Suskunluk ortaklıktır


29 Ekim 2012 11:53

İyi bir sınav vermiyoruz. Cezaevlerinde yüzlerce Kürt tutsak ölüme yatmışken, olup bitene seyirci kalmanın ezikliğini bile hissetmiyoruz.
Hani biz Kürtlerle kardeştik?.. Hani asırlar boyu birbirimizle kaynaşıp birlikte yaşamıştık?.. Fabrikalarda, tarlalarda hani beraber çalışmıştık?..
Tekçi sistem, kardeşin tekini hep reddetti; kardeşin dilini, kültürünü, varlığını yok saydı. Onu herkes biliyor, ama bilenlerin bir kısmı da bu direnişi yok sayıyor, direnişi görmüyor..
Tutsakların direnişine dışarıda destek veren halk var, yoldaşları var, onları yok sayamayız. Özellikle HDK bileşenleri ve sosyalist partiler, sokaklarda ve cezaevi kapılarında direnişi sahipleniyor. Emek ve meslek örgütlerinin çoğu ise bu duruma kayıtsız kalmaya devam ediyor. Sendikaların ve meslek örgütlerinin uzun tatili bitince ibrenin tersine dönüp dönmeyeceğini bilemiyorum ama; direnişçilerin bu mevcut kayıtsızlığı hak etmedikleri açıkça ortadadır.
Direnişçi tutsaklar, dışarıda bulundukları dönemde o emek ve meslek örgütlerinin hak taleplerini yalnız bırakmayıp sonuna kadar üstlendiler. Alanlarda ve sokaklarda beraber yürüdüler, beraber gaz yediler. Gelinen bu noktada ise, tutsaklara o örgütlerce sahip çıkılmadığını, sadece basın açıklamaları ile yetinildiğini hepimiz görüyoruz. Sendikalar sokağa dökülmeliydi örneğin, ama birkaç tanesi haricinde ses çıkaran olmadı. Hekimler ve hukukçular dışındaki meslek örgütleri, açlık grevi direnişine dair tek söz etmediler. Kendi meslek örgütüm TMMOB ise suskunluk ve kayıtsızlığını halen sürdürüyor.
Emek ve meslek örgütlerinin duyarlı üyeleri, grevci tutsakların direnişini sahiplenerek üst yönetimlerine yol gösteriyorlar. Yönetimlerin, üyelerin gerisinde kaldığına ilk kez tanık olmuyoruz. Daha önce de benzer durumlar yaşanmış olmasına rağmen, bu yönetimler gerekli mesajı almadılar ve bildiklerini okumaya, konumlarını korumaya devam ettiler.
Açlık grevlerinin ortaya çıkaracağı ağır tablo karşısında, bu direnişe duyarsız kalanların bundan sonra nasıl bir tutum göstereceğini bilmiyoruz. Hükümetin ve sermaye basınının sessizliği sürüyor, koca koca gazetelerden ses çıkmıyor. Pazar ekleriyle beraber onlarca sayfadan oluşan gazetelerde, cezaevi direnişleri ile ilgili tek bir haber, yorum, köşe yazısı göremiyoruz. Televizyonlarda ise, direnişi destekleyen halkı terör yandaşı olarak niteleyen haberler yer alıyor.
Böyle dönemler, her kesim için bir eşik noktasıdır. Suskunluğun ortaklık olduğunu bilenler, sessizlik perdesini kaldırmaya çalışırlar. O perdenin arkasına gizlenenler ise, günü gelince sahnede nasıl boy göstereceklerinin hesabını yaparlar.
İnançları uğruna ölüme yatan tutsakların, bedenlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yok. Onların direnişine sessiz kalanlar ise güven kaybedecekler, ama yine de bir şekilde koltuklarını koruyacaklar...

evrensel.net
www.evrensel.net