dergisi ise, dünyanın en zengin 7 generali içinde Tahsin Şahinkaya’nın adını belirtti ama, o derginin o sayısı cunta döneminde Türkiye’ye sokulmadı.
Katilliğin ve hırsızlığın ortaklığı, darbecilerin bu ilginç yargılama sürecinde mutlaka ortaya çıkarılmalı ve bu ortaklığa dahil olan bütün rütbeliler ve rütbesizler teşhir edilmelidir. Bunların ve yakınlarının mal varlıklarına, yurt içindeki ve yurt dışındaki banka hesaplarına el konulmalıdır.
Ekranda bunları seyrederken, paralar uçmasın diyorum..

evrensel.net
www.evrensel.net