O daha çocuktu…


12 Ekim 2012 10:55

Şeriatçı Taliban militanları, Pakistan’da 14 yaşındaki bir kız çocuğuna suikast düzenledi. Kız çocuklarının eğitim hakkını savunması nedeniyle ülkesinde sembol bir isim haline gelen Malala Yousufzai, okulunun servisinde başından kurşunlandı ve şu anda hastanede yaşama tekrar tutunmaya çalışıyor.
Pakistan’da kız öğrenciler başta olmak üzere halk, sokaklara dökülerek bu saldırıyı protesto etmeye başladı ve eğitime bir süre ara verildi. Taliban militanları ise, Malala’nın iyileşmesi halinde kendisini tekrar vuracaklarını bildirdiler.
Malala, yaşadığı bölgede etkin bir güç olan Taliban’ın, kızların okula gitmesini yasaklamasına karşı aktif bir mücadele içine girmiş ve takma isimle yazdığı günlüklerini kamuoyuna açıklamıştı. Geçtiğimiz yıl Pakistan Ulusal Barış Ödülü alan Malala, Taliban’ın gerçek yüzünü ortaya çıkardığı için uzun süredir tehdit altındaydı. Bu tehdidin sadece ona yönelik olmayıp, bütün kız çocuklarını kapsadığını bilen dünya kamuoyu onu sahiplendi, ama ne yazık ki can güvenliğini sağlamayı başaramadı.
Dine dayalı yaşam biçiminin eğitime, özellikle de kız çocuklarının eğitimine düşman olduğunu hepimiz biliyoruz. Feodal düzenin temel taşı olan ataerkil yapı, şeriatçı düşüncede karşılığını daha çabuk buluyor ve etkin oluyor. Dinci bağnazlık, kız çocuklarını eğitim ve üretimden uzak tutup eve hapsetmeyi hedefliyor.
Kız çocuklarının eğitimden ve sosyal yaşamdan uzaklaştırılması, başta İslam dininin etkin sayıldığı ülkeler olmak üzere, bütün ülkelerde yaygınlaşıyor. Tüm dünyada, kız çocuklarının yarıdan fazlası okul yüzü görmüyor. Okula gidenlerin ise sadece yüzde otuzu ilkokuldan sonra eğitimine devam edebiliyor. Din bezirgânlarının sözünü tutan yoksul ve cahil aileler, erkek çocuklarını okutabildikleri kadar okutuyor, kızlarını ise önce eve kapatıp hemen sonra da evlendiriyor. Çocuk yaşta evlilik oranı artıyor, kız çocukları giderek yaşamdan soyutlanıyor.
Malala’nın tek başına yürütmeye çalıştığı eğitim hakkı mücadelesi elbette yetersizdir ve onun şahsında sınırlı kalacaktır. Metropollerin sokaklarında hoplayıp zıplayan feministlerin ise bu mücadeleden haberleri yok, onlar kendi küçük burjuva dünyalarında gezinip duruyorlar.. Kadın özgürlüğünü sadece gece sokağa çıkabilmekle sınırlayan bu feminist akımların, eğitimde eşitlik diye bir dertleri de bulunmuyor..
Bizim Milli Eğitim Bakanlığı, son 15 yıla ait eğitim istatistiklerini yayınlamış, oturup onu inceledim. Verilere göre, tüm okullardaki erkek öğrenci sayısı, kız öğrencilerden daha fazla.İmam-hatip liselerinde ise ilginç rakamlar var...İmam-hatip liselerindeki kız öğrenci sayısı yıllar içinde giderek artmış ve şu anda erkek öğrenci sayısını geçmiş bulunuyor.. Bu artış, sadece imam-hatip liselerinde geçerli.. İlköğretimi bitirdikten sonra orta öğretime devam etmeyen öğrencilerin çoğunluğunu ise kız öğrenciler oluşturuyor, bu durum imam-hatip okullarında da aynı..
Kadınlardan imam olmayacağına göre, imam-hatip liselerindeki kız öğrenci sayısının fazla olmasının nedeni üzerinde iyi düşünmemiz gerekiyor. Amaç, kız çocuklarının eğitim düzeyini artırmak falan değildir.. Bizdeki ılımlı İslam boyalı gerici sistem, kız çocuklarının imam-hatiplere girmesini teşvik ediyor, ama daha sonra yine eve kapatıyor. Sistem bilir ki, yeni nesilleri doğrudan ve en iyi etkileyecek olan kişi, eve kapatılmış olan kadındır, tutsak annedir.. Amaç, beyinleri hurafe ile doldurulmuş kız çocuklarının erken yaşta evlenerek en az 3 çocuk sahibi olmaları ve yetiştirecekleri çocukların beyinlerini de yine aynı hurafelerle doldurmalarıdır..
Malala daha çocuktu, henüz 14 yaşındaydı, hurafeye karşı çıkınca alnından vuruldu ve şimdi hastanede yaşam savaşı veriyor.
İyileşince yine vuracaklar, onu da biliyor...

evrensel.net
www.evrensel.net