Blogdan al haberi


04 Nisan 2011 12:08

Wikileaks örneği ile birlikte dünyanın önemli merkezlerinde gazeteciliğin geleceği ve gazetecinin tanımı tartışılmaya başlandı. Gerçekten kamuoyunu doğru, yansız bilgilendirmekle yükümlü gazeteciliğin sonu mu geliyor? Yoğun sermaye ağırlıklı, dağıtım tekelini, iletişim teknoloji pazarını elinde tutan uluslararası şirket medyasını dikkate aldığınızda bu soru çok da anlamsız kaçmıyor. Kamuoyundan haber gizleyen, haber dezenformasyonu yapan, gazetecilik ilkelerini kale almayan grupların dijital devrime karşı yakın bir gelecekte ayakta kalma şansları kalmayacak. Şirket içi yayın organlarına dönüşecekler. Çoğu şimdiden dönüştü bile. Ne var ki gelişen siber dünyaya karşı anamalcı uluslararası medya şirketlerinin hem uluslararası düzeyde, hem devletler nezdinde girişimlerde bulunarak sansür, oto sansür, yasaklama, karşı saldırı gibi anti demokrat alışkanlıklarından vazgeçmeyecekleri de giderek daha iyi anlaşılıyor.

Basın mesleğine uzun yıllar muhabir ve köşe yazarı olarak emek vermiş dostum Zeynep Atikkan’ın, akademisyen Aslı Tunç’la birlikte yazdığı blogdan al haberi adlı kitap zamanlama olarak çok da gereksinim duyulan bir ortamda ulaştı okurun eline. Öncelikle devleti yönetmeye soyunanlar, siyasetçiler bırakın demokrasileri, tek adamlı totaliter ülkelerde dahi yasaklarla bireyin iletişim özgürlüğünün önüne geçemeyeceklerini öğrenmeliler. Bunun somut örnekleri günümüz Ortadoğu’da yaşanıyor. Bizde de Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu kitabı yasaklama, toplama, imha eylemlerine karşın yüz binlerce bireyin dijitalde okuyabildiği bir materyale dönüştü. Özetle anamal düzeninin medyası şirketleşerek yeni modeller üretmeye girişip kâr paylarını artırdıkça, gerçek ve özgür  gazeteciliğin peşinde olanlar internet basınını genişletiyor, halka daha çok yöneliyor... Buna blogları ve sosyal paylaşım ağlarını da eklemek olası elbette.

Blogdan al haberi kitabında ABD’den Mısır’a, Türkiye’den Endonezya’ya uzanan geniş bir yelpazede dünyanın ünlü blogcuları ve djital medya uzmanları ile gerçekleştirilmiş söyleşiler yer alıyor. İçeriği ile sanırım konusunda bir ilk olma özelliğini taşıyor bu çalışma. Okurken sosyal medya olgusu çerçevesinde  kafanıza takılan: gazetecilik nereye gidiyor? sorusunun yanıtı ile karşılaşır, günümüzde dijital eylem ve sanal demokrasi kavramlarını, blogların ekonomik boyutunu tartışırken bulabilirsiniz kendinizi. Zeynep Atikkan neden bolglara bu denli önem verdiğinin ipuçlarını giriş bölümünde veriyor okura : “Haberi blogdan alacağım aklıma gelmezdi ama başıma geldi. 2006 yılında yayınlanan ‘Amerikanın Cinneti’ kitabımın araştırma safhasında hep bloglara yönlendim. Yönlendirildim. Farklı haber ve yorum sanal dünyada idi. ‘Amerikan Cinneti’ni yazarken elinizdeki kitabın rotası çoktan çizilmişti. Zaten şu satırları yazmıştım: Blogların modern medya çağının yeni bir aşaması olduğu tartışılmaz. Haberin ve çevresindeki tartışmanın geniş kitlelere ulaşmasında bloglar ve internet siteleri artık belirleyici rol oynamaktalar. Bloglar, bilgiyi kontrol etme gücüne sahip olan büyük medyayı da zorluyorlar. Bilgi örtbas edilemiyor. Burası teknolojinin demokrasiyle buluştuğu bir âlem henüz işin başı. Henüz her şey son derece karmaşık. Zaten bu âlemin özelliği birleştirici değil, aksine savurucu ve kutuplaştırıcı olması ama yarınlar bireyin kendisini ifade edebildiği, sansürün hiçbir türünün diş geçiremediği siber âlemde gerçekleşecek.”

Yapı Kredi yayınlarından çıkan Blogdan Al Haberi gazeteciliğe gönül vermiş herkesin ama özelde genç iletişimcilerin altını çize çize okumaları gereken bir kitap. Kotaranların eline, yüreğine sağlık…

evrensel.net
www.evrensel.net